Büyük Türk zaferinin belgesel destanı

Büyük Türk zaferinin belgesel destanı
Bilâl N. Şimşir'in Kurtuluş Savaşımız hakkında pek çok araştırmaya kaynaklık etmiş olan anıt eseri "İngiliz Belgeleriyle Sakarya'dan İzmir'e 1921-1923" genişletilmiş 3. baskısıyla raflarda yerini aldı.

Arşiv belgelerine dayalı değerli eserleriyle yakın tarihimizin karanlık noktalarına ışık tutup gündeme taşıyan araştırmacı yazar Bilâl N. Şimşir'in en son 1989'da basılan "İngiliz Belgeleriyle Sakarya'dan İzmir'e 1921-1923" adlı kitabı büyük ilgiyle karşılanmıştı. Aradan geçen zamanda piyasada mevcudu kalmayan kitabın yeni baskısı Bilgi yayınevi tarafından yapıldı. Kitabın ilk basımının Büyük Zafer'in 50. yıldönümü arifesinde, Milliyet Yayınları Tarih Dizisi arasında çıktığını belirten Bilâl N. Şimşir bu çalışmasının öyküsünü şöyle özetliyor:

Sakarya'dan İzmir'e kitabımı, 1972 yılında, Londra'da, geceleri yazdım. Yazarken 30 Ağustos Zaferi'nin yaklaşan 50. yılını düşündüm. Gerçi Türk tarihi parlak zaferlerle doludur. Kazandığımız her zaferin tarihimizde bir yeri vardır. Ama 30 Ağustos 1922 Zaferi'nin apayrı bir yeri, çok önemli bir yeri vardır. Bu Büyük Zafer, Türk ulusuna kurtuluş yolunu açan, tam bağımsızlık yolunu açan zaferdir. Türkün Zafer Bayramı'dır. Yeni Türkiye'yi tarih sahnesine çıkarmıştır.

Dahası, 30 Ağustos Zaferi, "mazlum milletlere" Asya ve Afrika'nın bütün ezilen halklarına örnek olmuş, ilham vermiş, yol göstermiş ve çığır açmış olan bir zaferdir. Merak ediyordum: Acaba İngilizler 30 Ağustos Zaferi'ni nasıl görmüşler, nasıl değerlendirmişlerdi? Bunu araştırıp kitabı Büyük Zafer'in 50. yılına yetiştirmek istedim.

Üzerinden elli yıl geçince arşivler açılır. Oralarda tarihi yapanlarla yaşayanların duyguları, düşünceleri yatar. Belki onlara az çok yaklaşılabilir umuduyla belgelerin taranmasına girişildi. Türk Kurtuluş Savaşı üzerine İngiltere Dışişleri Arşivlerinin yalnız bir dizisinde 723 cilt belge var.

Kitap, Kurtuluş Savaşı'nın son yılını kapsar. Ama kesinlikle bu pek yoğun olaylarla geçen yılı tümüyle aydınlatmak iddiasında değildir. Askeri ve diplomatik gelişmelere azar azar yer verildi. Yunanistan ile İngiltere'nin tutumları biraz öne alındı. Bunlar, Türkiye'nin bağımsızlık yolunda başlıca iki engeldi. Sakarya, kitabın belkemiği gibidir. Olaylar sanki Sakarya'ya doğru akar ve Sakarya'dan çıkar. Kurtuluş Savaşı'nın önemli dönüm noktasıdır Sakarya. Oradan Büyük Taar-ruz'a kadar geçen zaman uzundur; ama askeri harekât yönünden durgun, diplomatik gelişmeler bakımından cılız bir zamandır bu. Kısa geçildi. Belgelerin elverdiği ölçüde, Büyük Taarruz günü gününe izlenmeye çalışıldı. Büyük Zafer'in yankılarıyla sonuçlarına, ancak son sayfalarda kısaca değinildi. Zafer sonrası apayrı bir alandır. Kitabın dışında kalır.

Kitabın adında, "İzmir'e doğru" bir hareket vardır. Olaylar durgun değil, dinamiktir. Türkiye'nin bağımsızlık hareketi, kurtuluş yoludur bu. Plan, kronolojik sıraya göredir, sadedir. Bölümler içinde, zaman bakımından, geriye ve ileriye doğru taşmalar olmuştur. Olayları toparlayabilmek için taşmalar hemen hemen kaçınılmaz gibiydi. Ara başlıkların bazıları, ilk bakışta, bilimsel ciddiyetle bağdaşmıyor sa-nılabilir. Ağırbaşlı okuyucuların çabuk hüküm vermemeleri beklenir. Dipnotlar daha çok araştırıcılar için kullanıldı. Aynı belgenin bazen birkaç yerde örnekleri görüldü. Bunlar dipnotlarda ayrı ayrı belirtildi. Karışıklık yaratabilecek belgelerin ayrıntılı olarak gösterilmesi uygun bulundu. Aynı günde, aynı yerden, aynı yere birçok telgraf çekildiği, birkaç yazı yazıldığı oluyordu. Hangi belgenin söz konusu olduğu açık seçik gösterildi. Kitaba, Punch dergisinden birkaç karikatür de eklenmiştir.

İlk iki basım 9 Eylül 1922 tarihinde, yani İzmir'in kurtarılmasıyla noktalanmıştı. Bu basıma İzmir'den Lozan'a diye ayrı bir bölüm ekledim. Askeri konulardan siyasi konulara, savaş döneminden barış dönemine doğru uzandım. Kitabın üçüncü basımına eklenen İzmir'den Lozan'a başlıklı VII. bölümde çarpıcı ve düşündürücü belgeler bulunacaktır. Bu belgeler belki akıllara şu soruyu da getirecektir: İngiltere'nin 1922'de Misak-ı Milli'ye karşı açmış olduğu savaş, değişik biçimlerde ve değişik aktörlerce bugün de sürdürülmüyor mu acaba?

Okuyucuya yardımcı olabilmek amacıyla kitabın sonuna kısa bir kronoloji de eklendi. Bu genişletilmiş üçüncü basımın okuyuculara ve araştırmacılara yararlı olacağını umuyor ve yararlı olmasını diliyorum.

Bilgi Yayınevi Tel:(0312) 434 49 98

***

Bilinmeyen İstanbul'da

Paganizm ve ezoterik öğretiler araştırmacısı ve yazarı Erhan Altunay'ın kaleme aldığı "Masalcı" bir tarihi roman.

Erhan Altunay bu sıra dışı romanıyla şövalyeler aleminden kutsal emanetlere uzanan heyecanlı bir yolculuk yaptırırken bilinmeyen İstanbul'un da kapılarını aralıyor.

Masallar, anlatıldıkça gerçek olurlar... Gerçeklik nerede başlıyor, masal nerede bitiyor belli değil. Kurguyla hakikatin iç içe geçtiği, şifrelerle dolu bir labirent Masalcı... "Yazdıkların gerçek mi?" sorusuyla sıkça karşılaştığını belirten Erhan Altunay, "Gerçek ne biliyor muyuz? Bilmediğimiz o kadar şey varken, bir olayı gerçek ya da değil diye yargılamak bize düşmez" diyerek cevaplıyor.

Dünya sahnesinde yüzlerce yıldır oynanan o büyük oyunun en önemli parçasıdır Türkiye... Özellikle İstanbul. Hatta Ayasofya...Yüzlerce yıl önce yaşamış olan bir Masalcı, bugünün İstanbul'unda Balat semtinde dolaşırken seçtiği bir adama anlattığı masalla yaklaşmakta olan büyük tehlikenin haberini veriyor.

Kutsal Emanetler'in peşinde İstanbul sokaklarında şövalyelere karşı başlayan bu amansız mücadelenin sonu ne olacak?

Kutsal Emanetler'i Fatih Sultan Mehmet mi sakladı?

Şövalyeler Türk topraklarında hâlâ Kutsal Emanetler'i mi arıyorlar?

Dünyanın her köşesinde patlayan her bombadan ya da sıkılan her kurşundan şövalyeler mi sorumlu?

Kadıköy, Üsküdar, Çengelköy, Balat, Sultanahmet sokaklarında kalabalığın içine karışmış yürüyen şövalyeler kim? Masalcı'nın anlattığı masal bugüne ışık tutmayı başarabilecek mi?

Yaklaşmakta olan büyük tehlikenin önüne geçmek mümkün mü?

Nefes nefese okunacak bir tarihsel kurgu olarak takdim edilen "Masalcı" belki de saf gerçek

 

Destek Yayınları Tel: (0212) 252 22 42

***

Analiz varsa mesele yok!

Steven Strogatz'ın kaleme aldığı "Arkadaşlığın Matematiği" bir öğretmen ile öğrencisi arasındaki olağan dışı bağa dair gerçek bir hikâye. Onlar için analiz matematikten fazlasıdır, birlikte oynamayı sevdikleri bir oyundur, her şey değişirken sabit kalandır. Dostlukları boyunca öğretmen, meslek hayatının zirvesinden emeklilik dönemine geçer, oğullarından birini kaybeder. Öğrencisi ise bu olgunlaşma süreci sonunda "Ivy League" olarak anılan, ABD'nin en saygın üniversitelerinden birinde profesörlüğe yükselir.

 

TÜBİTAK Yayınları Tel:(0312) 298 96 51

***

Edebiyat ve darbe

Berfin Bahar Dergisi, Aralık sayısında aydınlanma yazıları ağırlıklı olmak üzere, "Edebiyatın Darbe Günlüğü"nden, "'Sosyalist Hareket'in bir solgun yüzü"ne, "Karşı devrimin 25. yılında Arnavutluk'tan kesitler" gibi farklı konuları işliyor. Bu sayıda  Hatice Altunay’ın “Balkan Yazını ile Ahmet Türkay Öykücülüğü”; Tuncay Aksaraylı'nın, "Dinleri egemen kılan güç: Korku"; Dinçer Kaya'nın, "Çağının idealist bir yazarı Hakkı Şinasi Çoruh"; Hasan Devrim'in, "Zweig'ların sonu"; Mehmet Utku'nun, "İran Sineması'nda kadın halleri" yazıları yer alıyor.

 

Berfin Bahar  Tel:(0212) 513 79 00

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş