Bölünmeyi tartışmaya açan zihniyet

Özcan YENİÇERİ

Ne kadar saçma ve tahrik edici olursa olsun söylenen sözler, yasaklanan sözlerden daha az tehlikelidir. İnsanların ne düşünüyorsa açıkça ortaya koymaları her anlamda yararlıdır. Baskıcı ve yasakçı zihniyete karşı olmak da demokratik kültürün gereğidir. Her şey tartışılsın! Serbestçe her türlü düşünce açıklanabilsin. Buna demokrat bir kişinin itirazı olamaz. İtirazlar ancak, haddin aşılmasına, insanları toplumun ve ülkenin birliği aleyhine olacak duygulara sevk etmesine olabilir. Biz de konuya bu bağlamda yaklaşacağız.


Bölünelim gitsin!
Bir süre önce “Demokratik/Kürt Açılım” ı adlı garip projenin açıklanması sürecinde emekli büyükelçi Ümit Pamir, şunları söylemişti: “Bence Türklerle Kürtlerin birlikte mi, yoksa ayrı ayrı mı yaşamak istedikleri saptaması referandum ile birlikte yapılmalıdır./...Eğer Kürtlerin 3’te ikisinden fazlası “Ben ayrılmak istiyorum” diyorsa o zaman bu ayrışmanın aşamaları konuşulur. İlk başta eyalet sistemiyle başlanır, yavaş yavaş bağımsızlık gündeme gelir”.
Aslında PKK’nın bütün amacı, toplumu Pamir’in söylediği bu noktaya sürüklemektir. Örgüt, Türk ile Kürt’ün bir arada yaşamasının imkânsız olduğunu kanıtlamaya çalışmaktadır. Bunun için birbiriyle iç içe girmiş, bütünleşmiş kitleleri her türlü kışkırtmayı yaparak birbirine karşıt olarak konumlandırmaya çalışmaktadır. Böylece birlikte yaşama iradesi zehirlenmeye çalışılmaktadır. Teröristlerin öldürdükleri çocuklar, şehit ettikleri Mehmetçikler, yaktıkları arabalar, bastıkları karakollar hep bu amaç içindi. Her şeye rağmen Kürt ve Türk’ü birbirine düşürmeyi başaramadılar.


Bir arada yaşamak zorunda değiliz!
Ertuğrul Özkök, terörist eylemlerin yirmi dört saat mesai yaptığı bu günlerde Pamir’inkine benzer bir görüş dillendirdi. Onun yazısının başlığı “Türkler ile Kürtler bir arada yaşamak zorunda mı?” Özkök, bir arada “yaşamayacaksak, artık adını koyalım” diyor. Özkök, bu arada “80 yıllık ezberi bozmaktan” da söz ediyor ve “Özal 20 yıl önce ‘Federasyon dahil her şeyi konuşmalıyız’ dediğinde yer yerinden oynamıştı. Şimdi bu soruyu soruyoruz, yer yerinden oynamıyor, yaprak bile kımıldamıyor. Demek ki, 20 yılda mesafe kat etmişiz” diyor. Özkök, Özal’dan yirmi yıl sonra bir adım daha ileri giderek açıkça bölünmeyi ve ayrışmayı tartışmaya açıyor! Nedenini de bu çağda terörle mücadele etmenin zorluğuna bağlıyor. Özkök’ün, bölünme ya da ayrışmayı terörü sona erdirecek bir yöntem olarak ön gördüğü anlaşılıyor. Terörün amacı, toplumda bıkkınlık, yılgınlık, yorgunluk, korku ve kaygı yaratarak taleplerinin kabul edilmesini sağlamaktır. 
Burada söz konusu olan kişiler değil zihniyetlerdir. Bu zihniyet, terörden kurtulmanın yolunun teröristlerin amaçlarını kabulden geçtiğine inanıyor. Çözümleri ise gayet basittir: Teröristlerin iddia ve taleplerini yerine getirmek suretiyle terörden korunmak. Boşuna mı birileri otuz küsur etnik gruptan söz ediyor. Bölünmek suretiyle terörden kurtulmak mümkün değildir: Hasan Sabbah’tan Celalilere, Bulgar komitacılardan Hınçak’a, Daşnak’tan Hoybun’a, ASALA’dan PKK’ya gelen süreçte terör bu toprakların kaderidir. Her defasında yenilmek zorundadır.
Bölünmeci görüşler ise seçkinci, halkla bağı olmayan, ayağına diken batmamış, çoğunlukla burjuva zihniyetin nev-i şahsına özgü görüşleridir. Bu görüşler, vatanı tabaktaki pasta sananlara aittir. Bu görüş sahipleri vatan ile babalarının arsalarını karıştırmaktadır. Unutmamak gerekir ki Türk milletini Önasya topraklarına egemen kılan İstiklal Savaşı’nın tek bir ilkesi vardı:  “Vatan bir bütündür parçalanamaz!”

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş