Cahit Armağan Dilek'ten Suriye yorumu

Cahit Armağan Dilek'ten  Suriye yorumu
Savunma, Güvenlik ve Dış Politika Uzmanı Cahit Armağan Dilek, ABD öncülüğündeki Batı’nın Orta Doğu’yu enerji kaynaklarını kontrol etmek için “özgürlük getirme” söylemleriyle karıştırıp haritasını değiştirdiğini söyledi.

Suriye’de 2011 yılında başlayan “savaş” adlı vahşet, korkunç bilançoyu arttırarak devam ediyor. Yaşanan olayların ana nedeni “Arap Baharı” mı, başka bir plan mı? Bunların yanıtını, Savunma, Güvenlik ve Dış Politika Uzmanı Cahit Armağan Dilek ile yaptığımız röportajda aradık.

Gerçek neden enerji

Aslında herşeyin görünürde “Orta Doğu’ya demokrasi getireceğiz” diye başladığını, Irak savaşında da böyle olduğunu belirten C.Armağan Dilek, şöyle dedi: “Irak halkına özgürlük getireceğiz diye müdahale edilmişti. Suriye’de yaşanan olaylariçin klasik anlamıyla Arap Bahar’ının etkisiyle Tunus’ta başladı ve Suriye’de son bulacakmış gibi yanılgıya düşmek bizi yanlış yöne baktırıyor. Zaten onun da öyle olmadığını 5 yıldır yaşananlarla gördük. Suriye’nin konumuna baktığımızda aslında Orta Doğu’da kritik bir yerde olduğunu görüyoruz. 1’incisi Suriye Orta Doğu’nun Akdeniz’e açılan bir penceresidir. 2’incisi Suriye Orta Doğu’nun mini bir temsili coğrafyasıdır. Orta Doğu’da etnik yapı, enerji kaynakları ve mezhep yapısı olarak ne arıyorsanız aynısını Suriye’de bulabilirsiniz.Özellikleenerjihatlarınıngeçişi için çok kritik bir yerde. Dünyadaki enerji kaynaklarının aktarımında ağırlıklı olarak deniz yolu kullanılıyor. Ancak özellikle Körfez bölgesinden çıkan doğal gazı deniz yolu ile aktarmak hem zaman alıyor hem de yeterli olmuyor. Dünyada üretilen petrolün yüzde 30’u Hürmüz Boğazı’ndan geçerek Avrupa’ya gidiyor. Buna yeni alternatif yerler gerekiyor.En çok doğal gaz ihtiyacı olan Batı’ya doğalgazın ulaştı- rılması için boru hatları gerekiyor. Körfez bölgesinden çıkan doğalgazın batıya ulaştırılması anlamında Suriye çok kritik bir yere sahip.”

Suriye’deki plan ne?

Dilek, ABD’lilerin 2012 yılında dünyada keşfedilmemiş petrol yataklarıyla ilgilibir çalışma yaptığını, Türkiye’nin Güneydoğusu,Irak’ta ve Suriye’de keşfedilmemiş petrol yataklarının olduğunu belirlediğini söyledi. Amacın, burada yapılan savaşlar sonucunda haritaları yeniden çizmek olduğunu kaydeden Dilek, şöyle devam etti: “Birde öyle bir devlet oluşturulsun ki Körfez’den gelecek olan doğal gaz hatları bu ülkeden sorunsuz olarak geçsin isteniyor. Ama burada 2 tane yarış var. 1’incisi İran’dan çıkacak doğalgazın Akdeniz’e ulaştırılması. İran istiyor ki benden çıkan bu doğalgazı yönetimlerinde Şiilerin bulunduğu Irak ve Suriye’den ben bunu rahatlıkla Akdeniz’e ulaştırayım. Suriye’yi kontrol edecek Rusya da bu işin hamisi olsun istiyor. ABD’nin başını çektiği ve Türkiye’nin desteklediği diğer blok ise Katar doğalgazını Suudi Arabistan üzerinden, Irak’ın batısından Türkiye’ye çıkarmak oradan da Avrupa’ya göndermek. ABD’nin PYD koridorundaki ısrarı bundan dolayı.”

Irak’ta benzer süreç

Dilek, Suriye’de yaşananların daha önce Irak’ta meydana geldiğini belirtti. Dilek,“PYD buraya geldiğinde hemen nüfus yapısını değiştirdi. Nüfus idarelerinin binalarını ateşe verdi ve kayıtları yaktı. İnsanları zorla göçe zorladı. Aynısını Irak Telafer’de de yapmışlardı. Barzani Peşmergesinin 1992 yılından bu yana zaten bir meclisi vardı. Irak’ı işgal edildikten sonra hemen kendi bölgesel yönetimlerini kurdular. Kendi kanunlarını hazırladılar. 2005 yılında Irak’ın anayasası oylandı. Oraya öyle birmaddekoydularki, ‘Suriye’nin kuzeyindeki yönetimin daha önce çıkardığı kanunlar yönetim şekli neyse aynen geçerlidir’ dediler. Bunu anayasaya koydular. Bunu geçen yıldan beri söylüyorum” diye konuştu.

IŞİD’i kim temizlerse kontrol de onda olur

Şu anda hala Suriye’nin petrol sahalarının çoğunun kontrolünün IŞİD’in elinde olduğunu, asıl savaşın orada olacağını ifade eden Dilek, şöyle devam etti: “IŞİD’in kontrol ettiği bölgeleri kim alırsa Suriye’nin geleceğinde de söz sahibi olacağı gibi aynı zamanda Suriye’den çıkarılacak petrolün kontrolünü de oradan geçmesi planlanan boru hatlarının kontrolünü de eline alacak. Türkiye de ABD’nin istediği Katar üzerinden gelen doğalgaz boru hattı projesini destekledi. Esad ile yapılan görüşmelerde masanın devrilmesinin nedeni de buydu. Hatırlanacağı üzere o dönem Davutoğlu yürütüyordu bu görüşmeleri ve Esad o dönem ‘katil’ değil kardeşim Esad’dı. O görüşmeler sırasında bizimkiler Esad’a demişler ki ‘sen yönetimi bırak ve öyle bir ortam hazırla ki Müslüman kardeşler gelsin yönetimi ele geçirsin, Suriye’nin yönetiminde Sünniler bulunsun.’ Dolayısıyla bu işin bu kadar kolay hallolacağını düşünmüşler. Bu nedenle en başından bu yana Esad ile olmaz diyorlar. ‘Esad giderse Suriye’de bir Sünni yönetim olur’ diye tahmin ediyorlardı. Ama geliş- meler öyle olmadı. Türkiye’nin hayali Suriye’de Sünni yönetim olsun eğer o da olmazsa Kuzey Suriye’de bir Sünni devlet kurulsun. Bizimkiler olaya mezhep temelli baktılar. Bu nedenle yanlış yaptılar. Rusya’nın oraya gelmeyeceğini, müdahale etmeyeceğini düşünerek hareket ettiler ama yanıldılar. Rusya hesaba katılmadan Orta Doğu’da plan yapılmaz. Bunu ABD bile kabul ediyor.” ABD’nin derdinin sadece PYD koridoru olmadığını söyleyen Cahit Armağan Dilek, bugün Irak’ta federal yapı olduğunu ve bölünmesinin an meselesi olduğunu kaydetti. Irak’ta Kürtlere, Şiilere ve Sünnilere ait 3 devlet planlandığını söyleyen Dilek, şöyle dedi: “Ardından sıra Suriye’ye gelecek. ABD’nin planı benim ön gördüğüm kadarıyla Suriye Sünnisi ile Irak Sünnisini birleştirerek devlet oluşturmak. Şu an için denize çıkışı olmayacak ama petrol sahalarını kontrol eden bir bölge olacak. İç savaşın başından bu yana bakıldığında PYD elde ettiği toprakları bugün yüzde 300’den fazla artırdı. Eskiden bir parça toprakları varsa şimdi 3 katına çıkmış durumdalar. Peşmerge yüzde 50 artırmış durumda. Akdeniz’e çıkmayı Rusya gelince başaramadılar. Kuracakları sözde Kürt devleti ile de aynı zamanda Türkiye’yi baskı altına almayı amaçlıyorlar. Suriye ve Irak’ta kurulacak bir Kürt devleti Türkiye’nin iç dinamiklerini de etkiler hesabı yapıyorlar. PYD koridoru tehlikesi şuan için geçmiş değil. Hatay ve İskenderun’u içine alacak şekilde sözde Kürdistan planlanıyor. Rus uçağını düşürmemizin bize en büyük maliyeti bu oldu. Rusya uçak krizinin ardından PYD’yi destekleyerek ilerlemesini sağladı. Dolayısıyla uçak krizinin bize maliyeti çok büyük oldu.”

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş