Çalınanın 40’ta birini ‘zekât’ diye dağıtmak

İsrafil K.KUMBASAR

İki ‘Fener’, bir ‘Kandil’ derken, bu yılın da yarısını tükettik.    ‘Ampulün maharetlerine’ parmak ısırmakla geçiyor ömrümüz.
Kimi, ‘sorgu odasında’ başının üzerinde hissediyor onu, kimi yatırıldığı ‘kuluçka makinasının’ hararetinde.
Önümüz Ramazan, mahyalara sıra sıra dizilip, vatandaşı ‘maneviyata’ çağıracak Ağustos başında. “Paylaşın, kollayın, gözetin, sabredin” öğütleri geceleri huzme huzme yayılacak kentlerin dört bir yanına.
Yardım kolilerinin bir yüzünde onun resmi yer alacak muhtemelen. ‘Talandan’ arta kalan, ‘fakir fukaranın’ sofrasından çalınan ve ‘ganimet’ sanılanların cüzi bir bölümü, ‘hayır ve hasenat’ kılıfında, ‘lüks villaların havuzlu bahçeleri etrafına dizilmiş olan’sonradan görmelerin buyruğu ile üleştirilecek.
Hâşâ, Hıristiyanların ‘günah çıkarması’ misali. ‘Aslan payını’ kendine ayır, artığı da yolla ‘gurabaya’ gitsin.
Tek göz gecekondusunda ‘en az 3 çocuklu’ nice aile bırakacak sorgulamayı, ‘nereye gittiğimizi’ kendisine dert edinmeyi.
Cebindeki ‘yeşil kartını’, bir şekilde kaymakamlık tarafından cüzdanına yerleştirilen ‘sosyal yardımı’, mutfağa indirdiği ‘makarna’ kolilerini, temmuz başında bahçenin bir köşesine istiflediği ‘kömür çuvallarını’ düşünüp, mutmain olacak.
 “Sabır” ve “şükür” değil midir en önemli telkini ‘maneviyat’ önderlerinin?
Derdiniz ne o halde?

***


Bu tablonun ‘bir külfeti’ olduğu ve dün denilenlerin bugün unutulduğu konusu, ‘avamı’ aşacak derinlikte mevzulardır.
‘Besleme’ durumuna düşürülmüş bir toplumun kalkıp da, “Yahu şu sövüp durduğunuz 1960 ihtilalinin ürünü kurumlara niye böyle dört elle sarıldınız? Bunların kapısına bırakın kilit vurmayı, şube sayılarını, kadrolarını niye artırıp duruyorsunuz” diye sorabilir mi?
Yahut “12 Eylül darbecileri tarafından ihdas edilen kurumlar neden hâlâ yerinde?” sorusunu tevcih edebilir mi?
Haaaşa!.. Hani olur da, ‘üç öğün makarnaya’ talim etmesine rağmen birinin kafası basıp böyle bir suali yöneltmeye kalkışırsa, ona da cevap hazırdır:
- “Bıçakla ameliyat da yapılır, cinayet de işlenir. Bıçağın kimin elinde olduğu
önemli!”
Bunların on parmaklarında on marifet var ya, ‘en çetrefilli konuların’ bile içinden ustalıkla çıkarlar. Nitekim bugüne kadar ‘hizaya’ sokmadıkları ve ‘çeki-düzen’ vermedikleri bir tek kurum kalmadı.
Jokey Kulübü’nü bile idareye yeltenmediler mi?

***


Önce ‘suretler’ değişti neonların gizemli şuaları altında. Gülüşlere bir ‘riyakârlık’ bulaştı.
Bakışlar gizlendi ‘pahalı’ güneş gözlüklerinin arkasında. Yapmacık, babacan tavırlar her seferinde bir ‘küstahlık gösterisi’ ile, enaniyetle noktalandı.
Yiyen yedi, yemeyenler “Ya sabır” çekmeyi sürdürdü. “Ebedi” olana dair lafların cilaları döküldü birer birer, ‘fâniliğe’ demirlediklerini ve ‘fenerin’ kendilerini bir girdaba çekmekte olduğunu bile fark edemediler.
Evet, bugüne kadar olduğu gibi bugünden sonra da vatandaşı ümüğünden yakalayıp, efsunlayıp, ‘saltanatı’ daha birkaç yıl götürmek mümkün.
Belki bir asır. Neden olmasın?
Bilirsiniz bizim uygarlığımızda ‘mazlum’ üzerine, ‘yetim’ ve ‘kul hakkı’ üzerine edilmemiş laf, kitaplara geçmemiş menkıbe kalmamıştır.
‘Dolar ve euro balyaları’ üzerine kurulup, fakir fukaraya birkaç paket makarna atanların yürekleri bugün için ferah olabilir.
Yarını ise Allah’tan başka kimse bilemez.

***


‘Rızkın Allah’tan olduğu’ inancının sulandırıldığı bir toplumda, vatanı ‘teferruat’ durumuna düşürmek çok kolaydı ve öyle de oldu.
Bari oturun da bu ayrıntının arkasındaki ‘şeytan’ kim ona kafa yorun.
Korkmayın, Allah rızkınıza kefildir.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş