Büyük satranç şimdi başlıyor

Kürşad ZORLU
Bildiğiniz gibi seçimler öncesinde İran doğalgazının Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşınmasını öngören bir mutabakat sağlanmıştı. Her ne kadar somut anlamda içeriği kamuoyuna yansımamış olsa da söz konusu anlaşma bazı çevrelerce “öldü” denilen Nabucco projesinin yeniden hayat geçmesi şeklinde değerlendirildi. ABD yetkililerin ilk etapta tepkisiyle karşılanan mutabakat, son günlerde daha yumuşak söylemlerle eleştirilmeye başlandı. Bu durum bahsedilen anlaşmanın bir restleşmeye dönüşmemesi için uyarlanan yeni bir strateji havasına sahip. Değilse ABD’nin bu konuda Türkiye ve İran’ın somut adımlarına izin vereceği anlamına gelmiyor. Biraz da İran kamuoyunun anlaşmayı siyasi söylemlerinin bir parçası olarak göstermesi ABD’nin rutin tepkisiyle karşılaşıyor diyebiliriz. Bu süreçte belirtilen projelerin değişmez aktörleri mevcut. Türkiye, İran, Rusya, ABD ve dolaylı olarak Türk Cumhuriyetleri... İşte hepimizin dikkatini çeken bir husus bu aktörlerden Rusya’nın Türkiye’ye verdiği sıcak mesajların zamanlaması ve içeriği ile alakalı. Nitekim tam bu günlerde Rusya’da yayınlanan RBC Daily gazetesinde yer alan haberde Türkiye’nin AB’nin alternatifi olarak Türk dünyası ülkeleri ile daha sıcak temasa karar verdiği belirtiliyor. Rus basınını hareketlendiren başka bir konu da Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ün açıkladığı üzere Türk Cumhuriyetlerine uygulanan vizenin tek taraflı olarak kaldırılması. (Cumhurbaşkanının onaylaması bekleniyor) İşte bu haberde ön plana çıkan bazı cümleler: Ankara’nın AB üyeliğinden uzaklaşarak, dış politikada böyle bir radikal dönüş sergilemesinin başlıca nedeni, AB’nin Türkiye’yi kendi sıralarında görmek istememesi oldu. AKP’nin seçimlerdeki zaferinin ardından Avrupa Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso, AB’nin Türkiye’yi ne şimdi, ne de yarın, ne de yarından sonraki gün kabul etmeye hazır olmadığını vurguladı. Ankara ise AB perspektifinin sisli olduğunu görerek, ülkenin alternatif geliştirme yollarının mevcut olduğunu açıklamaya çalıştı. Aynı haberde Türkiye’nin Türk dünyası politikasının önemi ortaya konuluyor ve eleştiriler getiriliyor: Ankara devamlı olarak bu ülkelerin devlet başkanları ve diğer devlet yetkilileri arasında Pantürkçü görüşmeler ve forumlar düzenliyor. Geçen yıl eylül ayında düzenlenen Türkçe Konuşan Ülkelerin 10’uncu Kurultayında konuşan Türk Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türk Devletler Topluluğu kurmayı bile teklif etti. Gözlemciler, bu planın hayata geçmesi hakkında konuşmanın erken olduğunu, çünkü Türkiye’nin bölgedeki en büyük ve etkili müttefiki ABD’nin Ankara’nın müttefik ülkeden rakip ülke konumuna geçmesine müsaade etmeyeceğini vurguluyorlar. Öte yandan bölgede belli bir etkinliğe sahip Azerbaycan ve Kazakistan da Türkiye’nin yürüttüğü bu politikayı izlemek istemez. Yine geçtiğimiz günlerde Putin tarafından Türkiye’ye sıcak mesajlar gönderildi. Rusya Devlet Başkanı Putin “ilişkilerimizde yeni ufuklar geliştirilerek bunun ortaklık düzeyine çıkarılmasını temenni ediyorum” dedi. Türk Cumhuriyetleri ise sessiz. Gelişmeleri takip etmeyi ve ABD, Türkiye, Rusya arasında denge kurmayı planlıyorlar. Özetle bu argümanlar ve belirtilen ülkelerin kamuoylarında değişik söylemlerin ortaya çıkması Avrasya’da kilit ülke potansiyelinin Türkiye’de olduğu gerçeğini bir kez daha kanıtlıyor. İşte önümüzdeki dönem tam bir satranç tahtasını anımsatıyor. Hamleyi iyi yapanlar bu işten ileriye dönük kârlı çıkacaklar. Bizim açımızdan bakıldığında ise “un” ve “şeker” anlamında diğerlerinden bir farkımız olmadığı görülecektir. Helva yapmaya gelince... Bunu önümüzdeki günlerde göreceğiz.
  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş