Büyük proje

Altemur KILIÇ

Yeni Anayasa’da “Türklük”  kavramının değiştirileceğinden, hatta tümüyle kaldırılacağından artık açıkça söz ediliyor.  “Türkiyelilik” veya “Anayasal vatandaşlık” olacakmış. Bu konuda bu “büyük oyunun” tarihi kökenleri hakkında çok yazdım. Oyun eskiden “İpek Yolunu” Türklerden kurtarmak, sonra da bütün Türklerin birleşmesine engel olmaktı... Şimdi ise amaç “su ve petrol yollarını” Türklerin kontrolünden kurtarmak, Türkiye’yi parçalamak, bölmek! ABD’nin Batı’nın bölgedeki çıkarlarının muhafızı  Büyük Kürdistan- olmalı ve Büyük Orta Doğu Projesi’ne geçerek “Ilımlı İslam Devleti” olacak Türkiye de figüran! Bölgedeki çıkarlar Amerika ve Batı için o kadar önemli ki “Atlantik Konseyi” 13-15 Nisan 2009’da bu konuda bir sempozyum düzenlemiş. Türk medyasına pek yansımayan bu toplantıda aralarında bulunan Kürt politika belirleyicileri ve Kürt bölgesel hükümetinin üyeleri ile önde gelen Türk kanaat öderleri “opinion maker” ve propaganda uzmanlarıyla Türkiye ve Irak’ta kıdemli resmi makamlarla öncelikle Türk-Irak ilişkilerinin Batı’nın çıkarları için nasıl düzenleneceğini konuşmuşlar ve bir rapor haline getirmişler. Rapora, kaleme alanın adına izafeten “David Phillips Raporu” adı verilmiş. Rapordaki ilginç bazı başlıklar;  “Karşılıklı çıkarların tespiti-Türk görüşü ve çıkarları-Kürt görüşü ve çıkarları-İran görüşü ve çıkarları-ABD/AB görüşü ve çıkarları-ekonomik bağların teşviki-Kerkük’ün statüsü ve sorunu barış içinde çözmek-Irak Kürdistanı’nda iyi yönetim-azınlık haklarını geliştirmek-PKK varlığı”...

***

Raporun takdiminde özetle şöyle deniyor:  “Orta Doğu bölgesindeki en hassas ve geleceği parlak ilişkilerden biri Türkiye ile Irak arasındaki ilişkidir, bu iki ülke de ABD için çok önemlidir. Türkler, Kürt Bölgesel Yönetimini (KBY), PKK terörist grubuna karşı yeterince sert olmamakla suçladılar. Diğer yandan, Türkiye istikrarlı bir Irak’ın kendi avantajına olduğunun farkında ve Irak Kürdistanı ile geliştirilecek ilişkilerin enerji ve ticaret alanlarında kendisi için çok yarar sağlayacağının bilincinde. Iraklı Kürtler de Türkiye’ye kuşku ile bakıp, Türkiye’nin Kürt azınlığına davranış biçimini problemlerin kaynağı olarak gösteriyorlar.Dahası bu ilişki, Iraklı Kürtlerle Bağdat’taki merkezi yönetim arasındaki gerilim ile daha da karmaşık bir biçim alıyor. Bu gerilimlere rağmen veya belki bu gerilimler yüzünden, Türkler ve Iraklı Kürtler arasında bölgenin istikrarını sağlamak amacıyla pragmatik bir işbirliğine ihtiyaç var; özellikle ABD kuvvetleri Irak’tan çekildikten sonra.”
Sempozyumda esas alınan,  “Türklerle Irak Kürtleri Arasında Güven Tesisi”  adlı dokümanda bu diyaloglar için bir yol haritası çizilmiş; rapor, sivil toplumu işin içine katmanın önemini vurgulayarak, Türklerle Irak Kürtleri arasında güven tesis etmek için enerji, ekonomi ve güvenlik işbirliğinden, sınırlar boyunca azınlık haklarının geliştirilmesine kadar değişik alanlarda pratik öneriler sunmakta.

Sempozyumdan öneriler
Raporda, Türkiye ile Iraklı Kürtler arasındaki görüşmelerin geleceğine temel teşkil etmesi için aşağıdaki öneriler sunulmaktadır:
* Irak Kürdistanı’nda Türk ticaretini ve yatırımını teşvik etmek için Habur kapısı ve Zakho, sınırın her iki tarafında da geliştirilmeli, transit işlemleri modernize edilmeli, sıkışıklığı azaltmak için ikinci bir sınır kapısı açılmalıdır. Türkiye ve Irak Kürdistanı karşılıklı olarak ticareti teşvik edecek ofisler açmalıdır. Ekonomik koşulları geliştirmenin, Türkiye’deki Kürtleri yatıştırmak gibi ek bir faydası da olacaktır.
* Türkiye ve KBY arasında enerji gelişimi ve ulaşım konularındaki işbirliğini beslemek için Irak federe devleti ve KBY, Irak Kürdistanı’ndan petrol ihracatına izin veren son düzenlemeler üzerindeki kurguları tamamlamalı, ulusal hidrokarbon ve gelir paylaşımı kanunlarını tamamlamalıdır. Bu programlar, Irak petrolünün üretimini hızlandıracak ve Nabucco boru hattının kârlılığını artıracaktır.
* Kerkük’ün ve diğer tartışmalı bölgelerin durumunu barışçıl bir çözüme kavuşturmak için ilgili taraflar, zorlukları aşmak için çabalarını yoğunlaştırmalıdır. Bu iş uzadıkça toplumsal şiddet olasılığı da aynı oranda artacaktır. Kerkük’ü vermek hiçbir Kürt politikacısının aşamayacağı bir kırmızı çizgi de olsa, Irak’ın 2005 Anayasasının 140. Maddesi içerisindeki parametrelerde, çarpışan iddiaları bağdaştıracak boşluk mevcuttur.
* Irak Kürdistanı’nın yönetimini ve azınlık haklarını geliştirmek için KBY, anayasasını müzakere etmeli ve hızla yerel yönetim için ademi merkeziyet düzenlemeleri ile insan hakları beyannamesini de içeren taslak anayasasını kabul etmelidir. Azınlık haklarını korumak ve teşvik etmek için KBY, azınlık okullarını finanse etmeli, kamu işlemlerinde azınlık dillerinin kullanımını sağlamalı ve azınlık yerleşim birimlerinin isimlerine, işaretlerine ve sembollerine izin vermelidir. Buna ilave olarak, yerel güvenlik birimi memurları, hizmet etmekte oldukları topluluğun etnisitesini yansıtmalıdır.
* Irak Kürdistanı’ndaki PKK varlığını ele almak için KBY, PKK lojistiğini kırmak üzere daha etkin bir çaba ile PKK kıdemli önderlerini yakalamalı, finans kanallarını yasaklamalı ve Kandil civarındaki kontrol noktalarını, dağ geçitlerini de içerecek biçimde sıkılaştırmalıdır. Üçlü Güvenlik Komisyonunun Iraklı delegeleri arasına daha fazla KBY temsilcisinin dahil edilmesi, istihbarat paylaşımına daha fazla Kürt yetkilisinin angaje olmasını sağlayacaktır.

Ve bam teli
Raporun Türkiye için en önemli önerisi şu:
“Atlantic Council’deki toplantıda yer alan Türk katılımcılar, sadece askeri çözüm ile PKK’nın yenilemeyeceği görüşünü savundular. Strateji, silahları bırakma, seferberliği kaldırma ve topluma kazandırma ile birlikte hali hazırda ” Türklük “ mefhumuna dayalı olan vatandaşlığın yasal tanımının değiştirilmesi olmalı.”
İşte bam teli bu... Ve şu sıradaki çabalarla ne kadar örtüşüyor.
Şu sırada, bu kadar iç ve dış baskı altında “Türk” olmak  “Türk’üm” demek ne kadar güç!..
Amerikalılar, “Amerikan”  olmanın ne demek olduğunu armalarındaki  “E Pluribus Unum” -Çoktan Teke- ibaresiyle bulmuşlar. Okul çocukları bu sorunun (Amerikan olmak ne demek?) cevabını böyle veriyor ve Amerikalı olmakla değil, hangi kökenlerden gelirlerse gelsinler  “Amerikan”  olmakla ve nimetleriyle övünüyorlar. Etnik gruplar “asimile” şikayetçi değiller, eritme kazanında entegre oldukları için mutlular.
Biz ise bunca badireden ve deneyimden sonra Türk olmayı tartışıyoruz...

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş