Büyük İsrail'in doğal sınırları içindeki Türkiye toprakları

İsrafil K.KUMBASAR

Cumhuriyet gazetesinde yayınlanan ’İsrail’in iki yüzü ’başlıklı bir yazı dizisinin 10 Ocak 1999 tarihli bölümünde İsrail devletinin kurucuları arasında yer alan Davit Angel ile yapılan bir röportaja yer verildi.
Gazeteci Aydın Engin, soruyordu:
- “İsrail yayılmacı bir ülkedir. Tevrat’taki ’vaad edilmiş topraklar’ kavramını aşırı yorumlara uğratarak İstanbul’dan Asya’nın içlerine kadar uzanan muazzam bir Yahudi imparatorluğu kurmak istiyor. Bu iddialara ne diyorsunuz?”
David Angel, aynen şu karşılığı veriyordu:
- “Bir kere en büyük Yahudi krallar döneminde, Davut ve Süleyman döneminde de İsrail Krallığı hemen hemen bugünkü sınırlar içindeydi. İdeolojik nedenlerle Tevrat’a, ‘Mısır’daki Nil ırmağından Dicle ve Fırat’a kadar büyük bir imparatorluk meydana getireceğiz’ diye yazıldı. Bu iddiaları fazla önemli bulmuyorum.”
Cevap, iki açıdan önemliydi.
Birincisi, ’Nil’den Fırat’a kadar Büyük İsrail’ iddialarının doğruluğu Türkiyeli kökenli bir Yahudi tarafından kabul ediliyordu.
İkincisi, İsrail’in izlediği ’Siyonist’ politikaların temel dayanağının Tevrat’a ’ideolojik nedenlerle’ yazıldığı ifade ediliyordu.

* * *

David Angel gibi, kimliklerini gizleyen soydaşları da, İsrail’in Tevrat’a dayanarak izlediği ’Siyonist’ politikalardan rahatsız olanları, “Pek fazla önemli değil” diye ikna etmeye çalışırlar.
Oysa ki İsrail devleti, ‘pek fazla önemli olmayan’ ideolojik nedenlerin bir sonucu olarak İkinci Dünya Savaşı’nın ardından 1948 yılında ’Filistin toprakları’ üzerinde kuruldu.
’Pek fazla önemli olmayan’ ideolojik nedenlerden dolayı, İsrail’in bayrağındaki kenar çizgiler, ’Nil’ve ’Fırat’ nehirleri arasında kalan coğrafyayı temsil ediyor.
’Pek fazla önemli olmayan’ ideolojik nedenlerden dolayı, İsrail parlamentosu ’Knesset’in girişinde aynen şu sözler yer alıyor:
- “İsrail’in sınırları Nil’den Fırat’a kadardır.”
Yine ’pek fazla önem arzetmeyen’ ideolojik nedenlerden olsa gerek, İsrail kaynaklı haritalarda, Türkiye’nin güneydoğusu ’Büyük İsrail’ sınırları içerisinde gösteriliyor.
İsrail Dışişleri Bakanı Tzipi Livni’nin babası Etyan Livni’nin mezar taşında ’Büyük İsrail’ haritası ile birlikte şu sözler yazılıdır:
- “Burada IRGUN operasyonlar şefi yatıyor”

* * *

İsrail, bir taraftan Türkiye ile ‘stratejik işbirliği’ anlaşmaları yaparken, diğer taraftan Fırat ve Dicle arasını yeniden dizayn etmeye çalışıyordu.
IRGUN örgütünün beyin kadrosunda rol alan Izak Şamir, 1983 yılında Dışişleri Bakanı olarak görev yaptığı dönemde şöyle diyordu:
- “Türkiye, Kürdistan’ı işgal altında tutan ve Kürtler’e bağımsızlık vermeyen bir ülkedir.”
ABD Başkanı George Bush, 1991 yılında defalarca “Irak’ın kuzeyindeki olaylara karışmayacağız” demesine rağmen, daha sonra Yahudi lobisinin baskısı sonucu 36’ncı paralelin kuzeyini Irak ordusuna yasaklama kararı aldı.
ABD’deki Yahudi lobisinin sözcüsü William Safire, 1992 yılında New York Times gazetesinde kaleme aldığı “Kürt Devletine Giden Yol” başlıklı makalesinde şu öneriyi ortaya atıyordu:
- “Irak’ın kuzeyindeki Kürt askeri gücü süratle takviye edilmelidir. Kürtlerin Kerkük ve çevresindeki petrol bölgelerine kadar inmeleri sağlanmalıdır. Petrolün sağlayacağı imkanlar, Kürt devletinin yaşaması için şarttır. Türkiye’ye PKK’nın kellesi hediye edilerek, karşığında Irak’ın kuzeyindeki Kürt hükümetini tanıması istenmelidir.”

* * *


26 Şubat 1999 tarihinde İsrail’in etkili gazetesi Jarusalem Post’ta “Orta İsrail: Kürt Herzl” başlığı ile çok çarpıcı bir senaryo kaleme alan Amotz Asael ise şu analizi yapıyordu:
- “Kürt isyanları onlara kendi Theodor Herzl’lerini getirmeli. Kürtler bir bölge üzerinde yoğunlaşmalı. Kuzey Irak bir devlet için en iyi yerdir. Kürt Kürkük’ündeki petroller ve bu işi için elverişlidir. Diğer taraftan da Kürt Herzl, Türkiye ve AB’ni işin içine çekerek, bir ateşkeşten sonra otonomi ilan edebilir. Türkiye’ye AB üyeliği verilirken, bu Brüksel’in sürdüreceği diplomasinin ana ayağı olur.”
Theodor Herzl, siyonizmin kurucusu ve ‘Büyük İsrail’ devletinin fikir babasıydı.
Kürt Herzl ise, siyonizmin hedefe bir adım daha yaklaşabilmesi için ‘piyon’ olacak.
İsrail, tarım uzmanı ve mühendis kimliği ile Irak’ın kuzeyine soktuğu ajanlar vasıtası binlerce peşmergeyi eğitti, teknoloji ürünü son model silahlarının nasıl kullanılacağını öğretti.
Şimdi aynı İsrail, Türkiye’yi Mesut Barzani başkanlığında ’fiili olarak’ kurulan kukla ‘Yahudi-Kürt Devleti’ni kabul etmeye zorluyor.
Bu kabul, Türkiye’nin intiharı olacaktır.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş