Bu da Uğur Mumcu'nun oğlu

A+A-
Behiç KILIÇ

Tempo’da Selin Ongun yazınca, Uğur Mumcu’nun oğlunun görüşleri ile muttali olma onuruna eriştik..
Arkadaş; bizim bildiğimiz, saygı duyduğumuz, rahmetli babasından biraz farklı düşüncelere sahip gibi..
Olabilir, çağdaşlıktır, gelişmişliktir v.s..!.
Armut dibine düşer sözüne örnek olmayan bir duruma tanık oluyoruz gibi geldiğinden, bu kardeşin neler dediğini bir de buradan aktaralım önce...
Bir kere kendileri babaları sağ olsaydı, bugünün Cumhuriyet Gazetesinde yazmayacağını söyledi..
Birkaç gün önce  “Show TV” , Mumcu programı yaptı.. Uğur Mumcu’nun ağabeyi,  “Kardeşim yaşasaydı şimdi Silivri’de olurdu” deyince, salon ayağa kalkıp alkışladı..
Bu yeni Mumcu, amcasını dinledi mi?..
Amcasına değil de şu sıralar yanı başında kalem oynatan  “Susurluk tüccarı, nöbetçi, devlete saldırı açıklamacısı”  bakan eskisine kulak veriyor anlaşılan daha çok!..
Ama bilmeli ki, o bakan eskisi, babasının ölümü üzerine şenlik yapan ekiptendir!..
Her ne ise, birkaç kalem Selin Ongun’un bize aktardıklarına dönelim..
“Babam 17 yıldır hayatta değil. Geçen zamanda olan gelişmeleri yaşasaydı tavrı ne olurdu; bu konuda hiç kimse bir şey söyleyemez (...) Öyle noktaya gelen insanlar var ki, Uğur Mumcu’nun kendi yazdıklarını, söylediklerini ona yakıştırmayıp kendi kafalarında kurdukları bir Uğur Mumcu algısının peşinden koşuyorlar. Bu kişiler elbette Uğur Mumcu’yu doğru şekilde algılayıp yorumlamıyor. Öte yandan babamın yazıp çizdikleri hadis değil, biz de ’bunların doğru tefsiri şudur’culuk yapmıyoruz.”
Paris-Sorbonne Üniversitesi’nde  “Uluslararası hukukta askeri işgal” konulu doktorasını tamamlamak üzere olan Mumcu, söyleşinin sonunda bir de soru-cevap fırlatıyor:
“Babam bugün Cumhuriyet’te yazar mıydı; bilemeyiz. Babam içinde olsaydı Cumhuriyet bu Cumhuriyet olur muydu; onu da bilemeyiz..”
Uğur Mumcu’nun oğlu,  “Susurluk’u ve 28 Şubat’ı yaşamamış, AKP iktidarını gözlemlememiş, ABD’nin Irak işgalini görmemiş, bu konuları nasıl yorumlayacağını bilmediğimiz bir insandan söz ediyoruz. Babam 17 yıldır hayatta değil. Geçen zamanda olan gelişmeleri yaşasaydı tavrı ne olurdu; bu konuda hiç kimse bir şey söyleyemez. Sadece genel çizgisinden ötürü birtakım varsayımlarımız olabilir, ama bunlar da spekülasyondan ibaret kalır. Dolayısıyla fazla enstrümantalize edilmesini sağlıklı bulmuyorum. Asıl tartışılması gereken, babamın ya da herhangi bir yazarın ulusalcı olarak konumlandırılmasından ziyade, 1990’lı yıllarda var olmayan, ama bugün acayip bir noktaya gelen ulusalcılık kavramının teşhis edilmesi olmalı”  diyor.. Yalın bir değerlendirme ile elbette doğru sözler...
Ama ince bir ayar-alay var bu sözlerde!..
Yeni Mumcu, kendince  “Ulusalcılarla”  kavga ediyor, babasını ulusal çizgide bulup destekleyenlere karşı olduğunu, onların Uğur Mumcu’dan farklı olduklarını ileri sürüyor.. Mesela  “amcası”  gibilerin karşısında olduğunu ilan ediyor..
Açık açık da söyledikleri şu..
“Son dönemde algılandığı şekliyle Kemalist olduğumu söyleyemem...”
Allah Allah!.. Nasıl yani?!
İmralı’daki  “üşütme” nin de kendisinin bir nevi  “Atatürkçü!” olduğunu ilan ettiği sözleri var.. Bu sözlerin bir  “CIA”  itelemesi olduğu yolunda bilgilere ulaşmışken, yeni yetme Mumcu da  “kendine göre Kemalizm!” den söz ediyor...
Arkadaşın Fransa’da,  “askere saldırı tezleri!!”  temelinde yetiştirildiği eğitimini hatırlatarak, fazla uzatmayalım..
Rahmetliye saygılıyız..

Yazarın Diğer Yazıları