Bu balyoz başka balyoz

A+A-
Altemur KILIÇ

Balyoz, balyoz diye, aslında TSK balyozlanıyor ve içinden parçalanıyor.
Bu vesileyle, eski darbe ve müdahaleleri hatırlatmakta yarar var. Özetle o zamanların şartlarında ülkede tırmanan terör ve iç savaş ihtimalleri karşısında “şartlar” oluşmuş 27 Mayıs cunta darbesı gerçekleşmişti. Sonrakimüdahaleler ve “ayarlar” kaçınılmaz olmuştu... Neticeler ve sonra yaşananlar acı olmuş, çok can (benim canım dahil) yanmıştı. İyi niyetle ve ülkeyi terörden ve kardeş kavgasından kurtarmak amacıyla başlayanlar, maalesef ipin ucunu kaçırmışlardı.. İpler kaçınılmaz olarak bazı gençlerin başlarına dolandı. Fakat bu gençler, özellikle devleti yıkmak için terör yapan, onlarca insanı öldüren gençler sırım gibi yiğit olsalar da masum oldukları iddia edilemez. Cezaları idam mı olmalıydı? Başka tartışma konusu!
O günlerin dehşetini yakından bilirim... 12 Mart 1974 müdahalesi sırasında Basın Yayın Genel Müdürü ve zamanın Başbakanı merhum Profesör Nihat Erim’in basın sözcüsü durumundaydım. Ve o günlerin en öne çıkan olayının tanığıyım. Bu olay İsrail’in İstanbul Başkonsolosu “Ephraim Elrom”un 11 Mayıs 1971’de kaçırılma ve öldürülmesi olayı idi. Ve bundan sonraki Balyoz hareketi başlarken Başbakan, İstanbul Örfi İdare ve 1. Ordu Komutanı ile Selimiye Kışlasında görüşürken oradaydım, ama tabii yanlarında değildim.
Hatırlatmakta yarar var... Rahmetli Nihat Erim Başbakanlıktan ayrıldıktan sonra Dragos’taki evinin kapısında eşinin gözleri önünde DHKP-C teröristleri tarafından öldürüldü... Canilerin bir başka hedefi, zamanın Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Kemal Kayacan’dı... O da 29 Temmuz 1992’de evinde eşinin gözleri önünde aynı terörist grubun militanları tarafından kahpece katledildi...

12 Mart...
Terörün azması ve iktidarın bu olaylar karşısında aciz kalması üzerine Ordu,
12 Mart 1971’de bir muhtıra verdi. Parlamento fesh edilmedi, partiler kapatılmadı, Anayasa askıya alınmadı. Ama koşullar çok değişmişti. Askerler bir teknokrat hükümeti istiyorlardı. Eğer böyle bir tarafsız başbakan Meclis içinden çıkar da güvenoyu alırsa, sorun kalmazdı. Bunun için tarafsız bir milletvekili aranmaya başlandı. CHP  Kocaeli Milletvekili Nihat Erim ismi üzerinde anlaşıldı. 26 Mart günü CHP’den istifa etti. Böylece artık bağımsız başbakan olan Erim “partiler üstü reform hükümeti”ni kurdu.
Balyoz harekatı; İsrail Başkonsolosu’nun Türkiye Halk Kurtuluş Partisi/Cephesi  militanları tarafından kaçırılıp öldürülmesinden sonra İstanbul’da 12 Mart döneminde, sol görüşlü yasak yayınların toplanması için ilan edilen sokağa çıkma yasağı ve tutuklamalar zinciridir. Bu harekatta tüm sol örgütlere tutuklamalar ve kapatmalar aracılığıyla göz dağı verilmiş ve bu yolla toplumda refah ve huzur sağlanmaya çalışılmıştır. Sonucunda Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan tutuklanmış, TİP ve DİSK kapatılmıştır.

Profesör Nihat Erim
12 Mart 1971 Muhtırası’nın ardından CHP’den ayrılan Profesör Nihat Erim hükümeti kurmakla görevlendirildi. 26 Mart 1971’de kurduğu partiler üstü hükümet, 3 Aralık 1971’de istifa etti. Yeniden hükümeti kurmakla görevlendirildi; kurduğu II. Erim Hükümeti 22 Mayıs 1972’ye kadar işbaşında kaldı. Erim daha sonra 1977’ye kadar Cumhuriyet Senatosu’nda kontenjan senatörü olarak görev yaptı.
Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan’ın idam edilmesine kadar varacak Balyoz Harekâtı olarak bilinen uygulamaları başlatması nedeniyle Balyoz lakabıyla anılır. “Gerekirse demokrasilerin üstüne şal örtmeli” sözü de onundur ve “Şalcı” olarak da anılır... 19 Temmuz 1980’de İstanbul Dragos’taki evinin yakınında Mahir Çayan ve arkadaşlarının intikamının alınması adına Dev-Sol DHKP militanları tarafından kahpece öldürüldü... Bu şeni cinayetten bir iki gün önce onu evinde ziyaret etmiştim.


Amiral Kemal Kayacan’ı anarken...
Deniz Kuvvetleri eski Komutanı sevgili dostum Oramiral Kemal Kayacan 18 yıl önce (29 Temmuz 1992) Göztepe’deki evinin kapısında, eşinin gözleri önünde PKK taşeronu DHKP-C teröristleri tarafından alçakça şehit edilmişti.
Deniz Kuvvetleri, şimdi sürdürülen cadı avında başlıca hedef. Kafes mafes diye değerli subaylar harcanıyor.
Kayacan’ı hatırlamamız, hatırlatmamız lazım.
Ben dostumu hasret ve saygıyla anıyor, kızlarına ve eşine saygılarımı yineliyorum...


ATATÜRK DİYOR Kİ
En büyük gerçekler ve gelişmeler, düşüncelerin özgür olarak ortaya konması ve karşılıklı alınıp verilmesi ile ortaya çıkar ve yükselir.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları