Çağdaş milliyetçilik

A+A-
Haydar ÇAKMAK

Bütün sosyal, toplumsal, ideolojik, politik ve ekonomik olgular zaman ve zemine göre farklılık arz eder. Ayrıca zaman serüveni içinde de pozitif ya da negatif yönde değişime uğrar. Sosyal olgular statik değildir ve değişimin önüne geçilemez. Ancak bu değişim özellikle mensuplarının kalite ve imkanlarıyla doğrudan ilgilidir. Daha açık bir ifadeyle yukarıda not ettiğimiz sosyal kavramların mensupları veya takipçileri bu kavramların müspet ya da menfi yönde gelişmesinde birinci derecede etkilidir. Milliyetçilikte bu serüvenden nasibini almıştır. Milliyetçilik kavramı 1789 Fransız İhtilaline kadar insanların kendi toplumunu, toprağını ve değerlerini korumayı ifade eden saf bir sosyal olgu iken, ihtilaldan sonra ideolojik ve emperyalist boyut kazanmıştır. 20. yüzyılda ise İtalya da Mussolini faşizmi ile Almanya da Hitler Nazizmi etkisi ile bozularak milliyetçilik sözcüğü (Nationalisme ) kirlenmiştir. Batılı milliyetçiler İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra kendileri için Nationaliste sözcüğü yerine Patriyot (Patriote) sözcüğünü kullanmışlardır. Türkiye’de ise solcu milliyetçiler, kendilerine Patriyot’un Türkçe karşılığı olan  “Yurt sever”  kavramını kullanmışlardır. Sağdaki milliyetçiler ise milliyetçilik kavramını kullanmaya devam etmişlerdir. Hem sözcüğün zaman içinde dünyada özelliklede Batı dünyasında negatif anlam kazanması hem de Türkiye’deki milliyetçilerin eğitim, sosyal ve ekonomik seviyelerinin çağın ve Türkiye’nin gerisinde kalması nedeniyle cazip ve cezbedici bir konuma gelememiştir.
Türk Milliyetçiliği Batı’daki gibi ırkçı, emperyalist, sömürücü, hükmedici ve yok edici gibi insanlık dışı öğeler içermemiştir. Sadece Türk yurdunu ve Türklerin hak ve hukukunu koruyup kollama amaçlıdır. Ama Türk milliyetçileri bu büyük farkı bırakınız Batı dünyasına Türkiye’deki insanlara dahi gerektiği gibi anlatamamıştır. Türkiye’deki sağ, sol ve liberal görüşlü insanların ve özelikle de şimdi iktidarda olan İslami kesimin kendi ideolojilerinin ne kadar modern olduğuna bakmadan Türk milliyetçiliğine burun kıvırması ciddiyetle dikkate alınması gereken bir durumdur.
Kanımızca Türk milliyetçiliğinin ve Türk milliyetçilerinin çağın ve zamanın koşullarını iyi okuyamaması, gerekli imkanlara kavuşamaması ve yenilenememesi nedeniyle bugünkü şikayetçi olduğumuz konumuna gelmiştir. Türk Milliyetçileri küçülen dünyada dünyayı iyi okuyup tanıyabilmesi için daha iyi maddi imkanlar, daha iyi eğitim, birçok yabancı dil bilen, dünyayı gezerek, yerinde görerek, onların dilinde daha iyi anlayarak Türkiye’nin ve Türklerin sorununu daha iyi anlayıp daha iyi çözümler getirilebilir. Türkiye’de çağ dışı cemaat ve tarikatların elemanları bile yurtdışında eğitim alarak daha organize olup 21. Yüzyılın koşullarını anlamaya çalışması, Türk milliyetçiliğinin ne kadar dezorganize ve imkanlardan yoksun olduğunu ortaya koymaya yeter. Bugün Türk milliyetçiliğinin önderliğini yapan MHP, Ülkü Ocakları ve Türk Ocağı’nın 21. yüzyılın gerekçelerine uygun Türk Milliyetçiliğini şahlandıracak yeni bir strateji belirleyip ve bu stratejiyi uygulayacak kurumları yaratıp acilen faaliyete geçirmeleri gerekir. Türk milliyetçiliğinin tarihini yazanlar ve yazacak olanlar hiç şüphe yok ki bugünkü durumun farkına varıp nedenlerini irdeleyeceklerdir.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları