Büyük sanatkar vatanperver olur

A+A-
Afet ILGAZ
Bu yazıyı, geçenlerdeki kahvaltı açılımı günlerinde yazmıştım ama araya başka olaylar girdi. Şimdi yeniden, böyle bir “girişim” var. Ben de yeniden yazmak için daha doğrusu “feyz”  almak için Yahya Kemal’in, kitaplığımda bulabildiğim kitaplarını karıştırmaya başladım. Daha önce anlatmıştım, karmaşık bir taşınma olayı yaşadım ve üç evin kitapları benim eve geldi. Hepsi karmakarışık, kitaplıklara kaldırıldı. Bu yüzden aradığımı pek bulamıyorum. Elime geçen üç kitaptan biri, “Eğil Dağlar”ı okumaya, karıştırmaya başladım. İki makalesi dikkatimi çekti. Bunlar “Yeni Türk Ruhu” adını taşıyorlardı.
Ben de yazımın başlığını “vatanperverlik” olarak mı, “yüksek ruh” olarak mı koyayım diye hayli düşündüğümden, en çok da bu yazılarda ısrarla vurgulanan “İstiklal”, bağımsızlık ruhu dikkatimi çekti. Türk ruhunun eskiden beri vasfı bu idi ama küllenmişti. İstiklal savaşıyla yeniden dirildi ve Namık Kemal’in dediği gibi:
“Her kûşede bir şîr yatar toprağımızda” heyecanını doğrulayan bir şahlanış, bir kükreyiş duyuldu Anadolu topraklarından. (Her köşede bir aslan yatar.)
Yahya Kemal harika bir hikaye anlatıyor. Alfred De Vigny’nin “Kurdun Ölümü”  adlı şiirindeki hikayesi;  “Tek başına boğuşan ve aman dilemeksizin can veren erkek kurdun ölümünden sonra, yavrularını dağa aşırıp, “Onlara hiçbir zaman mûti (itaat eden) hayvanlar derekesine düşmemeyi öğreten” dişi kurdu, Türk ordusunun ve anne Türk milletinin timsalleri gibi gördüklerini anlatır. Türk milletinin şiarı olarak da, bir çok kere; “Ya devlet başa ya kuzgun leşe” şiarını anar, hatırlatır.

Büyük sanatkar yüksek ruhlu olur
Büyük olmayana zaten sanatkar demem. Çünkü sanatkar, ilhama bağlı yaratıcılığını (bunu Allah’ın yaratıcılığı ile karıştırmıyorum) bir kaynaktan, yüksek bir ruhun kaynağından alan kişidir.
Beethoven 3. Senfonisini, “insanlığın kurtarıcısı, saltanatın düşmanı” olarak tanıdığı Napolyon’a ithaf etmeye karar verir. Tam müsveddeleri Paris’e yollayacakken Napolyon’un kendisini “imparator” ilan ettiğini haber alır.
“Demek o da alelade biriymiş. Diğer diktatörler gibi o da insan kalplerini zedelemekten başka bir şey bilmiyor” der ve 3. Senfonisinin adını “Eroica” (Kahraman) olarak belirledikten sonra şu ithafı yazar:
“Vücudu hâlâ yaşadığı halde ruhu çoktan ölmüş olan bir büyük adamın hatırasına hürmeten.”
Aslında Beethoven’ın bu ithafı ve o itirazı, her şeyi çok iyi, anlatıyor, şimdi susmak lazım ama ben kendimi alamıyorum, bir de Şopen’den ve Hattat Osman Efendi’den bahsedeceğim.
Şopen, Paris’teyken Polonya’nın Ruslar tarafından işgalini haber alır. Polonya’ya dönmek ve vatanının bağımsızlığı için mücadele etmek ister ama ailesi ona haber yollayarak orada kalıp eser yazarak, toplantılar düzenleyerek Polonya’ya daha iyi hizmet edeceğini söylerler.
Kısa süre sonra, çok genç yaşta veremden ölmüş olan Şopen’in mezarına Polonya’dan getirilmiş toprak serpilir.

Hattat Osman Efendi
(Bir Vav Hikayesi)

Şimdi yazacağım ise vatan sevgisine eş bir gözü tokluk, dünya nimetlerine sırtını dönmüş olma halidir ve bir başka ruh yüceliğidir.
Osman Efendi İstanbul’dan, Üsküdar’a geçecektir. (Kabri bizim burada Sümbül Efendi haziresindedir.) Cebinde parası olmadığını fark eder ve divitini, kağıdını çıkarıp bir “vav” çizerek sandalcıya verir:
“Götür bunu bedestende sat” der. Sandalcı bu işten hiçbir şey anlamaz ve kızar “vav”ı da bedestene götürmekten geri kalmaz. Gerçekten, Hattat Osman “vav”ı yüksek bir fiyatla alıcı bulur.
Başka bir seferinde, gene aynı sandalcıya tesadüf eder, Hattat Osman çıkarıp sandal parasını verince sandalcı:
“Efendi para istemem, bana o  “vav” dan çiziver” der. Hattat Osman:
“O her zaman olmaz” cevabını verir.
Hattat Osman o sırada şehzadelere hat dersi veriyordu ama cebinde sandal parası bulunmuyordu. Bir de bugünün “Osmanlı” olduklarını iddia ederek TRT’den ve devletin diğer kurumlarından milyonlarca dolar kapan, yandaşları, ihalecileri düşünün.
Hattat Osman, cebindekini fakir fukaraya dağıtan bir sanatkardır. Devlet kesesinden kamu sadakaları dağıtan bir topluluk, bu tokgözlülüğü, yüksek ruhu anlayamaz.
Yazarın Diğer Yazıları