“Bunlar olağan şeylerdir”

Ahmet B. ERCİLASUN

Evet, Başbakan aynen böyle söylüyor. Bütün Türkiye’yi acılara boğan kazadan sonra gazeteci soruyor:
-Bu kadar tehlikeli iş yapıp da böyle bir kazaya hazırlıklı olmayan bir işletme nasıl olup da faaliyetlerine devam edebildi? Burada sorumluluk kime ait?
Başbakan cevap veriyor:
-Bir gazeteci olarak zannediyorum dünyada kömür madenlerinin nasıl çalıştığını yakından takip etmiyorsunuz... İngiltere’de, geçmişe gidiyorum. 1862. Bu madende göçük, 204 kişi ölmüş. 1866, 361 kişi ölmüş, İngiltere...
Başbakan dünyadaki kazaları saymaya devam ediyor: 1894 İngiltere, 1906 Fransa. 1914 Japonya, 1942 Çin, 1960 Çin, 1963 Japonya. Gelebildiği en yakın tarih 1975 Hindistan. Herhangi bir Batı ülkesi değil, Hindistan ve yıl 1975. Bunları sıraladıktan sonra Başbakan hükmünü veriyor:
-Bu ocakların bu noktada bu tür kazaları sürekli olan şeyler. Bakın Amerika. Teknolojisiyle, her şeyiyle. 1907’de 361 (ölü). Arkadaşlar yani biz, bir defa bu tür ocaklarda, kömür ocaklarında bu olanları, lütfen buralarda bu olaylar hiç olmaz diye yorumlamayalım. Bunlar olağan şeylerdir. 
2014 yılındayız. Fransa’daki kazanın üzerinden 108 yıl, ABD’deki kazanın üzerinden 107 yıl, Çin’deki son kazanın üzerinden 54 yıl, Japonya’daki kazanın üzerinden 51 yıl, Hindistan’daki kazanın üzerinden 39 yıl geçmiş. Şu anda 2014 yılındayız, Soma’da 300’e yakın insan hayatını kaybediyor ve Başbakan “bunlar olağan şeylerdir” diyor. Yani 200-300 kişinin maden kazasında ölmesi olağan ve bu mantığa göre insanların kazada ölmemesi “olağan dışı!” 
-Geçenlerde bir uçağın gecikmesi üzerine görevliye sertçe bir şeyler söylemiştim. Görevli de bana “gecikme var efendim, son derece normal” diye cevap vermişti. “Demek ki uçakların saatinde kalkması anormal” diye bağırmışım. Demek ki böyle bir ülkede yaşıyoruz. Uçaklar saatinde kalkarsa anormal, gecikirse normal; maden ocaklarında yüzlerce insan ölürse olağan, ölmezse olağan dışı. Bütün bunlara rağmen bir de ders verme edası var: “Bir gazeteci olarak zannediyorum dünyada kömür madenlerinin nasıl çalıştığını yakından takip etmiyorsunuz.” Gelin de şimdi gençler gibi bir kahkaha işareti J))) koymayın. 
Bir de mağduriyet kavramı var. Başbakan, “Vatandaşımızın bir defa mağduriyetini istismar etmek isteyenlere fırsat vermeyiz.” diyor. Yani 300’e yakın insanın kazada ölmesi olağan şeydir; vatandaşın bu mağduriyetini kimse istismar etmeye kalkmasın; buna fırsat vermeyiz. 
Dört ay hapis yatmaktan daha büyük mağduriyet olur mu efendim? Bir şiir okuyorsun, dört ay hapis yatıyorsun. Yıllardır hapiste yatan subaylar varmış, ne gam? Dört aylık hapisten daha büyük mağduriyet olur mu? Aah biz neler çektik, neler!.. Bir de bu cübbeli laikçilerin konuşmaları yok mu? Adam bir saat konuşuyor efendim! Adamın bir saatlik konuşmasına muhatap olmaktan daha büyük mağduriyet olur mu? Senede iki defa, üç defa konuşuyor adamlar. Siyasete gel, her gün konuş. Bak, ben her gün boy boy ekranlardayım, boy boy gazetelerdeyim. Yani, lütfen beni mağdur etmeyin. Size cevap yetiştireceğim diye memleketin işlerini yapamıyorum. Sonra da vatandaşın mağduriyetini istismar etmeye kalkıyorsunuz; buna fırsat da vermem, izin de vermem. Vatandaş mağdur olabilir efendim; ama ben mağdur olamam; kusura bakmayın kimse beni mağdur edemez. Öyle meydanlarda toplanmanın da âlemi yok. Bilesiniz ki benim polisim kahramandır; sürgüne uğratsam da kahramandır, sürmesem de kahramandır; TOMA’ları üstünüze sürer, biber gazlarını bastırırım, ona göre. Herkes haddini bilecek! 

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş