Büyük gözaltı

A+A-
Altemur KILIÇ

Adalet Bakanı Sadullah Ergin, bazı gazetecilere herhalde “övünmek gibi olmasın” dercesine -postmodern Bastil- Silivri cezaevini ve buradaki -iyileştirmeleri- kolaylıkları göstermiş.
Türkiye ve belki de dünya tarihinde savaş dönemleri hariç, bu kadar asker sivil esir kamplarına tıkılmamıştı. Çetin Altan’ın “70’li yıllar” hakkında yazdıklarını fersah fersah geçen bir “Büyük Gözaltı” . Guinness rekorlar kitabına geçecek bir rekor bu! Erdoğan, Bakanı ve yalakalar ne kadar övünseler yeridir. AKP iktidarının “Muhteşem On Yılında” neler yaşan9madı ki?.. Balyoz, Ergenekon, Kafes, Andıç vb.. bu davalarda, Genelkurmay Başkanı, orgenerallerden astsubaylara kadar çok sayıda asker tutuklu! Şimdi Türk Ordusu’nun emekli veya muvazzaf, halen görev başından cezaevlerine sokulan komutanları, oralarda plastik leğende çamaşır yıkıyorlar, orada tutuklu aydınlar ve gazetecilerle ortaklaşa!..

***


Adalet Bakanı, kılavuzluğunu yaptığı “turistik gezide” işte bu şartlarla iftihar ediyor.. Tasası bu acı manzaralara son vermek, hiç olmazsa tutukluluk sürelerini kısaltmak değil, içeridekilere“konfor”(!) sağlamak! Adeta savaşlarda Cenevre Konvansiyonu şartlarının yerine getirildiğini kanıtlar gibi...
Adalet Bakanı “Keşke bunlara ihtiyaç olmasaydı” demiş... Artık mola süresini çok aşan “ihtiyaç”ın kaynağı nereden ve kimlerden? Bu kadar uzun tutukluluk hangi savaşta harp esirleri için görülmüştü?
Şu sırada, TBMM’de bir komisyon “darbeleri” araştırıyor... Aslında araştırılması ve ders -ibret- alınması gereken, bu askeri müdahalelerin sebepleri, komutanların bu müdahalelere neden ve nasıl zorlandığı! Bundan sonra da tekerrür etmesin diye, düşünmeleri gereken de budur!
Bir de Sincan var... 28 Şubat “sanıklarını” o sürecin başlangıcı Sincan’daki cezaevine koydular. İnşallah, “intikam almak” için değildir!

***


Cezaevinin iyisi olmaz. 27 Mayıs, emir-komuta zinciri dışında bir “cunta” tarafından icra edilen gerçek bir “darbeydi”. Cumhurbaşkanından polis neferine kadar beşyüzden fazla insanın tıkıldığı Yassıada’daşartlar çok daha kötüydü; yatan bilir! Fakat yakında bazılarının yıldönümü kutlayacakları o darbeden sonra kabul ettirilen 1961 Anayasası sonraki olaylara, terör olaylarına zemin hazırladı ve kaynatılan “cadı kazanından” PKK ve Apo çıktı. Şu sırada hatırlamakta yarar var!
Ordunun çoğu komutanları esarette iken PKK ile mücadele ve Suriye’ye müdahale nasıl yapılacak? Bunca “dost” ateşinden sonra, ordumuzda moral kalmışsa, bu da çağımızın mucizesidir.

***


Başbakan Erdoğan dış seyahatlerinde tutuklu gazeteciler hususunda sorulan sorulara “Onlar gazeteci değil, terörist” diye cevap veriyor... Bazıları beş yıla yakın içeride olan meslektaşlarımız hakkında mahkemeler daha karar vermemişken “tek adamımız” , hükmünü vermiş; gerçekler onu ilgilendirmez!

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları