Çağdaş soruşturma

A+A-
Rauf DENKTAŞ

8 Haziran’da Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Barolar Birliği insan hakları açısından uyarıcı bir açıklama yaptı. Bunun Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde ve Türkiye’de geniş yankı yaratması beklenirdi. Öyle olmadı. Bu nedenle burada bu açıklamadan bazı kısımları kayda geçirmeyi uygun buldum. Özellikle Anavatanda aylarca tutuklu kaldıktan sonra, kişinin aleyhine yeterli delil olmadığı nedeniyle savcıların beraat talebinde bulunduğunu basında görmekteyiz. Ergenekon adı verilen soruşturmada bir yılı aşkın bir zaman tutuklu kaldıktan  sonra niçin tutuklandığını bilmeden, ölümcül halde evine tahliye edilenler de oluyor.
Barolar Birliğinin açıklamasından şu kısımları alıyorum:
Herkes, suçluluğu mahkeme tarafından kararlaştırılana kadar masumdur. Yani bir kişi mahkemece suçlu bulunup mahkum edilene değin  suçsuzdur. Yine bir kişi, ister zanlı olsun, ister sanık olsun, isterse mahkum olsun, her şeyden önce bir insandır ve ona, insanca ve onuruna saygı gösterilerek davranılması gerekir.

* * *

Bir suça itham edilmekte olan bir kişi, yani zanlı, polise yazılı ifade vermek istemez ise, hiçbir güç onu, yazılı ifade vermeye, hakkındaki suçu itiraf etmeye zorlayamaz.

* * *


Devletin veya kamu kuruluşlarının veya onların görevlilerinin, örneğin polis mensuplarının hiçbir kişiye işkence etmeye, zalimce, insanlık dışı veya onur kırıcı  davranışlarda bulunmaya veya ceza vermeye hak ve yetkileri yoktur. “İşkence”, resmi bir kişi tarafından veya onların göz yummaları veya onayları ile, bir başkası tarafından, bir kimseye, itirafta bulunması veya bilgi vermesi veya bir eyleminden dolayı cezalandırılması gayesi ile, kasten, ağır fiziki veya manevi acı vermek veya eziyet etmektir.  “İnsanlık dışı davranış” , bir kişiye, bilerek ve isteyerek belirli bir ağırlıkta maddi ve manevi acı vermektir.  “Onur kırıcı davranış”, bir kişiyi gerek kendi gerekse başkalarının gözünde, aşağılayan, küçük düşüren davranışlardır.

* * *


KKTC’de, anayasa gereği, suçüstü hali hariç, bir suçun soruşturulması ile ilgili olarak hiç kimse, mahkemenin bu konuda vermiş olduğu tutuklama emri olmaksızın tutuklanamaz. Şartlar oluşmuşsa, suçüstü halinde iken bir kişi, polis mensubu veya yasanın belirttiği sair kişiler tarafından, mahkemenin bu konuda bir emri olmaksızın, tutuklanabilir. Ancak, gerek mahkeme emri ile gerekse suçüstü halinde ilk kez tutuklanmış olan bir şahsın, en geç 24 saat içerisinde mahkeme huzuruna çıkartılması gerekir. Mahkeme, suçlu ile ilgili soruşturmanın henüz tamamlanmadığı kanaatine varırsa, soruşturmanın selameti açısından gerekli olması halinde, hakkında soruşturma yapılmakta olan kişinin, tutukluluk süresini her defasında 8 günü aşmamak kaydı ile ve toplam olarak da bu maksat için 90 günü aşmamak kaydı ile uzatabilir.

* * *


Özellikle polis mensupları bilmelidirler ki, tutuklanan kimseler, kesinlikle cezalandırılmak için tutuklanmamışlardırlar. Bir suçun soruşturulması gayesi ile tutuklanan kişiler, devletin misafiridirler ve onlara insanca ve onurlarına saygı gösterilerek davranılması gerekir.

* * *


Tutukluluk emirlerinden gaye, hakkında soruşturma yapılan kişinin, polisten önce, suç delillerine ve şahitlere ulaşmamasını sağlamaktır. Böylelikle, hakkında soruşturma yapılan şahsın, delilleri yok etmemesi ve şahitleri olumsuz etkilememesi sağlanır.

* * *


Çağdaş soruşturmalarda, delillerden suçluya gidilir, çağdaş olmayan soruşturmalarda ise, şüpheliden, delillere gidilir.

Yazarın Diğer Yazıları