Çanakkale

Agah Oktay GÜNER

Prof. Dr. Halil İnalcık dünya çapında değerli bir ilim adamımızdır. Türkiye Ekonomi ve Sosyal Araştırmalar Vakfı; Yönetim Kurulu kararı ile “Türk tarihi ile ilgili araştırma ve değerli eserleri sebebiyle” kendilerine “Yılın Tarih Dalında Üstün İlim Ödülü”nün verilme kararı alındığı bilgisini sundum. Her zamanki beyefendi üsluplarıyla teşekkür buyurdular. Telefon sohbetimiz sırasında söz Çanakkale’ye geldi. Aziz Hocamız şöyle buyurdu: “Tarihe mal olmuş bütün imparatorluklar içinde sadece Osmanlı Devleti, Çanakkale gibi muhteşem bir zaferi yaşadıktan sonra son bulmuştur.”
Evet, kendilerine acil şifâlar, sağlıklı ömürler niyâz ettiğimiz Aziz İnalcık bu hükümle Çanakkale zaferimize bir ayrı güzellik kattılar. Acı, hüzün dolu muhteşem bir son... Hiç şüphesiz bu son, şekil anlamındadır. Devletimiz Cumhuriyetle devam etmiştir. Çanakkale imparatorluk coğrafyasındaki zaferlerden farklıdır. Milli vatan toprağıdır. Uğrunda 254 bin can verildi. Bu rakam içinde; üç dönem üniversite mezunu şehit düşen gençlerimiz, lise son sınıf öğrencilerimiz de var...
Çanakkale, mağrur ve bindikleri teknelerin üstüne “Sultanın hareminden kadın seçeceğiz” diye yazan hayâsız İngiliz, Fransız deniz gücüne, donanmasına karşı tedbirin, yiğitliğin, aklın, imanın, cesaretin zaferidir.
Sultan II. Abdülhamid Han’a “Düşmanlar Çanakkale’yi zorlayacak, sizi ve hazineyi Kayseri’ye nakli düşünüyoruz” teklifi arz edilince: “Siz Çanakkale’yi benim tahkim ettiğim şekliyle muhafaza ettiyseniz, geçmeleri mümkün değildir” ayrıca  “Ceddim Fatih Mehmet Han; İstanbul’u muhasara ettiği zaman elinde kılıç Türk ordusuna karşı çarpışarak ölen son Bizans İmparatoru XI.Konstantin’den daha mı haysiyetsizim? Ben de kılıcımla şahadete erinceye kadar çarpışırım. Bir yere gidemem!” diyerek teklifi reddeder. Nitekim düşman donanması ilk gün boyunca Türk siperlerine bomba yağdırır. Topçu tabyalarımız kesintisiz karşılık verir. Düşman topçu tabyalarımızı ve bilhassa seyyar topçu gücümüzü susturamamış pek çok zırhlısı yaralanarak batmıştır.
Çanakkale Savaşı deniz ve kara olmak üzere iki bölümdür. Deniz savaşının muzaffer komutanı, Çanakkale Müstahkem Mevki Kumandanı Albay Cevat Bey’dir. 19 Mart’ta general olmuştur. Alman kuvvetlerini Rus cephesine çekmek için hedef, İstanbul’u düşürmek ve Karadeniz’den Rusya’ya yardım ulaştırmaktı. Ağustos ayında başlayacak kara savaşlarının kahramanı 19. Tümen Komutanı Yarbay Mustafa Kemal’dir.
Türk Deniz Kuvvetleri’nin yiğitliği, cesareti, teknelerin hareket kabiliyeti, Nusret mayın gemisinin geceleri tükenmeyen feragat ve faziletle döşediği mayınlar deniz savaşının kaderini belirledi.
Çanakkale Savaşı; 1. Cihan Harbi’nin kaderini değiştirmiştir. Çanakkale direnişi ile Rus Çar İmparatorluğu bitmiştir. 2.Viyana kuşatmasından bu yana gerileyen Türk milletinin  “Hayır! Durun!”  diyerek ayağa kalkmasıdır. İstiklal Harbi’nin kumanda kademesi saatli bir bomba gibi Çanakkale’de kurulmuştur.
Yarbay Mustafa Kemal’den Mareşal Mustafa Kemal’i, Gazi Paşa’yı çıkaran bu savaştır. Deniz ve kara savaşlarıyla Çanakkale muharebeleri tarihimizin sayılı destanlarındandır. Çanakkale’de vatan toprağını canı pahasına düşmana çiğnetmeyen kahramanlarını rahmet, minnet ve Fatiha’larla anıyoruz. Bir Tokat türkümüz var:  “Hey 15’li 15’li, Tokat yolları taşlı, 15’liler gidiyor kızların gözü yaşlı..
Bugün bile yetişmiş insan sıkıntısı çekmemizin sebebi Çanakkale’deki kayıplarımızdır. Çanakkale sade Türk erkeğinin değil, Türk kadının da büyük güzelliklerinin ifadesi olmuştur. Yüce ruhlu Türk kadını sabrın, sevdanın, aşkın, aile kutsiyetinin, vefanın, bağlılığın canlı abidesi olmuştur.
Selçuklu Komutanı Karatekin, Çankırı’yı alırken yaralanır, şahadete ererken: “Beni bu tepeye defnedin, ruhum kıyamete kadar Çankırı’yı beklesin” der. Çanakkale’de şehit düşen 254 bin yiğit insanımızın ruhları vatan coğrafyamızın kıyamete kadar koruyucuları olmuştur. Bu bedeli ödemeye hazır olan varsa, vatan coğrafyasının bütünlüğüne göz diksin! Çanakkale, Allah merkezli medeniyetimizin emperyalizme vurduğu heybetli şamardır. Biz bu merkeze neyi koyduk. Onlar dillerini, dinlerini, tarihlerini doğru biliyorlar ve doğru yaşıyorlardı. Biz bu üç doğruyu ayağa kaldırdığımız zaman bütün güçlüklerin eridiğini göreceğiz. Unutmayalım:
Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır,
Toprak, eğer uğrunda ölen varsa vatandır.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş