Brunei Sultanı ile Esad farkı

Savaş SÜZAL

Son günlerde iktidar yanlısı gazetelerde ekmek arası verilen ve duyması gereken kulaklara ürkütmeden üflenen bir görüş var. Görüşün sahibi de daha önce Türkiye’de İslami rejime çanak tutan ve bu konuda projeler hazırlayan eski CIA’ci Graham Fuller. Kendisi ülkemizde yobazlarla çalışacak solculara ihtiyaç olduğunu belirtmiş. Bu arada bir başka garabet de, Diyarbakır’ın başkent olmasını önermesi. 
O da ayrı bir komedi. Sanki, Türkiye’de sahneye konan demokrasi komedyasının yeteri kadar inandırıcı olamadığını fark etti. Baksanıza, Erdoğan hükümetine bugüne kadar ciddi konularda destek veren kim?  Diyeceksiniz ki Fuller neden bu lafı ortaya attı? Anlayamadınız mı, Erdoğan ve tayfasının suyu giderek ısınıyor, kullanacakları kadar kullandılar, şimdi sanki kurtarıcı gibi yeni bir isim veya yeni bir takım arıyorlar. Yani solcu falan olursa ve de onların kontrolü altında olursa iyi olur mantığından. Sakın bana, bizim solcular akıllıdır bu tuzağa düşmez gibi laflar etmeyin. Şimdiye kadar hem de kaç kere düştüler. Soğuk savaş sona erince Moskova’yı kardeş ilan eden, kahrolsun Amerika diye bağıran kaç sol örgütün bilmeden Washington hesabına çalıştığı, Komünizm yıkılınca ortaya çıkmıştı. Bu işe Ruslar ve Bulgarlar da şaşırmıştı.
İran’da da Şah rejimini devirmede Mollalar solcuları kullanmıştı. Solcularla birlikte Şahı deviren Humeyni, daha sonra solcuları sokak aralarında vinç kollarına asmıştı. Bizdekilerin de İran’dan farkı yok ya. Anayasa değişikliğine, yetmez ama evet diyerek bu yönetimin önünü açmıştı. Herhalde şimdilerde yetmiştir. Şu andaki 12 Eylül’ü yargılama soytarılığı ise bir başka tiyatro.
İranlıları İstanbul için Obama ikna etti. Adamlar haklı, baş dururken ayakla neden pazarlık etsinler ki? Obama, Hamaney’e Erdoğan ile haber yollatmış. Anlaşılan Obama, Kore’de Erdoğan’a Hamaney’e ne söyleyeceğini ezberletmiş. Zaten Amerikalılar el altından İran ile ne olur ne olmaz diye Tayyip Bey’e çok güvendikleri için pazarlıklarını sürdürüyor.
Ayrıca Suriye konusunda da bir başka tiyatro oynanıyor. Ayrıntılar yabancı basında yer aldı. Ama bizim yandaşlarda gene yok. El Cezire Televizyonu’nun Suriye’yi izleyen beş çalışanı yapılan veya yaptırılmak istenen haberlerin rezilliği yüzünden işlerinden ayrıldı. TV8’de yayınlanan Tayfun Talipoğlu haberi nasıl? Gelenlerin yüzde 20’sinin rejim aleyhtarı, gerisinin de bazı vaatlerle getirildiği konusu. Bu oynanan tiyatroda parayı ise Türk vergi mükellefi ödüyor.  
İş rezilliğe ve çelişkiye gelince; bugünlerde uçağı altın, tuvaletinde kıymetli poposu için klozeti altın, ülkesi sultanlıkla yönetilen petrol geliri ile zengin olan Başbakanlık, savunma ve maliye bakanlıklarını elinde bulunduran Brunei Sultanı’na ne dersiniz? Bizim ampul takımının konuğu olarak İstanbul’u geziyor ve Gül ile görüşecek. Ona İstanbul’u AB’den Sorumlu Bakan Egemen Bağış gezdiriyor. Hani Esad’ı eleştiren demokrasi lafları eden AB’den sorumlu bakan ülkeler. 
Peki, bu kralın özelliği ne, bizimkiler neden el pençe divan gezdiriyorlar derseniz? Bu adam halkının hakkını yutarken, hangi İslam yasası ve kutsal kitabından güç alabiliyor. Hoş Suudi Arabistan Krallığı da şeriata sığınarak halkının hakkını yutup, yabancılara peşkeş çekmiyor mu?  Şimdi bizimkilerin Suriye konusunda nasıl utanmadan atabildiklerini anlayabildiniz mi. Sonra dikkat edin o Arap Baharı denen ne mene şeyde de Haçlılar Müslüman ülkelerin ulusal zenginliklerini yağmalayabilmek için şeriatla idare edilmesini istemiyor mu?
Suriye rezilliği sırasında Tayyip Bey bir de milliyetçilik çıkarması yaptı, Uygur Türklerini ziyaret etti. Benim bildiğim kadarı ile Tayyip Bey, Çin’i ziyareti sever ve sık sık da ziyaret eder ama ne hikmetse bu ana kadar yolu Uygurların topraklarına düşmemişti. Hayırlara vesile olsun derim...

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş