Çanakkale geçilmez...

Ahmet SEVGİ

Millî ve manevî değerlerimizin her gün biraz daha yıprandığı, muhafazakâr çevrelerin bile artık pragmatik düşünmeye başladığı bir ortamda bize düşen inadına millî ve dînî değerlerimize sahip çıkmak olacaktır. Tekrara düşmüş olmak pahasına, her sene  “İstiklâl Marşı”nın, “Çanakkale Zaferi”nin yıldönümlerini kutlamaya, “kütüphane haftası”, “öğretmenler haftası”, gibi önemli haftaları unutturmamaya, tarihe mal olmuş şahsiyetlerimizi hayır dua ile yâd etmeye davam edeceğiz. 
Geçtiğimiz Salı günü (18 Mart 2014) “Çanakkale Zaferi”nin 99. yıldönümüydü. Şu an okumakta olduğunuz bu yazı o gün yazıldı. 
“Çanakkale Zaferi” nden söz açılır da Mehmet Akif’in şu mısraları hatırlanmaz olur mu? 
Ey bu topraklar için toprağa düşmüş asker//Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer//Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor tevhîdi//Bedr’in aslanları ancak, bu kadar şanlı idi. 
Nihayet bir benzetmeden öteye geçmeyen bu ifadeler (Çanakkale-Bedir karşılaştırması) Çanakkale Zaferi’nin önemini vurgulaması bakımından anlamlıdır. Allah göstermeye, Çanakkale’de o gün mağlup olsaydık bugün Anadolu’da başkaları olurdu. Bunun içindir ki Mehmet Akif, Çanakkale savaşı ile Bedir harbi arasında bir ilgi kuruyor.
Bedir savaşını hatırlayalım. Müslümanlar takriben 300 kişiydi, müşrikler ise 1000 kişiye yakındı ve o günün ileri harp silahlarına sahiplerdi. Ama koca müşrik ordusu bir avuç Müslüman’a bir gün bile dayanamayarak ölülerini bile meydanda bırakıp kaçmak zorunda kaldılar. Müşriklerin ölülerini defneden Müslümanlar ise düşmanlarına karşı insanlık görevlerini yerine getirmekten geri durmamışlardı. Yani Bedir savaşı ile Çanakkale muharebesi arasında birtakım benzerlikler vardı. Bu sebeple, Mehmet Akif’in “Bedr’in aslanları ancak, bu kadar şanlı idi” sözünü yadırgamamak gerekir. 
Bu noktada Çanakkale savaşının zaferle neticelenmesi üzerine Sultan Reşat’ın yazdığı bir şiiri ve düz yazıya çevrilmiş şeklini sunmak istiyorum:
“Savlet etmişti Çanakkal’aya bahr u berden//Ehl-i  İslâmın  iki  hasm-ı  kavîsi  birden//Lâkin imdâd-ı İlâhî yetişip ordumuza//Oldu her bir neferi kal’a-i pûlâd-beden//Asker evlâdlarımın pîş-geh-i azminde//Aczini eyledi idrâk nihâyet düşmen//Kadr u haysiyyeti pâ-mâl olarak etti firâr//Kalb-i İslâma nüfûz eylemeye gelmiş iken//Kapanıp secde-i şükrâna Reşâd eyle duâ//Mülk-i İslâmı Hudâ eyleye dâim me’men.” 
(Müslümanların iki güçlü düşmanı (Fransa ve İngiltere) karadan ve denizden Çanakkale’ye saldırmışlardı. Lakin ordumuza Allah’ın yardımı yetişti ve her bir askerimiz demirden kale oldu. Mehmetçiğin azmi karşısında düşman güçsüzlüğünü anladı ve İslâm’ın kalbi olan topraklarımızı işgal etmeye gelmişken şeref ve haysiyetini ayaklar altına alarak kaçıp gitti. Ey Reşat! Şükür secdesine kapanarak İslâm topraklarını daima sığınılacak emin yerler eylemesi için Allah’a duâ et.)
Kısacası; millî ve dînî değerlerimize sahip çıkarak onların unutulup gitmesine engel olmalıyız. Çünkü vatan millî ve manevî değerlerden ibarettir. Ve bunların olmadığı yer de vatan değil, yabancı güçlerin sömürdüğü bir toprak parçası olur. 
Çanakkale Zaferi’nin 99. yıldönümünde aziz şehitlerimizi rahmet anıyoruz. Ruhları şâd olsun!..

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş