"Büyük Abi" gözetliyor...

Selcan TAŞÇI HAMŞİOĞLU

Kına satışlarındaki artış nedeniyle yapılan derin araştırmalar sonucunda bazı kendini bilmezlerin “Yetmez ama Evet”  diyerek 12 Eylül 2010 referandumunda “Evet” tercihini destekleyenlere kına gönderdikleri saptanmıştır.
Duruma el koyan ileri demokrasi güçleri kına satışlarını izin belgesine bağlayarak yeni bir darbe teşebbüsünü (!) ABD’nin izni ve AB’nin himmetiyle önlemişlerdir. Bu nedenle Vatikan tarafından şükür ayinleri düzenleneceği açıklanmıştır.
İlgili, yetkili ve pijamaları çizgili bir merciden yapılan açıklamada küresel demokrasi güçlerinin gerekli önlemleri en kısa zamanda alacakları açıklanmıştır.
Yapılan araştırma ve inceleme çalışmaları sayesinde herkesin kafasına bir mikroçip takılarak kimin ne düşündüğü anında uydulardan izlenebilecektir.
Bu teknik sayesinde herkesin düşünceleri ve ayrıca düşleri bile denetlenerek küresel huzur güvence altına alınacaktır.
Böylece yazarların bilgisayarlarında kayıtlı kitap tasarımlarını içeren dosyaların silinmesi için yapılan arama, tarama, fön çekme, manikür, pedikür gibi zaman ve emek kaybı kesinlikle önlenecektir.

Neyinize gerek sütlü börek
Kafalara takılan mikroçipler sayesinde ileri demokrasi karşıtı kişiler titreşimle uyarılarak özgürlüklerin güvencesi sağlanacaktır veya düşünceleri pranga altına alınacaktır.
Aman dikkat... Yolda, izde, metroda, trende, sinemada, çarşıda yanınızdaki birinden “Bip... Bip...” diye bir ses duyarsanız demokrasi ilerliyor demektir. Derin nefes alın ve keyfinize bakın... Sakın sizi şaşırtmasın, sivri kafalardan gelen  “bip...” sesleri... Yahut tüm hızınızla kaçın, kaçabildiğiniz kadar...
Nenize gerek sütlü börek... Afganistan, Irak, Tunus, Mısır, Libya, Suriye demokrasi için kan revan içinde debelenirken, ülkemizde ileri demokrasi altın çağını yaşamaktadır. Ne kadar övünsek azdır(!)
Ülke genelinde görülür görünmez her yere  “Düşünmüyorum, Yetmez Ama Öyleyse İleri Demokratım...”  afişleri asılmakla, televizyonlarda aynı slogan klip, altyazı olarak topluma sunularak demokrasinin yaşatılması amacıyla yoğun çaba gösterilmektedir.
Bu veciz sloganı cep telefonlarında kayıtlı bütün numaralara göndermeyenler, internetten ve sosyal paylaşım sitelerinden arkadaşlarıyla paylaşmayanlar hakkında darbeye yataklık gerekçesiyle fişleme ve armudu dişleme yapılacaktır.
Uydulardan alınan bilgilerle demokrasi karşıtlarının isimleri, yaşadıkları ülke ve şehir bütün haber bültenlerinde açıklanacak, gazeteler isim listelerini sürmanşetten vereceklerdir.
Mazi kalbimde Wikileakstır
Çizgili pijamalı etkin ve yetkin kişi, WikiLeaks tarih olmuş, artık mazide kalmıştır, diyerek demokrasinin daha da şeffaflaştığını duyurmuştur.
Tüm televizyon yayınlarında ve sinemalarda oynatılan filmlerde çıplak gözle görülemeyen, ancak beynin algılayacağı “Düşünmüyorum, Yetmez Ama Öyleyse İleri Demokratım” sloganını içeren kareler yerleştirilecektir. Böylece 7’den 77’ye herkes toplum mimarlığının eseri olarak yeniden yaratılacaktır.
Büyük Abi’nin yaptığı küresel gözetlemeler sayesinde insanlık tarihi çağ atlayarak ada sahillerinde tren beklemekten kurtulacaktır.
“Büyük Abi Seninle Gurur duyuyoruz”,  “Dünya Abime Kurban Olsun” ,  “Büyük Abi Beni Baştan Yarat”, “En Büyük Abi Bizim Abi” yazılı tişörtler adeta kapışılmaktadır!...     
Gazanfer Eryüksel

 

+++

 

Erbil Irak
Türkleri’nin
ata yurdudur
Kürtler şimdi de yeni bir tiyatro oyunuyla ve tarihi gerçekleri çarpıtarak öz be öz Türkmen şehri Erbil’in adını Kürtleştimek için Hewler diye değiştirdiler, neden mi? Çünkü kaynaklarda ve arşivlerde Erbil’in Türkmen olduğunu yazıyor. 1976 yılında diktatör Saddam Hüseyin Türkmen şehri Kerkük’ü Araplaştırmak için adını Al-Tamim olarak değiştirmişti. Kerkük’ün adı değişti mi? Değişmedi, şimdi Saddam nerede! Zindanlara atsalarda, kanımızı dökselerde, Erbil hep Erbil kalacaktır. Bu tarih hırsızları Türkmen şehri Erbil’in adını değiştirmekle kendilerini ele vermiyorlar mı? Sizce tarihi olan bir toplum bu gibi dayanıksız ve gülünç işlere tenezzül eder mi? Yorumu sizlere bırakıyoruz.         
(...)
Bir kaç yıl önce Erbil’in tanınmış simalarından sayın avukat Sanan Ahmet Ağa “Erbil ve Erbilli”  adlı eserinde Erbil’in Türkmen gerçeğini gündeme getirdiğinde kıyamet koparıldı.
Erbil’de Kürt medyası adama ağızlarına geleni söylediler, onu kötülediler, ama o sırf gerçekleri yazdı, hem de belgelere dayanarak. “Sanan Ahmet Ağa ” Erbil ve Erbilli “ adlı eserinde belgelere dayanarak Erbil’in kökeninin Türkmen olduğunu belgeler. Türkmen karşıtları, Kürtler ve Barzani’nin güdümündeki medya, Sanan Ağa’ya karşı büyük bir saldırıya geçerler. Bu sırada Sanan Ağa’nın evi de bombalanır. ” Her zalim gerçeklerden korkar ve onların üstünü örtmeye çalışır. “
Dost ve düşman bilmelidir ki, Türkmen şehri Erbil Irak Türklerinin kalesidir ve ata yurdudur, ondan asla vazgeçmeyeceklerdir. El mi yaman, bey mi yaman  göreceğiz.                
Ali Kerküklü

 

+++

 

Emniyet, seçimde her çuval başına 1 polis memuru görevlendirmiş! Bu da ileri demokrasinin ileri emniyet sistemi olsa gerek! 
Engin Balım

 

+++

 

Tarihi Değiştiren Mektuplar
“...bütün devlet yok etmek için atımız eğerlenmiş ve kılıcımız kuşanılmışım. Bilmedim yahut da gafil idim demiyesin.” 
***
 “... bütün dünyaya ilan ediyorum ki; kendilerine bu padişah fermanı verilen kimseler himayem altındadır ve emrediyorum: Hiç kimse ne bu adı geçen insanları, ne de onların ibadethaneleri rahatsız etmesin...”
***
 “...Ey fransa kralı fransuva! Sefir-i kebirimden aldığım mazhara göre malumatım oldu ki, memleketinde dans namında alamele-innas fuhşiyyat ve lubiyat yapıyormuşsun. İş bu name-i hümayunumun eline vusulünden itibaren bu mel’anet ve rezalete son vermediğin takdirde orduyu humayunumla gelip seni kahretmeye muktedir olurum.”
Evet, bu satırlar, onlara ait... Oğuz Kağan’dan Yavuz Sultan Selim’e; Fatih Sultan Mehmet’ten Kanuni Sultan Süleyman’a; II. Abdülhamit Han’dan Mustafa Kemal’e kanlı vuruşmaların, yürek delen okların, göğüs parçalayan kargıların, baş uçuran kılıçların, su gibi akan kanların ve sonu olmayan yiğitliklerin destanı...
Yüzleşme manifestosu
“Tarihi Değiştiren Mektuplar”, aslında tarihimizle yüzleşmeliyiz diyenlere inat, içinde bulunduğumuz kimliksizleşme ve tarihimize yabancılaşma anaforuna kapılmadan, tarihimizin parlak sayfaları ile yüzleşme erdemini gösterme gayretinin bugüne bakan bir aynası...  “Göğün mağrur çocukları Hun’ların” Çin akınlarındaki vuruşmalarına şahitlik ederek, “Krallara taç giydiren hükümdarların” muhteşem mektuplarında “Osmanlının kayıp atlası” üzerinde keyifli bir tarih yolculuğa çıkacaksınız.
İşte, bu samimi düşüncelerden hareketle başladığımız ve uzun bir araştırmanın ürünü olan “Tarihi Değiştiren Mektuplar”, milli kimliğin ilmen, fikren ve fiilen savunması hükmünde bir yazılmış bir manifestodur. 
Hakan Boz / Zeytinburnu Ülkü Ocağı

 

+++

 

Bugün Bakırköy’de oturacağız(!)
1- ÖSYM ve YÖK’ün, Milli Eğitim Bakanlığının bu skandalın yargıya intikalini hızlandırmak adına girişimlerde bulunmasını,
2-Hükümet sözcülerinin bu hadiseden ötürü tüm Türkiye halkından özür dilemesini,
3-YGS sınavının iptal edilmesini,
4-Mağdur olanların mağduriyetlerinin giderilmesini,
5-Sınava girecek olanlarda oluşan endişe, güven kaybı ve sınavın şaibeli olduğu kanısının bir an önce giderilmesini,
6-Sayın Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan, Ergenekon Davasının savcısı olduğunu ifade etmişti, aynı hassasiyeti gerçek skandallara göstermesini ve şaibeli sınav skandalının da savcısı olmasını talep ediyoruz...
Bu taleplerimizi, 10 Nisan Pazar günü Bakırköy Meydanında, saat 14:00’da gerçekleştireceğimiz oturma eylemi ile dile getireceğiz.
Çağlar Cilara / Yeni Parti İstanbul İl Gençlik Konseyi Başkanı

 

+++

 

11’incinin kefaletiyle kurum sorumluları suçlamalar karşısında aklanacaklarsa neden bu kadar çok hakim ve savcı var?
Kadroyu % 47 için yeterli sayıya
indirsinler, cebimiz rahatlar hiç değilse.
Nihal Tabak

 

+++

 

Sen neymişsin böyle...
Seçim yaklaştı ya, yaklaşır yaklaşmazda AKP iktidarı müflis tüccar gibi yine eski defterleri karıştırmaya başladı. Kâh 1923’ten beri, kâh İsmet İnönü devri en çok ta 1999-2002 arasını dillerine dolamış durumdalar.
Beri taraftan kendilerinden önce gelen 80 yılı bir çırpıda yok sayıp, yapılanların tamamını şahıslarına mal etmeleri pişkinlik ötesi bir durumdur.
Öyle ya, rahmetli Menderesli, rahmetli Özallı ve Demirelli, yılları hiç yaşamamıştı Türkiye...
Geçtiğimiz aylarda vefat etmiş olan ve cenazesine omuz verdiği  “Hocası”  merhum Necmettin Erbakan’da bu ülkeye hiçbir şey katmamıştı..
Hepsini bunlar yaptılar!
Her ne kadar “bunlar” derken çoğul kullanılırsa da, yapılanlar sadece Recep Tayyip Erdoğan’ın nevi şahsına münhasır hadiselerdir.
Ezcümle yapılan işlerin mimarı Recep Tayyip Erdoğan’dır!
Vay be!
“Sen neymişsin be abi!” 
Harun Kılıç

 

+++

 

Dua...
Eğer çıraklığında,
eğer kalfalığında,
yaptıkları referans 
alınacaksa Allahım,
ustalık döneminden
sana sığınırım...
Yakup Yavuzer

 

+++


TRT’ye para yetiştiremiyoruz
Son birayda dikkatimi çeken bir konu var. TRT radyoları programlara katilmak isteyenlere 444 24 04  numarasını veriyor. Bu, özel ücrete tâbi bir numara. Yani; ev veya cep telefonunuzda özel bir fatura paketine sahipsiniz, ücretsiz dakikalarım var, programa katılayım derseniz, olmaz. Bu, ücretlendirilir. Bir de SMS numarası
veriyorlar.
5600 ve açıklıyorlar.  Bir SMS 1TL 60 Kuruş’muşşş.
TRT ye verilen ödenekler, elektrik faturalarından katkılar yetmemiş. Tabii harcamalarına para gerekli.
Ayla Sandıkçı

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş