Cami avlularındaki koçlar nereye gitti?

İsrafil K.KUMBASAR

Hep ‘değişen’ ve ‘değiştirilmek istenen’ şeylerden söz edip duruyoruz. Oysa ‘değişmez’ olgular, gerçekler de hayatın bir kenarında varlığını hissettiriyor. Mesela,  “iktidar olmadan önceki tavırla, iktidar olduktan sonraki tavır arasında görülen çelişkiler” bunların başında gelir.
İktidar öncesinde dünyaya bakış, diğer ülkeleri tanımlamanın en kestirme yolu “Küfür tek millettir” sloganıydı.
ABD büyük şeytan, Yahudi ise ‘her taşın altında kendine yer bulan’ bir yılandı.
Öyle ki bu iki ‘şer odağı’ sahip oldukları imkanlarla başta ‘finansal kaynaklar’ olmak üzere ‘tüm dünyaya hükmetme’ gücüne sahipti. Yeryüzünde ‘yıkılması imkansız’ bir saltanata sahiptiler. Dolayısıyla mücadele bu iki belaya karşı ve yılmaksızın sürdürülmeliydi.
Elbette onların ‘içimizdeki uzantıları’ da mücadeleden nasibini almalıydı.
‘Ekmeği’ satın aldığımız bakkalı bile bu ölçüye göre belirleyip, ‘komşuluk’ ilişkilerini bu kıstastan yola çıkarak kurmalıydık.
ABD ve İsrail karşıtı kim varsa, “düşmanımın düşmanı dostumdur” düsturunca sahiplenilmeli, arka çıkılmalıydı.
O nedenle hemen her cuma cami avlularını doldurup ‘ayetullahların posterleri’ altında sloganlar patlattık, ‘tağuti düzenlerin’ bayraklarını yaktık, ‘Siyonist liderlerin’ maketlerini ateşe verdik.

***


Sonra iktidar olduk.
Tarih bir kez daha gösterdi ki, Türkiye gibi  “kendi başına bırakılmayan”  ülkelerde ‘milli ve manevi değerleri’ kenara itme süreci, ‘iktidar yolunun açılması’ ile çok kısada sürede gerçekleşebiliyor.
Şimdi dün destanlar yazdığımız, ağıtlar yaktığımız, filmler çektiğimiz, şiirler döktürdüğümüz İran ile olan ilişkilere bir göz atın.
Geleneğimizde yer aldığı üzere, “devletin bekası için kardeş katline” çoktan karar vermiş, Büyük Şeytan’ın dümen suyunda İran’ı karşımıza almışız. Suriye’den zaten hiç söz etmiyoruz, zira o konu tam bir kara mizah.
“Tek millet” olan küfrün dizinin dibinde, ‘dünya barışı’ için çaba harcıyoruz. Orta Doğu’da ateş mi yakılacak, en ön saftayız. Afrika’da çadır mı kurulacak kafile başıyız. Afganistan’a bomba mı yağdırılacak gönüllü talibiz.
Elbette bütün bunları ‘dünya barışı’, ‘insanlığın felahı’, ‘halkların kardeşliği’ adına yapıyoruz.
Yoksa herhangi bir art niyete sahip değiliz.

***


Meydanlar artık bomboş.
O sakalı göbeğinde, işi gücü olmadığı halde ‘dünyalıktan yana sıkıntısı’ olmayan, her mitingde en ön saflarda yer alıp “Kahrolsun ABD, kahrolsun Siyonistler” diye slogan atanlar adeta sırra kadem bastı.
Stadyumlara doluşup ‘inanç özgürlüğü’ adına ahkam kesenler, uçuk kaçık taleplerde bulunanlar bir anda toz oldu.
Yer yarıldı yerin dibine geçtiler.
Tamam, bir kısmı düne kadar sövüp saydıkları ‘tağut düzenin’ kurumlarında bol maaşla danışman oldu. Bir kısmı ‘şirketler üzerinden’ parayı buldu. Daha uyanık olan bir bölümü de ‘perde arkasından’ işler çevirdi.
Koy hepsini üst üste, yine meydana inenlerin yekunu etmiyor.
Sahi nereye gitti bunlar? Bütün dertleri, davaları ‘paraya konmak’ mıydı?
İçlerinde az da olsa ‘ülke meseleleri’ için kafa patlatmış, insanların daha mutlu, daha huzurlu yaşamaları için uğraş vermiş tipler de vardı. Onlar da buhar oldu herhalde.

***


Hani hazret ‘devlet olmanın’, ‘arşivleri kurcalamanın’ hazzıyla zırt pırt geçmişe dönük eleştirilerde bulunuyor ya.
Ne zaman ‘adam gibi’ birileri karşılarına çıkıp da ‘onların arşivlerine’ göz atacak?
Ne zaman ‘iktidar olmadan önceki’ sözleriyle, ‘iktidar olduktan sonraki’ sözleri yan yana dizilip suratlarına çarpılacak, meraktayız.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş