Bunu da yaptılar...

A+A-
Rauf DENKTAŞ

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Başkanı Jean Costa, Rum Yüksek Mahkemesi ile AİHM arasındaki işbirliğini güçlendirmek maksadıyla Güney’deki Rum Cumhuriyeti’ne resmi ziyarette bulunuyor.
Bilindiği gibi bugüne kadar Jean Costa’nın riyaset eylediği AİHM Kıbrıs konusunda “insan” olarak sadece Rum tarafının varlığını tescil eden ve sadece “Rum insanına”  hak veren bir kuruluş olarak çalışmıştır. Şimdi, bu tek yanlı ve Rum güdümlü ziyaret bu acı gerçeği teyit etmektedir. Başkan Jean Costa “Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı”  adı altında seyretmekten utanmayan Hristofyas’ı da ziyaret edecekmiş. “Oh ne alâ” deyip sessiz kalınamayacak bir durumla karşı karşıyayız. AİHM’nin Başkanı Kıbrıs meselesini bilmiyor. Eli kanlı, suçlu Rum tarafını bütün Kıbrıs’ın meşru hükümeti addediyor, bu sözde Kıbrıs hükümetinin 1963’ten bu yana Kıbrıs Türklerine yaptıklarından habersiz, 45 yıldır ikiye bölünmüş olan ortaklık devletinde Rum ortağı ziyaret ederek başkanı bulunduğu mahkemenin tarafsızlığını ve Kıbrıs konusundaki adaletsizliğini ikiye katlamış oluyor.
Maalesef, ekonomimizle olduğu kadar devlet olarak tapularımızla da ilgili, hayati önemi olan Orams davasını da bu mahkeme Türk tarafını dinlemeksizin karara bağlayacak, hem de iki Rum veya Yunanlı yargıcın katkılarıyla!
AİHM, Loizudu davasından bu yana Rum propagandasının etkisi altında kalmıştır. Türk hükümeti, bu davadaki tek yanlı karara boyun eğmeyerek Loizudu’ya maddi ve manevi tazminat vermeyip bu mahkemenin yanlışını yüzüne vurmalıydı. Olmadı; bu mahkemenin ikazları doğrultusunda KKTC’de mülkiyetle ilgili yasa yaptırarak tek yanlı “Rum’un hakkını vermek” ve KKTC tapusunu sıfırlanmak yoluna da gidildi. Türk tarafının Güney’deki mülkü ve 1963’ten bu yana Rum’dan alacağı olan her türlü tazminat gündeme getirilmedi.
Kıbrıs konusunda Rum-Yunan propagandası amansız bir şekilde devam etmektedir. AİHM’nin tüm yargıçları bu propagandanın etkisi altındadırlar. Bunların başkanları “Kıbrıs Cumhuriyeti” addettiği ve “meşru hükümet” olarak tanıdığı Güney’de misafir ediliyor ve oradan Kuzey’e “işgal altında yaşayan Türk azınlığın” bulunduğu topraklar olarak bakacaktır.
Bunun suçu bizdedir. Bu insanları aydınlatmak için ne yaptık, ne yapıyoruz? “Kıbrıs’ta Genosit” kitabını bu insanlara ve Avrupa’daki köşe yazarlarına, İnsan Hakları ile ilgili kuruluşlara gönderdik mi? Son Avustralyalı Harry Blackey’nin yazdığı  “Love and Death in Cyprus” kitabını hangi ilgiliye gönderdik? Andrew Faulds’un “Excerpta Cypria For Today” kitabını kim okumuştur?  Rum tarafı, lehlerine yazılmış olan ne varsa Avrupa’da tüm ilgililere göndermektedir. Yukarıda bahsettiğim kitaplar Rumlar açısından kaleme alınmış olsaydı şimdiye belki de yirminci, otuzuncu baskıları basılmış olacak, Avrupa’da bunları okumayan kalmayacaktı.
Türk tarafının “Kırmızı çizgisi” sanırım  “Kıbrıs’taki gerçeklerin kabulüne” bağlıdır. Bu gerçekler de 1960 Cumhuriyeti’nin ortaklık olduğu noktasından başlar ve Rumların ortaklığı Enosis’e tahvil etme gayretleri karşısında iki devlete kadar gelir. Avrupa’da AİHM’de oturan bir yargıcın bunları bilmesini beklemek abestir. Bu ziyareti ayarlamakla Rum tarafı bize ve Türkiye’ye büyük bir kazık atmıştır. Acısını çok çekeceğiz. Çok yazık! Kanımca Jean Costa’nın bu, hiçbir protokole uymayan ve başkanı bulunduğu mahkemeye gölge düşüren yersiz ve gereksiz ziyareti, tüm kuruluşlar tarafından protesto edilmelidir.

Yazarın Diğer Yazıları