''Bukalemun'' ve müsait ortamı

A+A-
Altemur KILIÇ
“Bukalemun, sürüngen bir hayvan çeşididir... Ortama göre renk değiştirir. Uyruklu sürüngenler takımında ayrı bir yeri vardır. Sevimlilerdir ama bazen zarar verebilirler.”
Bu sözlük tarifine uygun soyun güncel modeli ve canlı örneği, Dışişleri Bakanı  Davutoğlu’nun davetini kabul ederek Ankara’ya gelen, Dışişleri Bakanıyla, sonra da Başbakan Erdoğan’la konuşan Federal Kürdistan Bölgesi Başkanı Barzani!
Ziyaretin daha doğrusu “kırmızı balmumlu” davetin maksadı mâlum; “açılımda” Barzani’den istifade etmek, ondan yardım almak. “Kürt Sorununu” barışıcı yollardan çözmek. Barzani de konuşmasında  “Açılıma yardım etmek için geldim” dedi. Kısacası; “olmayacak duaya âmin”. “Açılım” mühendisleri başta  “Baş Mühendis Başbakan, hep âmin” diyorlar, hatta APO’dan bile medet umuyorlar. Açılım girdabına düştükleri için yılanlara sarılıyorlar!
Bu akıntıya kürek çekme çabalarında kim, kimden, istifade edecek-ediyor ve sonunda kimler, hangi kuruluşlar yararlanacak? Ben, asıl yararlanacak ve kuvvet bulacak olanı, hemen açıklayayım: “Büyük Kürdistan”! Bugün TC Dışişleri Bakanlığı mevkiinde bulunan Davutoğlu, adında şimdilik “federe-medere” olsa da “Kürdistan” kelimesini devlet ağzından ilk defa telaffuz etti ya, gerisi kolay.
Bugün Türkiye Devleti, maalesef tarih şuurları, vizyonları ve ihata kabiliyetleri olmayanlar tarafından yönetilmekte. Bu, “Barzani” denilen adamların uzak yakın geçmişini ve tıynetlerini bilmiyorlar. Özellikle, güya birlikte mücadele edecekleri PKK ile yakın ilişkilerini hatırlamak bir yana, bilmiyorlar bile.
Barzani, ziyaretinde, terörle mücadele sözü verdi ama PKK’yı ağzına bile almadı. Son zamanlara kadar hep “Biz PKK ile mücadele edemeyiz” diyordu. Bugün de peşmergeleriyle, PKK eşkıyaları, omuz omuza. Ve Kürdistan PKK’nın, merkez üssü!
Barzani hep, “Ne PKK’ya dokunurum, ne sınır ötesi operasyonu kabul ederim” dedi... Hatırlatalım: 2007 yılında bu aynı Barzani, zamanın Genelkurmay Başkanı Büyükanıt’a, şu mesaj yollamıştı; “Sayın Büyükanıt bölgedeki zorlukları iyi bilir. PKK’yla karşı karşıya gelmemizi beklememeli.” Diyalogu reddediyorsa kendi kararı! Barzani’ye göre Türk ve İranlılar bağımsız Kürt devleti fikrine alışmalı. Ve aynı molla oğlu Ankara’ya bu ziyaretinde... “PKK-’terör” sözcüklerini kullanmadı ama refakatinde İçişleri Bakanı peşmergelerin komutanı  “Kerim Sincari” vardı. Hafıza kaybı olanlara hatırlatalım: 21 Ekim 2007’de terör örgütünün kaçırdıkları askerlerimiz, Türkiye’den giden, o dönemin DTP’li milletvekillerine teslim edilmişlerdi. O törende bu Kerim Sincari de vardı. Sincari, orada tüm PKK’lıları önce, sanki bağımsız bir ülkenin ordusuymuş gibi  “denetlemiş”, ardından da tek tek ellerini sıkarak tebrik etmişti!
Bugünkü iktidarın “Hafıza kaybı” konusunda, başka kanıt mı istersiniz; Barzani ve Davutoğlu konuşurlarken, kürsünün arkasında Kürdistan Bayrağı ve de Barzanilerin, sözde bağlı oldukları Irak’ın bayrağı yoktu, sadece Türk bayrağı vardı. Türkiye’ye saygı olsun diye mi? Yok kandırmaca! Dışişleri sözcüsü, “Irak bayrağını koyarsak, Kürt bayrağını da koymak durumunda kalırız. Tek Irak bayrağını Barzani kabul etmez. O zaman, sadece Türk bayrağı koyduk”. Kim kimi kandırıyor? Yakında barışçı çözüm diye kürsülerin yanına “Büyük Kürdistan” bayrağını da koyarlarsa hiç şaşmayın!
Daha hatırlatmaya devam edelim; Barzani geçen yıllarda “Sınırı aşan bir operasyonu kabul edemeyiz. Biz de egemenliğimize önem veriyoruz” demişti...
Nihayet; Türkmen kardeşlerimizi, iktidardakiler unuttu, biz de unutmayalım; Barzani bu konuda; “Hem tarihi hem de coğrafi olarak, Kerkük’ün Kürdistan’ın parçası olduğu kanıtlanmıştır” der ve Türkmenleri tebaa sayar!
“Dün dündür-bugün de bugün” derler. Bu politikada varittir ama Devlet ve Devletin çıkarları açısından gaflet, hatta ihanettir!
Barzani ile yapılan görüşmelerde bazı anlaşmalara varılmış. Ticaret ve yatırımlar konusunda. Ha şunu önceden söyleseydiniz! Bu anlaşmalar bazılarına iş ve getirim sağlar, “Büyük Kürdistanın” alt yapısını oluşturmuş, ne gam! Barzani’lerin, Barzan aşiretinin ve Barzani’nin babası Molla’nın, geçmişlerini hatırlatmak ayrı yazı konusu. Ama bir yazarın dediği gibi, mübarekler “bukalemunlar sürüsü”; her ortama uymuşlar, uyarlar. Zamana ve zemine göre. Şimdi de zaman ve zemin müsait. Bölge, dünya ortamı müsait! PKK azmakta, BDP yardakta!
Son sözü kardeşim Melih Aşık’a bırakıyorum: “PKK silah bırakmadıkça ve terörün yeniden başlamayacağı kesinleşmedikçe atılacak adımların faydası yoktur... Terörün merkez üssü Kuzey Irak’tadır. Oraya ilişkin önleminiz yoksa PKK’yı tasfiye edemiyorsanız, teskin ederek bir sonuca varamazsınız. Terörü önlemek için teröristlerden medet uman bir anlayış er geç iflas eder.” Aynen!
  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları