Burası Türkiye değil mi?!

A+A-
Behiç KILIÇ

Artık inanılmaz işler ayan beyan yapılıyor, kimse de, daha doğrusu memleketin beline baltayı asıl indirenler asla hesap vermiyorlar.. Hale bakın!..
Bir tanıdığımızın yolu Batman’a düşmüş ve orada PKK’nın yaptığı belediye seçimi gösterisi(!)ni izlemiş. Dehşet içerisinde kalmış, bize gördüklerini aktardı.
Manzara şu...
 Toplama bir grup, ellerinde eşkıyabaşının posterleri, sarı kırmızı yeşil bezler, “Bijî Serok” diye kendilerini yırtıyorlar!.. Apoları da, çaputları da adeta yasal olmuş, Batman’ı ele geçirmişler muhtariyet ilan etmişler, vaziyet o vaziyet!..
Dağda, Türk askerine kurşun sıkarken belasını bulan çete elemanları “şehit!” diye yad ediliyor ve Başbakan, ’Batman Erdoğan’a mezar olacak’çığlıkları ile ölümle tehdit ediliyor!..
Dahası da şöyle...
PKK adayı(!) başlıyor açıktan açığa sövgüye ve kin kusmaya. Etrafa toplatılan ahaliye “Cumhuriyet’e karşı mücadele sonucunda kendi gerçekliğini kabul ettirdiklerini” PKK adına anlatıyor. “Geldiğimiz aşamada güçlü bir konumdayız” diyor. Batman sokaklarındaki çatışmalar sonucu bu gücü ele geçirdiklerini anlatıyor.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti sınırları içerisinde durum artık böyledir... Dışarıdan beslenen bir çete, bu topraklar üzerinde adeta kurtarılmış bölgeler yaratmış, kuralını koymakta, istediği gibi at oynatmaktadır. Kendisine haklar ihdas etmekte, üstelik birtakım yasal düzenlemelerden de destek alarak amacını kitabına uydurup, Türkiye’de bayrak dikmeye yönelmektedir...

 

PKK’lı Vandallar, faşistler...
TBMM’deki gösterilerinden sonra “Siz bu işi neden yaptınız?” diyen malum matbuat (demokratlık gösterisi adına!) bir de bunlardan görüş alıp saldırılarını pekiştirdi!.. Provokatör de mikrofonu boş bulup Türk Milleti’ne “faşistler, Vandallar” diye saldırdı!..
Böyleler; yapıp üstüne tüy dikecekler, sonra da hacetlerini boncuklu diye öve öve vitrinleyecekler!.. Ağa babalarının tembihi bu yönde de...
Vandal, faşist denilince...
Bu dönemde vandal bellidir...
Kapkaçcı, hırsız, soyguncu, uyuşturucu kaçakçısı, kadın satıcısı...
Yakan, yıkan, tahrip eden, taşlayan, molotofla yakan, çiçeklere dahi saldıran...
Köy basıp kadın ve bebekleri katleden...
Kim bunlar, sabıka dosyalarında ne yazıyor mağara çıkışları hakkında?!
Tarihteki Vandallar bu çetenin yanında süt kuzusu kalır...
Faşizm konusu da öyle...
Bunların tezahürü ile Mussolini’nin, Hitler’in cehennemde ara sıra soğutmaya alındığı rivayet ediliyor “Sizden beterleri var!” diye...
Ağalık, aşiret düzeniyle köleleştirilmiş bir düzenin parçası halindeki bu güruhun, kendi ailelerine dahi faşizan baskılarla yaklaştıkları ayan beyanken...
Bir de başkalarını faşistlikle falan itham etmeleri, aslında garip bir tutumdur...
Başkasının hakkına saygı ne kelime, üç kuruşluk menfaat için en yakınını bile pirana gibi parçalamaya hazır, can almayı olağan hadise sayan genleri taşıyanlar, kendilerini demokrat, karşılarına koyduklarını faşist diye tanımlıyorlar!..
Elleri silahlı katil sürüsü!..
Dünyanın en özgür suç örgütüsünüz; bu bile size yetmiyor. Türkiye’nin her yerine sızma hakkınız var, yetmiyor!..
Vandal görmek için ayna var ayna!..


İkiz teslimiyet!..
Ahmet Türk’ün TBMM gösterisinin planlı bir çıkış olduğunu belirtmiştik. Planın kendisine tebliğ edildiği, onun, görevli olarak icrada yer aldığı da ifade ediliyor!..
Plan ne?..
Bunların kafasındaki artık açık... Önce federe bölge... 1991’de AB kaynaklarınca ellerine tutuşturulan hedef bu!.. (Bkz E.J. Zücher.) Ağızlarında geveledikleri “Koparız”  lafları boşa değil!.. Abdullah Öcalan, son İmralı tebliğlerinden birinde, “Seçim sonuçlarına göre kendi kaderini tayin hakkı” gibi laflar ediyor...
Bu bir niyet beyanıdır.
Bilen bilir, iki yıl önce topladıkları konferansta “Mücadeleyi insan hakları ve azınlıklar temelinde, siyasi platforma taşıyalım...” kararını açıkladılar...
İkiz yasaları hatırlayalım...
Birleşmiş Milletler’in Siyasi ve Medeni Haklar Uluslararası Sözleşmesi ile (azınlık tanımı yapan) Kopenhag Belgesi altına kayıtsız şartsız imzalar atıldı.
Çetenin yayın organlarında şunlar yazılmıştı:
 “Sözleşme, Türkiye için ciddi yükümlülükleri gündeme getiriyor. Bu hak ile ’siyasal statülerini ve ekonomik, sosyal ve kültürel gelişmelerini serbestçe tayin edebilirler’ifadesi yer alıyor...”
Bunları böyle kim azmanlaştırdı?...
Bizim değerli büyüklerimiz!..

Yazarın Diğer Yazıları