Bozkurt’un diyarında yankılanan yiğit ses!

İsrafil K.KUMBASAR

Dünyaya açıldığını, herkesi kucakladığını öne süren iktidar, tarihimizin en acımasız ‘ayrıştırma’ operasyonunu icra ediyor.
Bir yandan ‘etnik’, öte yandan ‘mezhep’ temellerine dayanan bölücülük.
Öylesine ustaca zarflar içinde sunuluyor ki yapılanlar, şeytan bile şapka çıkarır bu kurnazlıklara.
‘Açılım’, ‘özgürlük’, ‘hak-hukuk’ teraneleri yüksek sesle dillendiriliyor. Ama asıl yapılmak istenen, ‘kapalı kapılar’ ardında kulaktan kulağa fısıldanıyor:
- “Onlar var ya, onlar aslında falanca mezhepten.”
- “Şu Anayasa’dan Türk ibaresini kaldırmadan, asla rahata kavuşmayacağız.”
Gün geçmiyor ki ‘milli birliğin’ üzerine ‘pimi çekilmiş’ bombalar fırlatılmasın.
Herkesin birbirinden kuşku duyduğu, ‘gizli gündemlerin’, ‘karanlık planların’ hüküm sürdüğü günlerden geçiyoruz.
Ne acıdır ki, yapılanlar millete ‘ülkenin selamete ermesi’ olarak yutturuluyor.
Bu nasıl bir selamet ki Kenya’dan Gana’ya, Brezilya’dan İtalya’ya vıcık vıcık ilişkiler kuruluyor, ‘36,5 etnik gruptan’ söz ediliyor ama ‘Türk’ dışarıda bırakılıyor.
Hem de ‘Türk’ün yurdu’ olan Türkiye’de.

* * *

Kastamonu’nun ortasından akıp giden Karaçomak deresine bakarken, “Türk’ün gücü birliğindedir” cümlesiyle silkiniyoruz iç karartıcı düşüncelerden.
Bir yiğit ses, “Benim vatanımın sınırları Edirne’de başlayıp, Van’da bitmez” dizelerini haykırıyor kirlenen kulaklara. 
Nasrullah suyunun hikmetinden midir nedir, 14. Türk Dünyası Günleri münasebetiyle bir kez daha Kastamonu’dayız.
Kastamonu Belediye Başkanı Turhan Topçuoğlu’nun ev sahipliği yaptığı etkinlikler, bu yıl da anlamlı bir buluşmaya vesile oluyor.
Yokluğunu her zaman hissettiğimiz merhum kardeşimiz Kemal Çapraz’ın adı her geçtiğinde yüreklerimiz burkuluyor.
Kulaklarımızda çınlayan sesi, bitmek bilmeyen enerjisiyle adeta bizimle birlikte canı kadar sevdiği memleketini, Kastamonu’yu soluklanıyor.
Değerli dostlarımız Erdoğan Aslıyüce, Nefi Demirci, Sami Yavrucuk, Yusuf Gedikli, Mehmet Demirtola, Abdülkadir Karataş, Recep Aslan, Mehmet Çağılcı, Fikri Yazan ve Emin Çapraz ile birlikte bir yanı hüzün kokan sokaklarda, Bozkurt Kemal’siz yarım ve keder yüklü hatıraları paylaşıp dualar gönderiyoruz aziz ruhuna.
Ülkenin ona ve onun gibilere en fazla ihtiyaç duyduğu çetin bir dönemden geçiyoruz. Yüreğinde ‘memleket’ sevdası, ‘kutlu davalara’ sahip insanların nasıl da azaldığını hissetmek bir başka acı.

* * *


‘Boğulmak’, ‘susturulmak’, ‘yok edilmek’ istenen Türk’ün sesi, bu yiğit Anadolu kentinde her gün biraz daha gürleşerek umudu yeşertiyor.
Kimileri kayıtsız kalıp, görmezden gelse de...
Ülkeyi ‘bin bir parçaya’ bölmeye çalışsa da...
Zehri ‘şerbet’ diye yutturmaya çalışsa da...
Ülkenin ‘öz’ sahiplerini ‘parya’ konumuna düşürüp, ‘hücrelere’ tıkmaya çalışsa da...
Türk Dünyası’na kurulan köprü, ‘ışıklı yarınların’ yakın olduğunu müjdelemeyi sürdürüyor.
Memleketin başına örülmekte olan çorabın ‘boşa çıkarılacağına’ dair büyük ve güçlü bir düşünce hakim oluyor hepimize.
‘Hüznüyle’, ‘kıvancıyla’, ‘özlemleriyle’ direnç ve sabır telkin ediyor ‘Türklüğe’ gönül vermiş yüreklere. ‘Dost ocağının’ sıcaklığını ve samimiyetini taşıyor gönüllere.
14 yıl önce konulan ilk tuğla, yakılan ilk ateş, Pir Şaban-ı Veli’nin öğretileri kadar aziz bir davayı, günbegün çığ topu gibi aktarıyor yarınlara:
- “Aldanmayın yalancı, kof kabus bulutlarına, Türk’ün gücü birliğindedir.”
Değil mi ki ‘gönüller’ ve ‘ülküler’ bir, ‘umutlar’ daha gür ve daha diri olmalıdır.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş