"Büyük Kürdistan"a hoş geldiniz!

A+A-
Altemur KILIÇ

Yıllardır yazar, söylerim; “Kültür-dil hakları, iş-aş”, bahane; PKK terörünün asıl amacı “Büyük Kürdistan”!... On dokuzuncu yüzyıldan beri, Sevr Konferansında ortaya atılan ve son olarak, Amerika’nın Ralph Peters haritasıyla belgelenen, Türkiye’nin Güneydoğusunu yutacak, “Büyük Kürdistan”!  
Biz “kırmızı çizgilerimizi” kendimiz sildik. Kürt bölücüler bu amaçlarından asla vazgeçmediler ve bugün, bu “hayalleri” artık gerçekleşiyor... Başbakan Erdoğan ve ekibinin basireti, ileri görüşü ve Dışişleri Bakanı “Prof.” Ahmet Davutoğlu’nun, sorunları “sıfırlama” dirayeti sayesinde!
Diyarbakır-Habur olayları, Kürt sorununun asıl gerçeklerini göstermesi üzerine Erdoğan’ın aslında, “Demokratik” filan olmayan “Kürt açılımından” vazgeçmesi beklenirdi... Ancak anlaşılıyor ki “Korkusuz Kaptan” müsademe rotasında devam ediyor ama “açılımı” hazmettirmek için sadece ertelemiş! Alavere-dalavere, “Kürt açılımı” oldu “Kürdistan Açılımı”!
Mehmet Ali Birand, Cengiz Çandar  yazıyorlar; “Açılım sürüyor, Ankara Kürdistan’ı tanıyor!” Millete bu acı ilacı hazmetirmek için olsa gerek!
Başbakan “Ulusa seslenişinde” hamamda başarıları hususunda türküler söylerken, bu acı ilacı hazmettirmek için olacak, bu yeni  “zaferden” hiç söz etmedi...
Türkiye’nin Dışişleri Bakanı “sıfırcı” Ahmet Davutoğlu, Gül’ün ve Erdoğan’ın, bilgi ve talimatlarıyla, “Büyük Kürdistan” Devlet Başkanı Barzani’nin huzuruna Türk ve Büyük Kürdistan bayraklı otomobille gitti. Adeta “itimatnamesini” sundu... “Kürdistan” nezdindeki, Türk konsolosluklarını törenle açtı... Ama, Türk Kerkük’e uğramadı!
Davutoğlu, Barzani ile “ortak vizyonu paylaştıklarını” söylemiş.. “Dağlar bizi ayıramaz, birleştirir” buyurmuş... “Ortak Vizyonun” önemli unsuru “PKK”nın sözde “bitirilmesi”... “Büyük Dostumuz” Barzani “PKK ya değişir ya ezilir” diyor.. PKK konusundaki desteğini ne çabuk ve niçin unuttu acaba? Ama “Büyük Kürdistan” böyle barışla gerçekleşince “gönüllerde bu muhabet” oldukça, PKK’ya ne hacet; terörle varamadıkları yere AKP iktidarının feraseti sayesinde ulaşıyorlar!
Dış politika, Devletler Hukuku uzmanı “profesör” Davutoğlu, Teksas örneğini filan göstererek, istediği kadar tevil etmeye çalışsın, Türkiye Cumhuriyeti “Kürdistan’ı” fiilen tanımıştır... Bu noktadan sonra, “Büyük Kürdistan’ı” törenle yapılacak bir anlaşmayla, “resmen” de tanımasına, kendi deyimiyle, “aradaki dağlar” engel olamayacaktır... Hükûmete göre “başarı” ama acı gerçek bu. T.C.’nin en yakın  komşusu ve sözde dostu “Kürdistan” çok yakında “Büyük Kürdistan” olacak, aradaki “dağlar” ve sınır kalkacaktır... Ve böylece, “Açılımda” varılan son nokta, asırlardır yabancı devletler, son yıllarda ABD tarafından idare edilen “Büyük Oyunun”son perdesi de bu!


Ve Ermeni açılımı
Başbakan “Ulusa seslenişinde” Ermeni açılımından sitayişle söz etti... Ama tam o sırada Ermenistan’dan gelen “sesleniş” başka... Ermenistan Dışişleri Bakanı Eduard Nalbandyan, Türkiye ile Ermenistan arasındaki açılımla, Yukarı Karabağ meselesinin “iki ayrı süreç” olduğunu, Ermenilerin “Soykırımı” hususundaki iddialarından da vaz geçmeyeceğini açık seçik söyledi!


Ve Kıbrıs
Sıra geldi “Kıbrıs açılımına”. Bakalım bu konuda, nasıl basiret ve feraset, aslında gaflet eserlerine tanık olacağız?
Telefonları, ortamları dinleyenlerin de konuşmaları dinleniyor... İnternete düşen bir konuşmada Erdoğan’ın, işbirlikçi, teslimiyetçi Mehmet Ali Talat’a “Bir numarayı” bitirdik dediği, kendi  sesinden, “düştü”! “Bir Numara”, sayın Rauf Denktaş... Onu bitirmek KKTC’yi de “bitirmekle” eş anlamda!
Ama sonunda bu oyunlar nasıl bitecek,  kim kimi bitirecek ve bu gaflet dönemi nasıl sona erecek? 
Türkiye Cumhuriyeti’nin geleceği,  Türklüğün var oluşu, bu iktidara, bu kişilere bırakılamayacak kadar, hayati önem arzediyor!
 Son kamuoyu araştırmaları da gösteriyor ki, galiba Türk halkı da bunu idrak ediyor... Erdoğan’ın politik basireti varsa, daha fazla oy kaybetneden, erken seçimlere gider, yoksa, “açılımları” fiyaskoyla  sonuçlandıkça, “zeki” Türk milleti, bu iktidarı “sandıkta” muhakkak “sıfıra” irca edecektir(döndürecek)!


Bir soru
Merak ediyorum, Abdullah Gül, Recep Tayyip Erdoğan ve Ahmet Davutoğlu, acaba “Nefes” fılmini seyrettiler mi?... Sinemada olmasa da, özel bir ortamda izlediler mi?... Eğer bu filmi görmüşlerse ne düşünüyorlar?
Mesela, Dağlıca baskınının, açılıma karşı bir komplo olduğunu iddia eden Davutoğlu, acaba ne düşünür?

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları