Bu kafalar değişmeli

Arslan TEKİN

Sabah gazetesinden Emre Aköz benim önceki günkü Prof. Dr. Aziz Sancar'la ilgili yazımı kaynak göstererek "Hangi Sentez?" diye soruyor.

Aziz Sancar'ın "ülkücü" geçmişi biliniyor. 1972 yılına ait, ülkücü arkadaşlarıyla bir arada olduğu -içlerinde kardeşi Hasan Sancar da var- fotoğrafı yayınladım. Birçok sitede bu fotoğraf ve yazım kullanıldı. Emre Aköz, Aziz Hoca üzerinden Ülkücülere bir imaj yüklemek istiyor. Önce E. Aköz'ü okuyacağım:

"...29 Ekim kutlamalarına Osmanlıyı temsilen mehter takımı getirilmesine, 'Muazzam sentez' mi diyoruz? Yoksa bunu en azından bir kafa karışıklığı olarak mı görüyoruz?

Yukarıdaki örnekler ne kadar sentezse... Nobel Kimya Ödülü sahibi Prof. Aziz Sancar'ın tuğra desenli kravat ile Atatürk rozetini aynı anda takması da o kadar sentezdir.

Not 1: Aklın ve mantığın hâkim olduğu bilim alanında başarı gösteren birçok kişinin, sosyal-siyasal konularda tuhaflıklar yapması görülmemiş bir durum değildir.

Not 2: Eski ülkücü İbrahim Yolcu, 1970'lerde çekilmiş fotoğrafları da göstererek, hareketin İstanbul'daki kalburüstü isimlerinden Aziz Sancar'ın ev arkadaşı olduğunu... Kaldıkları eve 'ülkü mektebi' dendiğini... Birçok 'planın' o evde yapıldığını açıkladı (aktaran: Arslan Tekin, Yeniçağ, 17 Aralık.) Hazır Türkiye'ye gelmişken, Aziz Hocaya soruverelim. O planlar arasında kahve taramalar, okul basmalar filan da var mıydı? Nostaljik bir röportaj olur." (Sabah, 18 Aralık 2015)

Emre Aköz, keşke Tolga Tanış'ın Aziz Sancar'la mülâkatını da okusaydı. Aziz Sancar'ın elindeki üç hilâlli anahtarlığı gören Hürriyet gazetesinin muhabiri, ona Ülkücü Hareket'le ilgisini sormuş, o da açıklamış ve sadece ilimle uğraştığını söylemiştir.

Ülkücü deyince birilerinin aklına kavga geliyor. Niye kavga edilsin ki... 12 Eylül öncesindeki kavganın sebepleri belli. Komünistler ortaya çıkmasalardı, fakülteleri, sokakları işgale kalkışmasalardı, devleti yönetenler gaflet içinde olmasalardı ve hatta yıkıcılara, uyduculara, maşalara dolaylı destek vermeselerdi, iş başa düşer miydi?!

Orada, ilk Ülkü Ocakları Birliği'nin yönetim kurulu üyesi İbrahim Yolcu'nun bana anlattıklarını yazdım. Aziz Hoca, 1960'ların ikinci yarısında Beşiktaş Türkçüler Derneği'nde faaliyet gösteriyor, sonra Ülkü Ocakları'nda... Tek kaygı ülke birliğidir, tek kaygı ilim ve irfanla ülkeyi kalkındırmaktır.

Aziz Sancar'ın aynı evi paylaştıkları -biri kardeşi- arkadaşları dönemin önde gelen ülkücüleri. Memleket için elbette kaygı duyuyorlar. Elbette fakültelerin işgaline karşılar. Elbette tedbir düşünüyorlar. Elbette kaostan çıkma yolları arıyorlar. Emre Aköz ve gibileri ise meseleyi getirip silâha dayıyorlar. Emre, herhâlde, komünist cenahın yazıp çizdiklerinden çok etkilenmiş. Ülkücüleri bir başka gözle görmeyi tercih ediyor.

Ülkücüler nevzuhur değiller; bu ülkenin çocukları. Hemen her partide Ülkü Ocakları'ndan yetişenler siyasî faaliyet gösteriyorlar. CHP'de de vardır -hem de kurucu başkan-, Ak Parti'de, hatta HDP'de "Eski ülkücüyüm!" diyen bile var.  Sorulsun bakalım neden Ülkücü Hareket'in içindeydiler?

Hiç araştırıldı mı Ülkü Ocakları'ndan gelme akademisyenlerin çokluğu? Bilinsin ki, torpille akademisyen olunmaz; kapasite gerekir.

Kalıpları kıralım; kafaları değiştirelim.

 

 

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş