Çakma mücahitler

A+A-
Selcan TAŞÇI HAMŞİOĞLU

Türkiye darü’l-harptır, burada her halt yenir fetvası Şeytandan...


Mehmet Şevket Eygi sert çıktı: Efendiler!.. Küffarla cihat mı yapıyorsunuz ki, ganimet toplayacaksınız!

Şaban Dişli olayı ile yolsuzlukların ayyuka çıkmasının ardından, dini referans alan bir ideolojiyle yoğrulan iktidara sormuştuk:
Hz. Ömer adaleti bu mu?
Devreye rüşvet sokarak kazanılan ve kazandırılan haksız kazançlarda da, hiç edilen trilyonlarda da... kul hakkı yeniyordu. Ve affı olmayan bu büyük günahı işleyenler, bir çok olmazı, ‘İslam’ı, ‘din kardeşliği’ni aracı ederek olur kılmaya çalışıyordu.
Din üzerinden takiye yöntemi ile hedefe ulaşmada hak ve hukuk dahil engel tanımayan iktidar yoksa ‘Türkiye Cumhuriyeti Devleti sınırlarını darülharp mi ilan etmişti?’
Öyle ya “İktidar Türkiye’yi de, darülharpteki gibi ’yasama, yürütme ve yargı yetkilerinin Müslümanların elinde olmadığı’bir ülke saymıyor muydu? Onun için ’dindar Cumhurbaşkanı’istediğini ilan etme lüzumu görmemiş miydi? O’nun için Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı cihat çağrıları yapılmamış mıydı?
Türkler’in binlerce yıl önce fethettiği, Türkmenler’in binlerce yıl önce İslamiyet’in koruyucusu olduğu toprakları ’gavur diyarı’kendini de ’fatih’sayıyor olabilir miydi?”
Bu sorulara cevap sayılamasa da, iktidara ‘darülharp’de dahi yağma ve yolsuzluk yapamacağını hatırlatan yazı Mili Gazete yazarı Mehmet Şevket Eygi’den geldi:
 “ Bendeniz fakih ve müftü olmadığım için bu konuda fetva vermeye yeltenmeyeceğim.
Darü’l-harptir diyenler vardır, aksini iddia edip her şeye rağmen darü’l-İslâm’dır diyenler de vardır. Bu sahada konuşmak hakkına sahip bazı kimseler ise darü’l-fetrettir demişlerdir.
Darü’l-harptir diyenler, ellerinde imkân varsa hicret etmekle mükelleftir. Hem darü’l-harp diyecek, hem yan gelip yatacak, böyle bir şey caiz midir?
Her üç şıkta da, bu ülkede yağmacılık, hırsızlık, soygun, talan yapmak asla caiz değildir.
Türkiye darü’l-harptir binaenaleyh burada ganimet toplanabilir diyenler İslâm fıkhının, Ahmedî Şeriatın ve İslâm ahlâkının kabul etmediği yanlış bir yol üzerindedirler.
Efendiler!.. Küffarla cihat mı yapıyorsunuz ki, ganimet toplayacaksınız.
Hem İslâm’a göre ganimetin toplanmasının ve taksiminin usul ve kaidesi vardır.
Birtakım adamlar ganimet toplamayı hırsızlıkla bir tutuyorlar. Bu ne büyük sapıklıktır!.. Müslümanların canları, malları, ırzları birbirlerine haramdır/kutsaldır. Devlet başka şeydir, düzen/sistem başka şey. Biz Müslümanlar elbette kötü düzene karşıyız, onun yerine hak ve âdil bir düzen istiyoruz ama düzen bozuk diye devlete düşmanlık etmek, devlet bütcesini ve mallarını yağmalamak, zimmetine geçirmek İslâm ahlâkı ve şeriatı ile kabil-i te’lif bir şey değildir. Devletin, belediyelerin bütçelerini yağmalayan, çeşitli yollarla zimmetlerine geçirenler azılı fâsık ve fâcirlerdir. Kara ve haram servet edinenler salih değil, fâsık ve âsidir. Müslüman her hâl ü kârda doğru ve dürüst bir insandır. Savaş dışında hile, hud’a, aldatma, kandırma yapılamaz. Devleti çarpacak, belediyeleri çarpacak, bin türlü eğrilik ve yamukluk yapacak, her fırsatta zimmetine geçirecek ve sonra mücahit olacak.Yok canım... Böyleleri mücahid değil, mütecâhid/mücahid taslağıdır. Hırsızlık başka şeydir, mücahitlik bambaşka bir şeydir. Müslüman, mal ve servet konusunda şeffaf ve temiz bir kimsedir. Müslüman ölür, fakat haram yemez. Bırakın haramı, Müslüman şüpheli kazançlardan bile uzak durur.
Müslüman, helâl ve temiz kazançlar konusunda bile sınırları aşmaz.
Türkiye darü’l-harptir, burada her halt yenir...Bu fetva ve ruhsat şeytandan alınmıştır. Türkiye’yi soymayanlar, hırsızlık etmeyenler, bütçeleri hortumlamayanlar, nepotizm yapmayanlar, haram yemeyenler, ihalelere fesat karıştırmayanlar, işlerden komisyon almayanlar; tek kelimeyle temiz, şeffaf ve salih Müslüman hizmetkârlar üzerlerine alınmasınlar. Allah’ın yardımı onların üzerine olsun. Kalplerimiz ve hayır dualarımız onlarla beraberdir.”

 

++++++

Yine yeşillendi İktidar yandaşları
Paranın rengi, inancı yendi...
Bazıları AKP’den umduklarını bulamadılar, AKP onlara göre “laiklere” benzemeye başladı, Avrupalılaşıyor, dillerinin altında  “gâvurlaşıyorlar” lafı var ama, şimdilik söyleyemiyorlar.
Perşembenin gelişi çarşambadan bellidir, derler.
Abdurrahman Dilipak sekiz yıl önce (15.02.2000, Akit) “Bu gidiş nereye?”  diye soruyordu:
 “Herkes sanıyor ki, bizimkilerin düğününde (...) bizim müzik topluluklarımızın ezgileri çalınır, sakallı ve başı takkeli adamlar Kuran okurlar, ilahiler söylenir, kadınlar ve erkekler ayrı ayrı otururlar, dualar edilir.
Yok canım, paramız arttıkça başkalarıyla arada fark kalmıyor, önce onların mekânlarına taşınıyorsunuz, sonra onların kıyafetleri... Önce bir kokteyl, aperatifler, müzik tercihi Batılı olmalı.
Zengin sofralarında dost çevreler, davete katılırlarken yine aynı tuvaletlerini giyiyorlar, dekolteler, makyajlar aynı.
Bazıları sanıyorlar ki dinimiz paramıza kendi rengini veriyor, gerçek o ki paramız hayatımızı renklendiriyor.”

* * *

BURAYA bir nokta koyun...
O kesimin yazarlarından biri ne diyor:
 “Paramız arttıkça başkalarıyla arada pek fark kalmıyor.”
Sayın Dilipak bu teşhis ve tespiti kaç yıl önce yapmış?..
Sekiz yıldan beri Dilipak’ın hedeflediği kitlenin parası arttı mı, artmadı mı?
Her şey o kadar meydandaki!

* * *


DİLİPAK’ın anlattığı gibi:
“Düğünler, hacı efendilerin fuar stantlarındaki hostes kızların etek boyları, bizimkilerin değişim yönlerini ve trendlerini çok güzel gözler önüne seriyor.
Bizim beyefendilerin çoğunun evlerindeki hanımları başörtülü ama, işyerlerindeki sekreterleri hiç de aynı görünümde değil!”
Dedik ya bu tespit ve teşhis sekiz yıl önce yapılmış...
Şimdi kim bilir, oradaki işler ne âlemde...
Bursa’daki sünnet düğününe bakın anlarsınız.
Helikopterden havaya uçan paralara kadar...                 
* Hasan Pulur / Milliyet


++++++

ABD büfelere de istikrar getirecek
AKP’li belediyenin zabıtaları Keçiören’de içki satan gariban büfeciyi sopayla dövdüler ya...
Amerikan Büyükelçiliği anında soruşturma başlattı.
Bazı salak arkadaşlar da
sevindi...
“Büfeciye Amerikalılar sahip çıktı!”
*
Kardeşim!
Tekel bayii orası...
Tekel, British American!
Yeni Rakı satılıyor orada...
Yeni Rakı, Amerikalı!
Marlboro.
Camel.
Parliament zaten malum da...
Samsun, British American.
Maltepe, British American.
Viski satılıyor...
Johnnie Walker, İskoç.
Jameson, İrlanda.
Jack Daniel’s, Amerikan.
Absolut da satılıyor...
İsveç votkası.
Güzel güzel biralar var...
Miller, Amerikan.
Beck’s, Alman.
Corona, Meksika.
Carlsberg, Danimarka.
Heineken, Hollanda.
Budweiser, Belçika.
Foster’s, Avustralya.
Efes Pilsen, Coca Cola ortaklı.
Coca Cola, Amerikan...
O büfede, Türk olan
sadece büfeci!
*
Coni malını koruyor, malını...
Onun için soruşturma açıyor.
Yoksa, gariban büfecinin burnu kırılmış, ona ne?
*
Üstelik...
Sen ne malına sahip çıkıyorsun, ne insanına...
Amerikalılar soruşturma açmış, sana ne?
* Yılmaz Özdil


++++++


Umur Talu’dan cevap yok
Umur Talu, Ergun Babahan’a kefil mi? sorumuza henüz yanıt alabilmiş değiliz.
Babahan Ahmet Altan’ın Taraf’taki köşesinden “yalan yazıyorsun” dediği Umur Talu için “Talu’ya kefilim. Umur Talu’ya yanlış yapan, herkese yapabilir” derken... Ezilenlerin yanında, hak ve adalet savaşçısı, doğrucu Davut Umur Talu  “2 Numaralı sanık, 1 Numaralı sanığı affetti  haberleri hukuken hiçbir geçerliliği olmayan değerlendirmelerdir” diyen ve trilyonlarca liranın hiç edilmesi karşısında olağanüstü geniş davranan Ergun Babahan’a kefaletinin diyetini mi ödüyor?
Talu, Gül’ün kayıp trilyon davasından yargılanması gerektiğine inanıyorsa Babahan’a cevaben iki satır yazması gerekmez mi?

++++++

DURMAK YOK
SORMAYA DEVAM
Kulların davranışı ile Allah’ın takdiri üzerine yazı yazmak, söz söylemek bana düşmez. Allah ile kul arasına da zaten girilmez. Ben karışmam. Bu konularda eğitim almış, kendini yetiştirmiş, hocaefendi, profesör, imam, tarikat şeyhi, tarikat ehli olmuş, gazetelerde köşeleri olan, TV’lere “ulemalık yapsın” diye çağırılan çok sayıda insan var.
Onlardan bekledim. Çıkacaklar.
Ve “Mübarek Ramazan ayına Şaban Dişli ile girmeyin... Allah’ın zoruna gidebilir...” diye yazacaklar umudumu içimde hep taşıdım.
Çıkmadılar. Yazmadılar. Uyarmadılar.
Sadece Başbakan, bir kürsü konuşmasında “Yetim hakkı yiyenler bizden değildir, bu tip insanlar bizim sırtımızdan düşsün....” anlamına gelecek sözleri öfke tonu yüksek bir sesle seyledi.
Ama sonuç yok. Savcı da çıkmadı.
İtalya’ya mı başvuralım?
Ne yapalım?
İtalya’dan savcı mı getirelim?
* Necati Doğru / Vatan


++++++


GÜNÜN SÖZÜ
Cumhuriyetin temel değerlerine sahip çıkmak siyasete müdahale değildir!
* Orgeneral İlker Başbuğ

++++++


MİNİ YORUM
Aslında ne oldu?
AA: Şırnak’ın Silopi ilçesi kırlık kesiminde teröristlerle çıkan çatışmada 2 güvenlik görevlisi şehid oldu. İHA: Şırnak’ın Cudi Dağı eteklerinde bulunan Hisar Tabur Komutanlığı’nda görevli bir asker bunalıma girerek iki asker arkadaşını vurdu. DHA: ŞIRNAK’ın Silopi İlçesi’nde bulunan Hisar Taburu’nda bir askerin silahından kazayla çıkan kurşunlar, Jandarma Çavuş Zekeriya Demirkaya ile Jandarma Er Erhan Boz’un şehit olmasına neden oldu.
Bu şartlar altında gözümle görmediğime, kulağımla duymadığıma, hele hele ajans haberine beni kimse inandıramaz.
* Selcan TAŞÇI

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları