BOP ‘düşük’ yapıverince mankurtlar kıymete bindi

İsrafil K.KUMBASAR

Orta Doğu karışmaya başladıktan sonra ‘Sultan’ın tadı kaçtı.
Şunun şurasında seçimlere birkaç ay var. ‘Dünya liderliği’nden, ‘BOP Eş Başkanlığı’na uzanan çizgide hayli hoş vakitler geçirildi. İçeride ve dışarıda hayli caka satıldı. Ama ‘deniz’ bitti işte. Hazret birinci ağızdan itiraf etti:
- “BOP ölü doğdu, düşük yaptı. Daha başından akamete uğradı.”
Doğu toplumlarında ‘efsaneler’, ‘tevatürler’, gerçeklerden daha fazla ilgi toplar. Zaten o yüzden değil mi ki, gösterilen ‘serabı’ gerçek sanıp peşine düşenler gün geçtikçe çoğaldı, kabına sığmaz bir hal aldı.
Hasan Sabbah’ın afyonlanmış müritleri gibi yığınlar alkış tuttu:
- “Yaşa sultanım, var ol sultanım!”
Eğri oturup, doğru konuşmak gerekirse ‘Sultan’ın alıp da ‘altından kalkamadığı’ en önemli ihale olmuştur BOP.
Yoksa ‘taşeronluk’ mahareti, cevvalliği
bilinmekte.
“Bir koyup üç almak” ustalarının şaşmaz düsturuydu.
Fakat formül ‘dışarıya’ karşı tutmuyor, sadece ‘milli varlıklar’ elden çıkarılırken ‘bire- üç’ altın kuralı revaç buluyor.

***

Siz deyin ‘at pazarlığı’, biz diyelim ‘win-win’, hani ‘kazan-kazan’ dedikleri ayak oyunu da ikinci formül.
Önce bir yandaşa ‘milletin malı’ peşkeş çekiliyor, o da birkaç ay sonra aynı malı ‘beş on misli fiyatla’elden çıkarıyor.
Yandaşın üstesinden gelemeyeceği işlerde ‘dışarıdan bir aracı’ bulunuyor. ‘Komisyon’ her şeyi çözebilen ‘sihirli değnek’ olup, çıkıyor.
İçeride ‘çözülemeyecek’ şey, ‘vermenin’ de sonu yok. Bakınız 9 yıldır, vere vere Hilal-i Ahmer’e döndü memleket. Kimine ‘tapu’, kimine ‘dönüş’vizesi, kimine ‘devlete sövme’ özgürlüğü, kimine ‘camileri kiliseye çevirme’ güvencesi.
Sürekli veriyor hükümet. Sultan birilerine ‘şirin’ gözükecek, ‘sürekli iktidar’ hırsını tatmin edecek diye ne ‘kırmızı’ çizgi kaldı ortada, ne ‘milli’ politika.
Bir eşkıya artığının ayağına kadar gidip,  “Hadi gel memlekete, bize de türkü söyle”  diye yalvar yakar oluyorlar. Adam suratlarına karşı postayı koyuyor:
- “Gelmek için sizden icazet mi alacağım?”

***


Dış politikada ‘kazan-kazana’ (!) sarılan ‘Sultan’ın, iç politikada formülü biraz farklı.
İçeride ‘kazı-kazan’ deneniyor. ‘Etnik bölücülüğü’ kazıyor, ‘Aleviliği’ kazıyor, ‘inançlar’ üzerinden salvolar atıyor.
Tek başına bütün bunların altından kalkamayacağını bildiği için de ‘mankurtlardan’ medet umuyor. ‘Ülkücü’ eskisi, ‘Solcu’ eskisi, ‘İslamcı’ eskisi hepsinden birer tutam devşirip, sandığa öyle gitmeyi hedefliyor.
Tutar mı? Tutar. Bir yığın kifayetsiz muhterisin kök saldığı bu topraklarda ‘arpanın ucunu’gösterince bodoslama dalacak tiplerin sayısı az değil.
Ve tabii, ‘kendi konumunu’ da ‘başarılı bir örnek’ gibi sunuyor bu tür mankurtlara:
- “Bakın, biz Erbakan’ın yanında kalsaydık ne bu makamlara ne de villalara, gemiciklere sahip olabilecektik. Ayrıldık, abad olduk. Hadi siz de buyurun.”
Cazip ve de ihtirasları karşılayacak bir teklif bu. Karşılığında yapılacak tek şey ‘gömleksiz’ gezinmek, ‘renksiz’ ve ‘boz-bulanık’ bir kişiliğe bürünmek.

***


Aynı film ‘ikinci kez’ yutturuluyor Türk milletine. ‘Dört eğilim’ ucubesinden geriye kalanları bir saymaya kalkın bakalım, ‘devlet malından’ köşe olmuş birkaç ‘sözde muhafazakardan’ başka ne göreceksiniz?
Devlet, ‘dini hassasiyetlerden’ dem vuranların ‘yağması’ ile karşı karşıyadır.
Kabul etmek gerekir ki ‘Sultan’, kardeşler arasındaki ‘üleştirmeyi’ büyük bir ustalıkla ve ‘topunun sesini kesecek’ derecede iyi yapıyor.
Dünyadaki balonu sönse de ‘itaatkar sevenlerinin’omuzları üzerinde keyif çatıyor.
Ey ‘para’, sen nelere kadirsin?

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş