Çarpıcı açıklamalar

A+A-
Rauf DENKTAŞ

Rum Komünist Partisi AKEL’in lideri Andros Kipriyanu’nun Kıbrıs gazetesindeki uzun ve bazılarına göre “doyurucu-gerçekçi-olumlu”(!) açıklamasının esasına baktığımızda, Kipriyanu’nun bizi gelecekten ümitlendirecek fazla bir şey söylemediği görülecektir. Kipriyanu “Kıbrıs’ın bölünmüşlüğünden NATO, EOKA B, Cunta ve Türkiye sorumludur” derken, Rum liderliğinin yıllardır dünyaya verdiği yalan ve yanlış “Kıbrıs meselesi 1974’de başlayan işgalden kaynaklanmaktadır” mesajını teyit etmektedir. Kıbrıs’ta bölünmüşlük Akritas Planı uyarınca ortaklık devletini yıkıp, Türklerden kurtulma, Kıbrıs’ı Girit yapma siyasetlerinin bir eseridir. “Türkiye Yunan darbesi nedeniyle fırsatı buldu ve adayı işgal etti” diyen Kipriyanu, Türkiye, bir garantör olarak adaya gelmeseydi Kıbrıs Türklerinin toplu mezarlarda veya top yekün göç yolunda olacaklarını bilmezmiş gibi davranıyor. Ayrıca AKEL’in o günlerdeki lideri Papayuannu’nun Türk askerinin gelişi ile EOKA B’nin kurşuna dizeceği onbin AKEL mensubunun mutlak ölümden kurtulmuş olduğunu açıkladığını da unutmuşa benziyor. Bunlar iyi niyet alameti değildir. Palavradır!
İyi niyete (!) bakalım. Kipriyanu
“Kıbrıslı Rumlar geçmişte Türklere yüksekten baktı. Böyle olmamalıydı. Çünkü Kıbrıslı Türkler bizimle ayni toprakların evlatlarıdır. Kıbrıslı Rumlarla ayni siyasal haklara sahip olmalıdırlar” diyor. Bunun, ne anlama geldiğini düşünen veya anlayan var mı? Adam, “tek halk, tek egemenlik,
tek devlet” tezlerini tekrarlıyor ve bizi “yasalar altında eşit Kıbrıslılar” olarak, demokrasiyi uygulamaya  davet ediyor! Çok çarpıcı ve gerçekçi ve iyi niyetli değil mi?
Rum tarafında bıraktığımız toprakları 1963’den bu yana kullanarak zengin oldular; ancak onlar için göçmen sorunu 1974’den sonra başladı. Rum göçmenlerin geri dönüş hakları tanınmalıdır diyen Kipriyanu Talat-Hristofyas görüşmeleri devam ederken de koruduğu “henüz uzlaşma yok” değerlendirmesini devam ettiriyor. Sayın Eroğlu’nu, Talat’ın yolunda fakat daha sert ifadeler kullanmakla suçluyor. Türklerin mülk ile ilgili önerilerinin bu konuyu halledilmez hale getirdiğini söylüyor.
Kipriyanu iki kesimlilik anlaşmasının işgal nedeniyle yapıldığını, bu nedenle işgalin, mülk sahiplerinin mülklerine dönüş hakkını ortadan kaldırmadığını savunuyor. İki kesimliliğin, federasyonun, iki halkın varlığının 1977’de Makarios tarafından kabul edildiğini; bu nedenle “kesimlerin”, halkı ekonomik açıdan yaşatacak kapasitede olacağını, bu şeklin iki taraf işbirliği yaparken, “kendi evinde” korkusuz yaşayabilsin ve iki taraf arasındaki güvensizlik ortadan kalksın diye yapıldığını, Kıbrıs’ın bağlantısızlığının devam edeceğini, garantilerin gündemde olmadığını ve güvenlik ile kalıcılık açısından “kesimlerde” yaşayacak karşı unsurun sayısının kotaya bağlanacağını, “federal merkezi”, iki eşit-egemen tarafın anlaşarak bu merkeze verecekleri hak ve yetkilerle oluşturacaklarını, arda kalan yetkilerin egemen yetkiler olacağını, Türk ve Yunan alaylarının sayılarının artırılmasının da gündeme gelmiş olduğunu hafızasından silmiş görünüyor!
Kipriyanu, Maraş’ın iadesini, Türk askerinin çekilmesini istiyor. Ancak sadece bunlar çözüm getirmez diyor. Çözüm için Türk tarafı taksim yaklaşımını (yani iki eşit egemen halkın varlığını) ve benzer anlayışları (yani iki kesimliliğin gerçekten iki egemen kesim oluşunu) terk etmeli ve Hristofyas ile işbirliği yaparak uygulanabilir bir çözüm üzerinde durmalıdır diyor. (Hristofyas, ’iki kesimli federasyon uygulanabilir değildir’demişti, unutmayalım). Türk tarafı müzakere masasına BM kararlarına (%85’ini ret etmiştik) ve yüksek düzey anlaşmalarına (bunlardan hep kendileri kaçtı ve kaçıyor) uluslararası hukuka (yani 1960 antlaşmalarının yasağına rağmen kendilerinin Kıbrıs  olarak AB üyesi yapılmasına boyun eğmemizi istiyor) ve AB hukukuna (yani, AB üyesi olarak Rumların ve Yunanlıların adanın her yerine yerleşebileceklerinin kayıtsız şartsız kabulüne) uygun öneriler getirmeli diyor.
Kısacası “çarpıcı açıklamada”, ben çarpılacak yeni bir şey görmedim. Adamlar bizi, yasalar altında eşit haklara sahip bir azınlık olarak tek halkın içinden “Kıbrıslıyız” rolümüzü oynamaya davet ediyor.

Yazarın Diğer Yazıları