"Büyük ihanet"

Altemur KILIÇ

Osmanlının son dönemlerinde  “müthiş Türkler” birden bire, hiç sebep yokken gazaba gelmişler, önce 1896’da,  sonra da 1915’de zavallı, masum Ermenileri kılıçtan geçirmişler, yurtlarından sürmüşler! Bizim, güya Türk, sözde aydınlar vicdan azabı çekiyorlarmış; Ermenilerden özür dilemeliymişiz! Kimin namına? Herhalde onlar  “biz” değiliz, “onlar” da bizden değiller!
Önce bu aydın müsveddeleri olayların nasıl, nerede ve ne zaman başladığını “Ah Hrant, vah Hrant” diye dövünmeden, “ihanet” hamaseti ve duygu sömürüsü yapmadan, objektif olarak, peşin hükümsüz söylesinler! Yoksa bu acıların asıl başlangıcını ve sebeplerini, suçlularını pekâlâ bilirler ama,  işlerine gelmez. Onlar kararlarını vermişler bir kere, “Bilimsel amnezya” hastalığına duçardırlar!
Hatırlayalım; Osmanlıda Ermeniler tebayı-sadıka (Padişahın sadık kullarıdırlar.) Onlara itimat edilir, en yüksek mertebelere yükselirler, nazır olurlardı. Türk kültürüyle haşır neşir olmuşlardı... Bu müşterek kültüre, yemekten musikiye kadar en fazla -diğer gayrı Müslimlerden çok fazla- katkıda bulunanlar da Ermenilerdi. Türklerin en yakın komşuları da onlardı. 19.yüzyılın sonuna kadar.
Bundan sonra ne oldu da “müthiş” Türkler, birdenbire gazaba geldiler, “Bu Ermenilerden kurtulalım” dediler... Hem de o sırada   Ayan ve Mebusan Meclisinde Ermeniler varken...
Hatırlatayım; önce 1895’de Ermeni Taşnak Komitacıları Fransız anarşistlerinin yardımıyla İstanbul’da Osmanlı Bankasını bastılar, insanları öldürdüler. Sonra da 1905’de Sultan Abdülhamid’i  Yıldız’da Selamlık merasimine giderken, arabasına “o zamanlar cehennem makinesi  denilen” bombayla öldürmeye kalktılar. Abdülhamid idaresi belki müstebit idi ama, Hakan İmparatorluğu 30 yıl böldürmeden korumuş, eğitimde, idarede ve orduda reformlar yapmış ve kendinden önceki sultanlar arasında, ilk olarak “Türküm” diyen bir Osmanlı Padişahı idi. Bu, önceki padişahları etkisi altına almış olan Avrupalıların hiç işlerine gelmiyordu ve  Filistin’i vermediği için siyonistlerle birlikte ona “Kızıl Sultan” diyorlardı.
Rusya, kendi emperyalist amaçları, Osmanlıyı zayıflatmak, arazi koparmak için hem Ermenileri, hem de Kürtleri tahrik ediyor, Rusya’nın yardımıyla Ermeni Taşnak Komitacıları insanlarımızı öldürüyorlardı! Kısacası, birden bire gazaba gelip Ermenileri öldürenler Türkler değildi! Ama Osmanlı Devleti, Abdülhamid, bu tehlike karşısında Ermeni komitacılarını tenkil etmeye mecburdu!
Bu konuyu hem Ermeni konusunda, hem Kürt konusunda daha insani, kişisel boyuta indireyim... Yakın zamanlara gelinceye kadar Ermeni ve Kürt dostlarımız ve komşularımız vardı. O acı olayları, Kürt isyanlarını tabii bilirdik de, hiç tartışmaz, birbimizi suçlamazdık! Sonra ne oldu da 60’lı 70’li yıllarda soykırımı, tehcir masalları birden depreşti. ASALA cinayetleri başladı!
Daha kişisel bir durum: Sınıf arkadaşlarım arasında tonton bir Ermeni arkadaşımız vardı: Arto Ayvazyan! Aralıksız kırk yıl Amerika’da yaşayan Arto, bana nefis Türkçesiyle mektuplar yazar, “Ne yaptınız güzel Türkçemize” diye yakınırdı. Amerika’da bulunduğumuz sıralarda   evine gider, anasının pişirdiği Türk ve    Ermeni yemeklerini yerdik. Oğulları kucaklarımıza oturur, bize “amca” derlerdi. Daha sonraki yıllarda gene evlerine gittiğimizde çocuklar artık bize “amca” demez oldular ve diklendiler. Zavallı Arto  “Bakmayın siz bu bızdıklara, onların beyinlerini yıkıyorlar” derdi. Artık hayatta olmayan Arto öte taraftan herhalde benden yine özür diliyordur!
 Ermeni komitacıları 1905’de Abdülhamid’i öldüremeyince, o zamanların  “liberallerinden” Tevfik Fikret “Bir Lâhza-i Ta’ahhur / Bir anlık duraklama” diye yakınmıştı. Bu size neyi, kimleri, hatırlatıyor?..

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş