Bütün güller gibi Mehmet Gül'ü de ne çabuk unuttuk

İsrafil K.KUMBASAR

Vefa, artık ‘İstanbul’da bir semt adı’ olmaktan başka herhangi bir anlam taşımıyor.
Zihinlerimiz, ‘unutkanlık’ diye bilinen o ‘yüzyıllık hastalığın’ esiri haline gelmiş bulunuyor.
Gözlerimiz ‘en yakınımızdakileri’ görmüyor, ‘gönül bağı’ kurduğumuz, ‘kader ortaklığı’ yaptığımız kişilerin değerini ancak öldükten sonra anlıyor, aradan 40 gün geçtikten sonra da tamamen unutuyoruz.
‘Göçüp gidenlerin’ kervanına her gün yeni bir isim ekleniyor, ‘unutulup gidenlerin’ listesi her geçen gün biraz daha kabarıyor.
Öyle görülüyor ki, Mehmet Gül de kısa bir süre sonra ‘unutulanlar’ arasında yerini alacak.
Ölümünün ardından bir hafta boyunca mezarı başından ayrılmayan, ismini her duydukça sanki acı haberi henüz yeni almış gibi gözyaşlarına hakim olamayan hayat arkadaşı Ümran Abla’dan başka belki de kendisini kimse hatırlamayacak.
Hayat, işte böyle bir acımasız bir şeydir.
Ateş sadece düştüğü yeri yakıyor.

* * *

13 Mart’ta hayata gözlerini yuman, Türk milliyetçiliğinin efsane isimlerinden Mehmet Gül’ün vefatının 40’ıncı günü dolayısıyla Beyazıt Camii’nde okutulan mevlid-i şerif, Türk milliyetçilerini/ülkücüleri yeniden biraraya getirdi.
12 Eylül öncesinin efsane isimlerinden MHP İstanbul eski milletvekilleri Mustafa Verkaya ve Ahmet Çakar ile eski MHP yeni BBP İl Başkanı Kazım Ayaydın, öğrencilik yıllarından beri omuz omuza verdikleri dava arkadaşlarını, yalnız bırakmadılar.
MHP İstanbul İl Başkanı İhsan Barutçu ve Devlet eski Bakanı Namık Kemal Zeybek ile ülkücülerin her acı günde mutlaka hazır bulunan Cevat Saraç, Yavuz Ceylan, Memduh Yellice, Rasim Ekşi, Zafer Ceylan, Yılmaz Hacıabdullahoğlu, Erdem Karakoç, Levent Temiz, Mehmet Taşdelen ve Yavuz Selim Demirağ da yine ön saflar da yerlerini aldılar.
Gönül isterdi ki Fatih Camii’ndeki cenaze töreni gibi kırk mevlidinde de Beyazıt Camii dolup taşsın.
Ama işin içinde ‘namaz’ olunca durum değişiyor.

* * *

Beyazıt Camii’ni dolduran Türk milliyetçileri/ülkücüler, o gün şaşkınlık ve hayret içerisinde çok önemli bir sırrın açığa çıkmasına şahit oldular.
MHP İstanbul eski milletvekili, eski Genel Başkan Yardımcısı ve MYK üyesi Nazif Okumuş, camiyi dolduranların şaşkın bakışları arasında, ancak televizyonlardan izlediğimiz o meşhur mevithanların ve hocaların yer aldığı mihraba geçti.
Önce, “Hepiniz Allah’ın ipine sarılınız” diye başlayan ve ‘Türk-İslam Ülküsü’nün anayasası olarak kabul edilen “emr-i bil-ma’ruf, nehy-i ani’l-münker” emrini ihtiva eden bir aşur-i şerif kıraat eyledi.
Ardından o meşhur ‘bülbül’ kasidesini okudu.
Ama öyle bir okudu ki, yanık sesi caminin kubbesinde yankılandıktan sonra Türk ve İslam dünyasındaki bütün güllerin gönül telini titretmeye yetti.
Nazif Okumuş’u vecd içerisinde görenler, onu ‘ilahiyat mezunu’ kırk yıllık bir imam zannedebilirdi.
Oysa o, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih bölümü mezunu ve 35 yıllık bir gazeteci.

* * *


Mehmet Gül, ataların “dosta güven, düşmana korku veren” diye tarif ettiği şahsiyetlerden birisiydi.
Sert mizacı ve tavizsiz duruşu ile Türk milletine ve o milletin sigortası olan Türk milliyetçilerine/ülkücülere ‘inadına’ düşmanlık yapan ‘ihanet çevrelerinin’ en çok korktuğu bir mücadele adamıydı.
Ama aynı zamanda, ‘kendi dava arkadaşlarına’ karşı inanılmaz derecede güven telkin eden, sıcak ve dost bir sevgi adamıydı.
Ülkücüler arasında en çok sevilen, en fazla saygı gören kişilerden birisi olması da bu yüzdendi.

* * *

Beyazıt Camii’ni dolduran Türk milliyetçilerinin/ülkücülerin büyük bir bölümü, bugün uğruna bir ömür harcadıkları ‘partilerine’, ‘ocaklarına’ sokulmuyor, bir bölümü ise ‘kırgınlık’ sarmalı içerisinde olup bitenleri uzaktan seyrediyor.
Bir gözünde ‘Mehmet Gül’e’ yapılan haksızlıklar, diğer gözünde ‘Apo’nun avukatı’ ile el ele, göz göze verilen fotoğrafları canlandıran bir dava adamının ağzından şu cümle dökülüyor:
- “Mehmet Gül’ü sağlığında susturamayanlar, onu ölümünden sonra da asla unutturamayacaklar.”

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş