Cavit Çağlar canlı şahit!.

A+A-
Behiç KILIÇ

O dönemi en iyi bilenlerdendir Cavit Çağlar, en    etkili koltuğun sahibiydi o...
Apo’yu alıp getiren uçak da onundu biliyorsunuz..
Anlattıkları önemlidir...
Bu çerçevede onun şu anısını okuyalım...
Araştırmacı-gazeteci sayın Hulusi Turgut müthiş bir kitap yazdı. Kitabın adı: 130 Günlük Kovalamaca...
Abdullah Öcalan’ın Suriye sonrası yakalanışı,bilinmeyen yönleriyle bu   kitapta var...
Yazar Turgut, kitap sayfalarında tarihe not düşecek anı detaylarıyla yansıtıyor. Öyle olaylar   öğreniyoruz ki, Türkiye’mizin nasıl bir sarmala alındığını görmek mümkün. Kitabı okumak lazım...
Kitapta Cavit Çağlar’ın bir anısına yer verilmiş.
Cavit Çağlar anlatıyor...
“Şimdi yeri gelmişken, terör örgütü PKK’yı ve onun kurucusunu meşru gösterme çabasında olan bazı siyasilerle yaşadığım  bir olayı anlatmak             istiyorum.
Türkiye’nin 8. Cumhurbaşkanı merhum Turgut Özal, 17 Nisan 1993 tarihinde vefat etmişti. İktidarda, sayın Demirel’in
başbakanlığındaki DYP-SHP koalisyonu vardı.
Sayın Demirel, koalisyon ortakları tarafından cumhurbaşkanlığına aday gösterildi. Bu arada, parlamentoda bulunan MHP de sayın Demirel’i destekleme kararı aldı.
İşte o günlerde, partili arkadaşlarım, Devlet Bakanı Ömer Barutçu, Ulaştırma Bakanı Yaşar Topçu, Samsun Milletvekili Nafiz Kurt, Muğla Milletvekili Latif Sakıcı ile DYP Genel İdare Kurulu Üyesi ve THY Yönetim Kurulu Başkanı Erman Yerdelen’le Ankara’daki Anadolu Kulübü’nde bulunan Güneydoğulu milletvekillerimizden Ahmet Türk, Sırrı Sakık ve Salih Sümer de soframıza dahil oldular. Masada, sohbet koyulaştı ve yaklaşan cumhurbaşkanlığı seçimi konusunda fikir alışverişi başladı.


Sırrı Sakık’tan teklif!..
 
Sırrı Sakık, sohbet sırasında hiç beklemediğim bir şekilde şu teklifi yaptı: ‘Cavit Bey, şayet Abdullah Öcalan’la anlaşırsanız, cumhurbaşkanlığı seçimi sırasında Güneydoğulu milletvekillerinin hemen hepsi sayın Demirel’e oy verirler. İsterseniz, sizi Öcalan’la hemen telefonda görüştürebilirim. Konuşur, anlaşırsanız, epeyce bir oy toplarsınız.’
Sırrı Sakık’ın bu konuşması üzerine, masada çok soğuk bir hava esmeye başladı.
Bu, yapılmaması gereken bir teklifti. Tek kelimeyle, saygısızlıktı. Benim tabiatımda hiçbir insanı kırmak yoktu. Ama sabrım taştı, Sırrı Sakık’a, ‘Eğer oy oradan gelecekse, o oylara
hiçbir şekilde ihtiyacımız yok. Beni terörist başıyla telefonda karşılaştırmayı nasıl teklif edersin? Sana teessüflerimi bildiririm’ dedim. Sofranın adabı bozulmuştu, bir süre sonra da Anadolu Kulübü’nden ayrıldık.
Yaşadığımız bu olayı ertesi gün sayın Demirel’e anlattım. Kendileri bana, ‘Sana yakışanı yapmışsın. Teşekkür ederim’ dedi.”


Zorla götürsünler!.

Bu  “anı” yı neden yazdık?!.
Konu malum, DTP’liler  “ifade”  konusunda, durumdan nasıl yararlanacaklarının hesabı içerisindeler.. Bu çerçevede çıkışlar yapıyorlar...
Vekil Sırrı bey de şöyle demiş;  “Bizi 1994’te olduğu gibi yaka paça Meclis’ten alacaklarsa
alsınlar. Biz bir mücadele veriyoruz. Bu konuda kararlıyız.”
Sırrı Sakık  “fikir mücadelesi” içinde olmaktan söz ediyor..! Fikir mücadelesi yapıyorlarmış
ve bu yüzden polise dur denilmeliymiş!..
Hep fikir için..
Apo da böyledir malum, fikir adamı..!
Bizim askerleri fikirleri ile öldürüyor, o köyler falan hep fikren katledildi toplu halde!..
Ve hep “yüksek fikirler uğruna!” 1994’de de Cavit Çağlar’a o teklif götürüldü!..
İlginç bir ayrıntı da şudur...
1994’de yaşananların matbuattaki tanıkları şu anda da iş yerlerinde önemli görevlerdedir...
O dönemde gözaltına alınan PKK uzantısı vekillerin bütün marifetlerini çok yakından biliyorlar...
(Bunlar arasında, o dönem polisten kaçan Remzi Kartal gibilerin nerelerde kime hizmet ettikleri de açık...)
Bütün bu bilgilere karşılık, o dönemin göz altılarında sadece devlete çullanılması, PKK çıkıntısı bu kadroya şimdi  “mağdur hak arayışçıları!”  muamelesi yapılması da önemlidir!..
Türkiye’nin içinde bulunduğu sarmalı göstermesi açısından!.

Yazarın Diğer Yazıları