Çal kılıcını bre Sultan, yetiştik

İsrafil K.KUMBASAR

Adını ‘ileri demokrasi’ olarak koyduğu ‘vurgun’, ‘soygun’, ‘talan’, ‘yağma’ düzenine karşı ‘demokratik haklarını’ kullanarak sokaklara inip seslerini duyurmaya çalışan ahaliyi bir taraftan ‘üç beş çapulcu’ olarak nitelendirip üzerlerine güvenlik kuvvetlerini süren Sultan hazretleri, bir taraftan da ‘gözdağı’ veriyordu:
- “Yüzde 50’yi zor tutuyorum. Onların 100 bin topladığı yere, ben 1 milyon insanı yığarım.”
Baktı ki sokaktaki ‘asillerin’, oylarını çalan ‘vekiller’ gibi öyle ‘kuru sıkı tehditlere’ pabuç bırakmaya niyetleri yok, bu kez gerilimi tırmandırıp kendisine gözü kapalı biat eden kesimleri harekete geçirmek için ‘miting’ düzenleme kararı aldı.
Hazrete olan minnet borçlarını ifa etmek için ellerine geçirdikleri satırlar ve baltalar ile meydanlara inen koç yiğitler hep bir ağızdan haykırmaya başladılar:
- “Çal kılıcı Tayyip Sultan yetiştik.”

 


***

 


Görün bakalım kimler yetişti.
İlkönce, belediye başkanlığı döneminde birlikte ‘aynı yollarda’ yürüyüp, birlikte ‘aynı yağmurda’ıslandığı, daha sonra da ‘dolu fırtınasından’ yakalarını kurtarabilmek için Meclis’e taşıyıp ‘dokunulmazlık’ zırhına kavuşturduğu ‘yol arkadaşları’ yetişti.
Ardından, ‘isimlerini’ bile bilmedikleri bir takım üvey amcaların verdiği burslar ile okuyup, ‘şirketçikler’ kuran, ‘gemicikler’ satın alan ‘eşler’, ‘çocuklar’, ‘damatlar’, ‘biraderler’, ‘kayınçolar’ ve dahi ‘yedi göbek’ ötesinden akrabalar yetişti.
Milletin gurbet ellerinde ‘tuvalet temizliği’ yaparak alın teri ile kazandığı paraları ‘faizsiz kâr payı’ vaadi ile toplayıp, “İflas ettik” numarası ile üzerine yatan birtakım holding yöneticileri yetişti.

 


***

 


Görelim başka kimler yetişti.
Milletin dişinden tırnağından biriktirip ‘garibanlara’, ‘yoksullara’ verilmek üzere kendilerine emanet ettiği ‘sadakalara’ göz diken ‘Fener’ mücahitleri yetişti.
Özelleştirmelerden ‘aslan payını’ kapıp, katıldıkları her ihaleyi kazanma başarısı gösteren malum holdingler yetişti.
Milletin elindeki arazileri yok pahasına kapatıp, sonra belediyeye ‘imar değişikliği’ yaptırarak ‘on kat’ fazlasına satma mahareti gösteren Şaban Dişli yetişti.
Bütün devlet ihalelerini kendi aralarında ‘kardeşçe’ bölüşüp, yolsuzluğun ismini ‘Ali Dibo’ olarak değiştiren Hatay İl Teşkilatı yetişti.
Stratejik kurumları ‘yok pahasına’ satın alan küresel şirketler, Katar Emiri, Dubai Şeyhi, Sami Ofer yetişti.

 


***

 


‘Güç’ insanı fena bozarmış.
Heyhat, gözünü ‘kibir’ve ‘ihtiras’ bürüyen hazret, ‘halının’ altından nasıl kaymaya başladığının hâlâ farkında değil; oturduğu ‘sırça’ köşkten ‘ak’üzerine inşa edilen saltanatın nasıl bir ‘kara’ bataklığa saplandığını anlamamakta ısrar ediyor.
Zannediyor ki bu düzen geldiği gibi gidecek, ‘pireler’ filleri yutmaya devam edecek.
Zannediyor ki bir zamanlar ‘üç kuruşluk’ menfaat için önünde el pençe duran, diz çöken, gerdan kıran sahtekarlar, iş ciddiye binip de memleket bir ‘çatışma noktasına’ sürüklendiğinde arkasında kalmaya devam edecekler.
Batmakta olan gemiyi önce ‘fareler’ terk edermiş.
Yarın eğer başına bir şey geldiğinde, fareler ‘saklanacak delik’ ararken, belki de bugün sokaklara inmiş olan vatandaşlardan başka kimseyi bulamayacak.

 


***

 


Derken Dedem Korkut çıkageldi, arı sudan abdest aldı, adı güzel Muhammed’e salavat getirdi, boy boyladı, soy soyladı, “Artık bu işe bir ad vermek gerek” dedi.
Görelim bakalım ne dedi:
Sayende kalmadı ak,
Kara bürüdü her yan,
Cin şişeden çıktı bak,
Hicret vaktidir, uyan.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş