‘Bu bir Ahmet Davutoğlu Hakan Fidan prodüksiyonu mu?’

Adnan İSLAMOĞULLARI

“Orta Doğu’da artık bizden habersiz yaprak kımıldamıyor. Bölgenin en güçlü siyasî aktörü artık Türkiye oldu” diyordu 2010 yılında Ahmet Davutoğlu.
26 Nisan 2012’de ise TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, Türkiye’ye Orta Doğu’da kendisinin biçtiği rolü şu sözlerle tahkim ediyordu:
“Türkiye olarak bundan sonra da Orta Doğu’daki büyük değişim dalgasını yöneteceğiz. Bu değişim dalgasının öncüsü olmaya devam edeceğiz. Bugün bütün Orta Doğu toplumlarında Türkiye, sadece dost ve kardeş bir ülke olarak değil, geleceği belirleme kudretine sahip yeni bir fikrin yeni bir bölgesel düzenin öncüsü bir ülke olarak bilinmektedir...” 
Davutoğlu, üniversitedeki kürsüsünden hitap ederken sessizce kendisini dinleyen öğrencilerin hayranlık dolu bakışlarını aradı hep görüştüğü Orta Doğu liderlerinde. 
2013’ün Mayıs ayında, ‘saatlerce’ konuştuğunu vurgulayarak Esad ile yaptığı görüşmeyi anlattığı bir röportajında,  “Beşşar Esad’ın problemi, annesinin yaşıyor olması. Bizimle konuşuyor, sonra gidip annesiyle konuşuyordu. O da hep babasını ve Hama’da izlediği yöntemi hatırlatıyor. Ben Esad’ın bu kadar barbarlaşabileceğini düşünmüyordum. İnsan olarak tanıdığımız için durdurabiliriz kanaati taşıdım hep”  diyordu.
Saatlerce Orta Doğu’yu anlattığı Esad’ın bakışlarında da tıpkı üniversitede kendisini dinleyen öğrencilerin hayranlığını aradı, konuşmasının ardından Esad’ın “Buyrunuz efendim, Suriye demokrasisini birlikte inşâ edelim”  demesini bekledi.
Esad’ın “Bu kadar barbarlaşacağını düşünemedim” derken, Esad’ın babasıyla geçmişini bile hesaba katamıyordu, Davutoğlu’nun ‘stratejik derinliği’ni nasıl olur da anlamazdı Esad!
“Esad’la saatlerce konuştum, anlattım” diye vurgu yaparken aslında, düşük not almış bir öğrencisiyle konuştuğu hissiyât ile konuşuyor ve Esad’ın kendisini anlayamamasına şaşırıyordu.
Devlet adamlarını, diktatörleri, başbakanları, dışişleri bakanlarını, dışişleri bürokrasilerini hitap ettiği ve not verdiği üniversite amfilerindeki öğrencilerle karıştıran bir psikoljik rahatsızlık, Davutoğlu ile birlikte Türk dış politikasını yönetiyor beş yıldır.
Bakanlığı süresince hiç ama hiçbir öngörüsü tutmayan, teorileri ve hiçbir stratejisi derinlik kesbetmeyen, pratikleri tarihin en şâibeli hamleleri olan bir Dışişleri Bakanı yönetiyor Türk dış politikasını beş yıldır.
Biraz tersinden okumaya çalışalım Davutoğlu’nu.
2010 yılında,  “Orta Doğu’da artık bizden habersiz yaprak kımıldamıyor. Bölgenin en güçlü siyasî aktörü artık Türkiye oldu.” derken acaba doğru mu söylüyordu?
Suriye’de akan kan Davutoğlu’nun organizasyonu muydu acaba?
Irak’ta ölen milyonlarca insan Davutoğlu’nun derin stratejileriyle mi ölüyordu acaba?
Mısır’da yapılan darbe ve iktidarı ele geçiren Sisi de icâzetini Davutoğlu’ndan mı almıştı ve gençliğinin dalından Davutoğlu’nun bilgisi dâhilinde mi koparılmıştı Başbakanın meydanlarda politik malzeme olarak bolca kullandığı Esmâ?
Daha birkaç gün evvel, “Irak’ta kaos varmış gibi gösteriliyor” derken acaba aslında Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının Irak’a ve Suriye’ye yaz tatili için rahatlıkla gidebileceğini ve buralarda huzur içinde tatil yaparak eğlenebileceklerini mi söylemek istiyordu ve tabii kendisi de resmî kimliklerini bir tarafa bırakarak tatilini bu bölgelerde ‘bakan’ olarak değil, ‘sivil vatandaş’ olarak geçirmek ister miydi?
17 Aralık ile başlayan süreçte basına sızan bir kasette Davutoğlu ve Hakan Fidan arasındaki diyaloglar tam bir skandaldı. Türk topraklarına ‘üç-beş füze attırmak’tan bahsediyordu Hakan Fidan, Suriye ile savaşın bahanesi olarak.
Suriye’de bu kadar güçlü bir MİT, Suriye’de ‘olan biten’den habersiz olmadığına göre, son günlerde ‘olan biten’ler de mi ‘Ahmet Davutoğlu&Hakan Fidan prodüksiyonu’ydu?
Ve yoksa Diyarbakır’da Hava Kuvvetleri bahçesine girmeye cesâret edebilen ve gönderdeki Türk bayrağını indiren çocuk(!) da  “Ahmet Davutoğlu&Hakan Fidan prodüksiyonu” nun kast ekibinden miydi?
Bu filmin sonunda şöyle bir alt yazı mı izleyeceğiz?
‘Bu bir Ahmet Davutoğlu&Hakan Fidan prodüksiyonudur’
Bu film platosu cumhurbaşkanlığı seçimi için mi kuruldu?
Eğer böyle ise kim şaşırır? 
TÜBİTAK bir rapor yazar ve “Bu filmde rol alan tüm karakterler hayal ürünüdür, hiçbir kurum ve kuruluşu hedef almamaktadır” der, olur biter...

 

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş