Böyle şeyleri söylemek Başbakan’a mı düşer?

A+A-
Afet ILGAZ

Uludere düğümünden veya skandalından sonra, şimdi de o kadar silah ve mühimmatın Maraş’tan Kayseri’ye nasıl geldiği düğümü çıktı karşımıza.
Başbakan bağırıp duruyor. Terör örgütüne, onun Meclis’teki uzantısına, hatta ne ilgisi varsa, bütün bunların sebebinin CHP olduğuna dair sesi kısılana kadar bağırıyor. Düğümlerin çözümü yok. Çünkü bağımlılık denilen bir baş belası var düğümün önünü kesen. İstihbaratı Amerikalılar mı verdi, bizimkiler mi? Vur emrini hangi kumandan verdi, verdi mi vermedi mi? Vermediyse kim verdi? Başbakanın bundan neden haberi yok? Bir başbakanın böyle bir skandaldan veya faciadan haberinin olmaması olağan mıdır?

***


Başbakan, bir kaç gün önce, şaşırtıcı bir şey daha söyledi. Sezaryen doğum yapılmamalıymış.
Daha önce de 3 çocuk diye tutturmuş, insanların  “harîm” ine müdahale anlamındaki bu tavsiyeyi hep sürdürmüştü. Ona, biri, doğumların nasıl olması gerektiğini sorarsa, buna cevap verir elbette ama resmi bir deklarasyon gibi açıklamak Başbakan’a düşmez. Kime düşer diyeceksiniz, Sağlık Bakanı’na düşer mi acaba diye düşündüm, gene olmaz, ayıp olur.
Buna Başbakan müsaade ederse aileler karar verir. Sezaryenle doğumun arttığı, pek sağlıklı bir yöntem olmadığı doğrudur ama, bunu söylemek başbakanın işi değil, Papa’nın işidir.
Başbakan kürtajla ilgili fikrini de söyledi. Batılı ülkelerde, bu uyarıları din adamları yapıyor. Obama’nın veya Hollande’ın bu konularda fikir beyan ettiğini düşünebiliyor musunuz?

***


Düzeltme: Kazdağları’nın oksijeninden faydalanarak, astımımızı iyileştirmeye geldik sözde. Buraya her gelişimizde bir intibak sorunu yaşarım zaten. Bu seferki gibisini hiç yaşamamıştım. Yağmur ve ısırıcı bir soğuk, katalitik bir soba ve çamur.
Kurak geçen bir kışın kuruttuğu ağaç ve çiçeklere karşın, zeytinlerin çiçeklerine zarar vermiş bu yaz yağmuru. Çiçekler dökülmüş. Meyvelerde bir şey yok. Bunu neye yoracağımı bilemedim.  “Kuyudaki Yusuf Aleyhisselam yorumu lazım.”
Bu arada iletişim bozuldu, telefonlar kesildi ve ben, cuma günkü yazımı cep telefonuyla yazdırdım. Bu yüzden,  “sanatçısını koruyamaz”  cümlesindeki  “sanatçısını”  sözü  “savaşçısı”  olarak yazılmış; özür diler, düzeltirim.

Yazarın Diğer Yazıları