Bu ne kin, bu ne acımasızlık!

A+A-
Altemur KILIÇ

Gözlerini, öylesine kan bürümüş,  öylesine büyük hınçları var ki, kanser hastalarına bile saygıları yok... Dinimizin,  “ölüleri hayırla anmak”  vecibesini yerine getirmiyorlar, rahmet okumuyorlar!  “Ergenekon sürecinde”  savcıların hareketlerinde ve malum medyanın haber ve yorumlarında bunlar yaşanıyor... Hasta olan tutukluların, GATA’ya sevk edilmelerini de çekemiyorlar hatta “Gatakulli”  demek adiliğini yaptılar!
Müslümanlığa, Türkün geleneksel âli cenaplığına yakışmayan bu kin, garez ve acımasızlığın sebebi nedir?
Sevgili Kemal Yamak Paşa’nın vefatı üzerine yapılan yorumlar en canlı örnek. Ben sevgili Yamak Paşa’yı, yakından tanımak şerefine nail oldum. Türkiye İş Bankası Yönetim Kurulu’nda birlikte görev yaptık... Toplantı aralarındaki sohbetlerimizde hatıralarını dinledim. Paşa ve sayın eşi, Kurul üyelerini Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterlik konutunda akşam yemeğine davet etmişlerdi. Bu binayı babam yaptırmış ve benim bebeklik günlerim binada geçmiş... Ev, sonra Cumhurbaşkanlığı arazisine dâhil edilmiş ve Genel Sekreter konutu olmuş... Gene o TARAF. Bakın malum TARAF, bu ömrü ülkeye hizmetle geçmiş Orgeneral Kemal Yamak Paşa’nın vefatını nasıl haber vermiş ve nasıl fesatça, ahkâm çıkarmış; “En özel paşa sırlarıyla gitti ” Ve şu cümle  “Görevli olduğu kurumların perde arkasından yönettiği gizli operasyonlar, katliam ve işkence merkezleri Türkiye’nin yakın tarihine damgasını vurmuştu.”  Ve Paşa  “Örtülü baskınların mimarı”! Paşayı açıkça Ergenekon çetesine bağlamadığı kalmış! Bununla da kalmıyor; aynı taraftan ZAMAN gazetesi Yamak Paşa’nın cenazesinden de siyasi fesat ahkâmı çıkarıyor:  “Cenaze töreninde,  Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, Ergenekon sanıkları Orgeneral Hurşit Tolon’a ve Orgeneral Tuncer Kılınç’a mesafe koydu” . Ben Orgeneral Başbuğ’un böyle bir maksadı olduğuna inanmam asıl dikkati, itinayı ve inceliği Tolon Paşa ve Kılınç Paşa uzak durmakla, hata Başbuğ Paşayı, uzaktan olsun, selamlamamakla göstermişlerdir.  Fakat açıkça söylemekten kendimi alamayacağım; eğer Başbuğ  “ne derler”  diye düşünmeden eski silah arkadaşlarına bir jest yapsaydı, bence, daha güzel ve anlamlı olurdu! 
Evet, adamların kinleri öylesine ki, hasta, şehit, cenaze dinlemiyorlar... Bu adamlara fırsat vermemeli!  “Karşılıklı itinayı”  da anlamazlar bundan da mana çıkarırlar, kendilerine göre yontarlar!
 “Kürt Açılımını”  Koordine etmekten sorumlu İçişleri Bakanı Beşir Atalay bu konudaki, ilk açılım yaptı: Uygulanacak yöntemleri anlattı, fakat özünü açıklamadı. Beşir Atalay bir devlet adamı gibi konuştu. Sorulara cevap verdi. Vurguladığı iki husus, bu kodda yani bu açılımın artık zorunlu olduğu hususunda genel mutabakat ve müsait ortam var. Yöntem de anlayabildiğim kadar, doğru. Hükümetin referansı ve zamanlaması Apo ve haritası değil der. Zaten bunun da öyle olmaması, inisiyatifin de Apo’ya bırakılmaması gerek. Ama itiraf etmeli ki,  “açılım” Apo’nun inisiyatifiyle başladı... Medyadaki malum kişiler, Apo’nun, DTP/PKK’nın muhatap sayılmasında ısrarlılar. Ve Apo 15 Ağustos’ta planını açıklayınca, önleyici vuruş yapmış olmayacak mı? Çelişki olmayacak mı? Sonunda, Apo’nun talepleri, hiç dikkate alınmayacak mı? Bu konuda yazacaklarım var ama baskıya yetişmemiz için, yarına bırakıyorum. Atalay  “acelemiz yok”  diyor ama aslında, çok acelemiz var!

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları