Büyük Türkçü Elçibey'i analım

A+A-
Sami YAVRUCUK

Sayın okurlarım; iki gün sonraki 22 Ağustos, kardeş Azerbaycan Cumhuriyeti’mizin ilk Cumhurbaşkanı büyük Türkçü Elçibey’in, dokuz yıl önce tedavi gördüğü Ankara Askeri Tıp Akademisi’nde uçmağa vardığı gündür.
Türkler, tarih boyunca toplumlarının istiklali için önderlik yapan, görevlerini yerine getiren ve Türk Kültürüne katkıda bulunan lider seviyesindeki kişilere daima saygılı olmuşlardır.
Elçibey’in Bakü’deki ilk mezar taşı, hepimizi bu manada sorguluyordu, “Millet, milletatasını koruyabildi mi?” Hayır, koruyamadık ve kıymetini bilemedik, benim cevabımdır.
Elçibey milliyetçi görüşlerini korkmadan savunan ve emperyalizmle hayat boyu mücadele eden dürüst bir akademisyendi. 1969 yılında doktora tezini yazdı. 1975 yılında bir buçuk yıl tutuklu olup hapiste yattı. 1989 yılında kurulan Azerbaycan Halk Cephesi’nin ilk genel başkanı seçildi. Politika ve oyunlarından habersiz, ordusuz, silahsız ve kararsız halkını “Azatlık Meydanı”nda arkasına alarak, toplarını Bakü’ye çevirmiş, Hazer’deki Rus donanmalarına karşı çıkmıştır. 1991 yılında Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra, 18 Ekim 1991’de azatlığa kavuşan Azerbaycan’ın 7 Haziran 1992 tarihli Genel Seçim’lerinde yüzde 63’lük bir çoğunlukla Cumhurbaşkanı seçildi ve M. Emin Resulzade’nin 1918 yılında “Bir kere yükselen bayrak, bir daha inmez” dediği bayrağını tekrar göndere çekti. Göreve başladığı ilk günden itibaren ülkede insan hakları ve hukukun üstünlüğüne saygılı demokratik devlet yapısını oluşturmaya çalıştı. Rus ordularını Azerbaycan Cumhuriyeti’nden çıkardı. Devletin resmi dilinin Türkçe olduğunu ilan etti. Latin alfabesini uygulamaya koydu. Ermeni saldırısı ve işgallerine, oluşturduğu gönüllü birliklerle karşı koydu. Özet olarak; Türk beyin gücünü değerlendirme gayreti gösterdi. 1992 Kasım ayında Cumhurbaşkanı olarak Ankara’yı ilk ziyaretinde Azerbaycan Büyükelçiliğinin açılışını yapmış ve dönemin Cumhurbaşkanı Turgut Özal, Başbakanı Süleyman Demirel ve yardımcısı Erdal İnönü ile Türkiye-Azerbaycan ilişkilerini saatlerce görüşmüştü.
Elçibey, engin kültüre sahip aydın bir Türk milliyetçisi idi ve daima büyük Türk Birliği TURAN Ülküsünü savundu. Türkiye Cumhuriyetimize de kardeş gözü ile baktı ve “Öncelikli yolumuz Mustafa Kemal’in yoludur” dedi. Bir görüşmesinde “Konfederasyon kuralım, petrolümüzü paylaşalım, sınırlarımızı kaldıralım, TEK MİLLET, TEK DEVLET olalım” teklifinde bile bulunmuştu.
Sayın okurlarım ben Elçibey’i Rusya’nın göçmek üzere olduğu 1989 yılında Bakü’nün Büyük Lenin meydanında ve Lenin heykelinin altında tanıdım. Bir milyon kişi  “Azatlık”  diye haykırıyordu. Lenin heykelini, boynuna zincir geçirerek indirdiler. İki yıl sonra da Sovyetler Birliği’nin dağıldığı günlerde Bakü’de kaldığım otelimize büyük şair Bahtiyar Vahapzade beyle gelerek şehir dışındaki bir mekanda öğle yemeğinde bir beraberliğimiz oldu. Daha sonraki yıllarda Cumhurbaşkanı sıfatı ile veya tedavi amacı ile yurdumuza geldiklerinde daima beraberliğimiz oldu. Zeki Velidi Togan hocamızın mezarını onun sayesinde öğrendim. 9 Nisan 2000 pazar günü beraberce Atsız Hoca’nın ve Ziya Gökalp’in mezarlarını ziyaret ettik. Tarihimizde ilk defa  “Türkçüyüm” diyen Azerbaycanlı Hüseyinzade Ali Bey’in Karacaahmet’teki mezarını da, Azerbaycanlı öğrencilerin yardımları ile beraberce ziyaret ettik. Şimdi düşünüyorum; bugüne kadar bu Türkçü büyüklerimizin mezarlarının başında yaptığımız anma törenlerinde hiçbir Cumhurbaşkanımızı, Başbakanımızı, Meclis Reisimizi görmedik. Hiç birisi böyle bir arzuyu göstermedi. Çünkü, bu arzu yalnızca Türk Milliyetçilerine mahsustur.
Elçibey, büyük bir Türk Milliyetçisi idi, geniş kalpli bir insandı. Birleştirici bir karaktere sahipti.
Ruhu şad olsun, Türk Dünyasının başı sağ olsun.
Tanrı Türkü korusun...

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları