Bürokratik imamlar

Haydar ÇAKMAK

İmamlık bir meslektir bilindiği gibi. İmamdan bürokrat olmaz mı? Niçin olmasın, olur. Ama hem imam hem bürokrat biraz zor olur. İmamlık bir anlamda bir uzmanlıktır. İmamlık eğitimi (Formasyonu) almış ve dinî mekanlarda namaz kıldıran veya benzer dinî faaliyette bulunan kişidir. İmamlar bu dünyadan çok öbür dünya işleriyle uğraşırlar. Bu dünyayı bir imtihan olarak görür ve inananları bu imtihanı geçmeleri için eğitir tavsiyelerde bulunur. Yani bu dünyadan çok öbür dünya için çalışırlar. İçişleri, Dışişleri, İmar ve İskan Bakanlıkları ve Sağlık Bakanlıkları bürokratları, insanların bu dünyada rahat etmesi için çalışır ve düzenleme yaparlar. Bürokratik imamlar, ülkede dinî hayatı düzenleyen Diyanet İşleri Başkanlığı’nda görev yaparlarsa bir sorun yoktur. Ancak çağdaş, modern dünyanın kalkınmış medeni ülkeleriyle yarışan, varlık ve özgürlük içinde yaşayan, insan haysiyetine yakışan, onurlu ve çağdaş yurttaşlar ülkesinde bu çağın gereklerini yerine getirecek uzman bürokratlar gerekir. Cenneti hazırlayan değil, bu dünyayı cennete çeviren yetkin uzmanlara ihtiyaç vardır. İslamiyet yarın ölecekmiş gibi öbür dünya, hiç ölmeyecekmiş gibi bu dünya için çalışın diyen mükemmel bir dindir. 2002’den bu tarafa Türk devlet yönetiminde çok sayıda imam bürokratlar görev almıştır. Bunlara ilave olarak imam eğitimi almamış ve imamdan çok imam olan insanlar, bürokraside görevlendirilmiştir. Bunlar yetmiyormuş gibi cemaatler, zaviyeler ve tekkeler, tekrar ülkemizde pıtrak gibi yayılmıştır. 2015 yılında Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın bütçesi, 666.206.000 TL, Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı’nın bütçesi, 22.183.000 TL, İçişleri Bakanlığı’nın bütçesi, 3.898.467.000 TL, MİT bütçesi 1.108.220.000 TL ve Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bütçesi ise bunların hepsinden daha büyüktür, 5.743.383.000 TL’dir. İmamlar bu kadar parayı ne yapacak acaba? Bu rakamların yorumunu size bırakacağım. Yurttaşlar devlete, beni cennete gönder diye değil, yol, hastane ve okul gibi bu dünyadaki ihtiyaçlarını karşılamaları için vergi vermektedir. İslam dininde, diğer dinlerdeki gibi “Ruhban Sınıfı”  yoktur. Dinimiz böyle bir müesseseyi kurmamıştır ve hatta yasak etmiştir. Rahmetli Atatürk bu tehlikeyi gördüğü için şöyle demiştir: Efendiler biliniz ki Türkiye Cumhuriyeti Şeyhler, dervişler müritler, meczuplar ülkesi olamaz. En doğru, en gerçek tarikat (yol) uygarlık tarikatıdır.
2013 yılında açıklanan resmi rakama göre Diyanet İşleri Başkanlığı’nın 121.825 personeli vardır. 2014’te alınan ve 2015’te alınacak olanlarla birlikte yaklaşık 130.000 personeli olacaktır. Türkiye’de doktor sayısı 129 bindir. Türkiye’de 2013 yılında sadece Diyanet’e bağlı 85.412 cami vardır. Türkiye’de 355 özel olmak üzere toplam 1191 hastane vardır. Okul sayısı ise 61.936’dır. Bu rakamlar 21.Yüzyılın rakamları olmaması gerekir. Bu rakamlar akla hakarettir. Türk milletinin sağlığıyla, eğitimiyle aklıyla alay etmektir. Bu rakamları herkes biliyor. Ama korkusundan ses çıkartamıyor. Örneğin; bir muhalefet partisi bu mantıksızlığı dile getirse, din düşmanı ilan edilir ve halkın dinî duyguları galeyana getirilerek cezalandırılır. Bu bağnazlığı yaşayan çok ülke vardır. Afganistan, Suudi Arabistan ve Afrika kıtasında onlarca ülke. Daha geçen hafta Pakistan’da dinî eğitim almış, kendisini dindar sayan bir fanatik grup, Allah adına 129 çocuk ve 9 öğretmeni katletti, 2004 yılında hatırlanacağı gibi, Çeçenistan’da yine kendisini dindar olarak tarif eden bir terörist grup, 186 çocuk 14 yetişkin olmak üzere 300 kişiyi Allah adına katletti. Birkaç aydır, yanı başımızda Allah-u Ekber (Allah Büyüktür) diyerek masum insanların kellesini kesen, kadınları cariye ve köle yapan IŞİD gibi Müslümanlarla biz Türklerin işi olmaz, olamaz. Bu tür örgütlerin ülkemizde çıkmamasının nedeni rahmetli Atatürk’ün ülkemizi, dindar kisvesi altında yuvalanan bu sapıklardan temizlemesidir. Ülkeyi yönetenlerin aklını başına toplaması gerekir. Din elden gidiyordu ama biz yetiştik numarasının kimseye faydası yoktur. Bu ülkeye ve bu millete yazık oluyor. Biz Afganistan, Gazze ve Suudi Arabistan gibi olmak istemiyoruz. Bu ülkede namuslu ve dindar insanlara bir şey yapılmamıştır. Bütün sorun kendini dindar olarak tarif eden insanların sadece kendi öbür dünyasını değil, herkesin öbür dünyasını tanzim etmek istemesinden kaynaklanmaktadır. Herkes kendi cennetini hazırlasa sorun çıkmayacak ve dinle kimse kandırılamayacaktır.

 

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş