Bu gidiş hiç de iyi yerlere gitmiyor...

A+A-
Yavuz Selim DEMİRAĞ

Yavuz Selim Demirağ'ın 21 Temmuz 2016 tarihli köşe yazısıdır.

Tetikçi, yandaş, yalaka, infaz memuru değildir gazeteci. Gerçekleri yazarak toplumu bilgilendirmektir görevi. Bir nevi kamu hizmetidir gazetecilik. Tarihe not düşmektir vazifesi. Tanık oldukları hadiseleri yazdıklarında olağanüstü haz duyar yazarlar. Yayınladığı notlar üç gün, beş ay; on yıl sonra gerçekleştiğinde tarifsiz heyecan yaşayarak mutlu olur gazeteciler...

Bu sütunların okurları bilir... Türkiye'nin karanlık on yılında yaşanan kumpasları, Türkiye'mizin götürülmek istendiği uçuruma dikkat çekmeye çalıştım... Silivri'de kurulan kumpas mahkemelerinde dönen dolapları yansıtmaya gayret ettim... Vatan hainlerinin sahte delillerini ortaya çıkarmak için gecemizi gündüzümüze kattık. Yıllar sonra beraat kararı veren hakimin ''bu bir dijital terördür'' kararını vermeden beş yıl önce ''Dijital Terör'' adlı kitabımı yayınlayıp, sahtelikleri ortaya koymuştuk. Ancak özel yetkili mahkemeler dahil; Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi'ne ''Delil'' olarak sunulan ''Dijital Terör'' kitabımdaki gerçekleri görmezden geldi dönemin hakim ve savcıları... Ve o hakim ve savcı kılığına girenler şimdi ya kaçak ya da tutuklu... 

15 Temmuz akşamı başlayan darbe girişimine tanık oldu Türkiye'm... Söz konusu hain yapının nasıl örgütlendiğini, Kuleli Askeri Lisesi'nde okuduğum yıllarda bizzat yaşadığım olayları yazarak, ilerleyen yıllarda devletin ''kılcal damarlarına'' sirayet edenlerin yöntemlerini, amaçlarını yazmaya gayret ettim... 15 Temmuz akşamı 15-16 Kuleli Askeri Lisesi öğrencilerini gözlerini kırpmadan darbe sahasına sürenlerin hain planlarını yazmıştım 26 Mayıs 2015'te Kırmızı Kedi yayınlarından çıkan ''İmamların Öcü'' kitabında...

***

İradelerini şeyhlerine, imamlarına, abilerine teslim etmeyen ''millî gençler''in askeri okullardan nasıl atıldığını, Peygamber ocağının kutsal üniformasını giyip, helal lokmasını yerken ihanetten kaçmayan robot kılıklı subayların o tertemiz çocuklara nasıl işkence yaparak okullardan uzaklaştırıldığının notlarını paylaştım... Sınavlar için çalınan soruları, sadece askeri okullara giriş değil, harb akademilerine sızma yöntemlerini; personel, istihbarat, bilişim birimlerine çöreklenmelerini de açıkça isimlerini vererek yazdım. Ve bu gözü dönmüş çetenin günün birinde ''darbe yapma'' ihtimallerinden bahsederek hangi gerekçeleri göstererek halkı kandırmaya çalışacaklarına dikkat çektim. Daha yayınlanmayan kitapların yazarlarının kumpas ile tutuklandığı dönemde, hapse girmeyi de suikasta uğramayı da göze alarak ülkeyi ele geçirmeye çalışanların gerçek yüzlerini yansıtmaya gayret ederek, maskelerinin düşmesine çalıştım. Uğramadığım haksızlık kalmadı. İtibar infazı dahil iftiralara uğradım. Elimden kalemim alınmak istendi. Ekmeğime kan doğrayıp, işten attırmaya çalıştılar. Kitaplarımın dağıtımını, satışını, okunmasını önlemeye kalkıştılar... Mahkemelere verdiler. Bakıyorum da; bu satırların yazarı için suç duyurusunda bulunanlar, hapis ve para cezası isteyenler darbenin mimarları arasında... Hakaretler yağdırarak, suikast planı yapanlar halka ateş açanların arasında...   

***

Bugün ''darbe savar'' pozlarına girerek ''demokrasi kahramanı'' kesilen yandaşlar tüm uyarılarımıza rağmen yıllarca el ele, koyun koyuna yattıkları yılanların zehirlerini nasıl akıtacaklarının farkına varamadıklarını iddia ederek ''suç ortağı'' durumundan yırtmak peşindeler. Ve halen gerçek tehlikenin farkında değiller. Bu toz duman arasında ''at izi, it izine karışmış'' durumda... Başarısız darbe girişiminden sonra sivil darbenin ipuçlarına tanık olmanın endişesini yaşıyorum... ''İmamların Öcü''nde ne yazdıysak gerçekleşti. Keşke haklı çıkmasaydık...

(21.07.2016)

  • Yorumlar 19
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları