Çek bii komplo teorisi

Selcan TAŞÇI

Baba İdris Arslan en çok İslamcı medyanın, oğlunu “başka yerlerin adamı” gibi sunuyor olmasından rahatsız görünüyor

İslamcı basın, Danıştay’a saldırıp bir yargıcı öldürdüğü için müebbet hapis cezasına çarptırılan Alparslan Arslan’ı, “Ergenekon” olarak isimlendirilen çete ile ilişkilendirmeye çalışıyor.
Katilin mahkemede, türban kararını cezalandırmak amacıyla saldırıyı düzenlediğini söylediğini herkes duydu.
Karşımızda tipik İslamcı bir katil var ama İslamcı basın, katilin bir “ulusalcı provokatör” olduğunda ısrarlı.
Şimdi dikkatinizi bir dergiye çekeceğim:
İBDA-C’ye yakınlığı ile bilinen haftalık Baran Dergisi’nin 21 Şubat tarihli sayısında, katil Alparslan Arslan’ın babası İdris Arslan ile yapılmış bir söyleşi yayımlandı.
Söyleşi, “Baba Arslan basında geçen yalan ve iftiralara cevap verdi” üst başlığı ile sunuluyor.
Baba Arslan, röportaj boyunca bilinen İslamcı görüşleri tekrarlıyor, zaferin bir gün inananların olacağını açıklıyor.
Röportajdan öğreniyoruz ki baba Arslan en çok İslamcı medyanın, oğlunu “başka yerlerin adamı” gibi sunuyor olmasından rahatsız.
Bunun için Zaman Gazetesi’ni de aramış. “Yanlış yapıyorsunuz, haberi çarpıtıyorsunuz” demiş.
Vakit için de benzer şeyler söylüyor. “Hâlâ bu yanlış tavırları devam ediyor, ille de Alparslan’ı birileriyle bağlantı kurmaya çalışıyorlar” diye anlatıyor.
Baba Arslan’ın bu duruma neden şaşırdığını anlayamadım. İslamcı medya, hep yaptığı bir şeyi tekrarlıyor sadece.
* Mehmet Y. Yılmaz / Hürriyet

+++++


Oğlanda keyif keka!
146 yıllık TEKEL, 20 dakikada zevkle satıldı, İngiliz sigara şirketi BAT, TEKEL’e 1 milyar 720 milyon doları peşin olarak zevkle ödeyeceğini açıkladı.
Türk’ün parasıyla...
Türk’ün TEKEL’i
vuruldu.
TEKEL, zarar eden bir şirket değildi. 2007 yılı faiz ve vergi öncesi kârı 151 milyon dolardı. 6 fabrikası, şehir merkezlerinde kalmış milyonlarca metrekarelik değerli arsaları olan TEKEL’e ihalede büyük bir zevkle en yüksek parayı veren İngilizler, o parayı da Türk bankalarından kredi olarak bulacak. Türk’ün parasıyla Türk’ün TEKEL’ini böylece almış olacaklar.
Şimdi eğilim (trend) böyle.
Kriz rüzgârları esiyor.
Özelleştirilen devlet mallarını “varlık satışı” yoluyla alan yabancılar, krediyi Türk bankalarından buluyor.
MİGROS’u alan yabancılar da dışardan Türkiye’ye para filan getirmedi, Türk bankalarından çektikleri döviz kredisi ile MİGROS’a sahip oldu.
TÜRK TELEKOM’u ve MEY İÇKİ’yi alan yabancılar da finansmanı Türk bankalarından sağladı.

* * *

Zevk ala ala alıyorlar.
Yılda 110 milyar adet sigara satışı yapılan Türkiye iç pazarında TEKEL’in payı yüzde 29... TEKEL’i alan İngiliz BAT, önümüzdeki günlerde 6 fabrikanın 5’ini kapatıp arsalarını, mülklerini “varlık satışı” yoluyla elden çıkartabilir, sadece “Samsun Ballıca Fabrikası” nı yeni teknoloji ile donatıp yoluna daha yüksek zevkler alarak devam edebilir.
TEKEL zevkle satıldı.
Oğlanda ise keyif keka!
TEKEL’in özelleştirilmesinde “Baba rolü...” oynayan Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’ın oğlu Abdullah Unakıtan’ın adı “rüşvet kokan 30 bin dolarlık bir banka havalesi...” olayına karışmıştı.
Bu olay da unutuldu.
Bu yüzden ben bugün; “TEKEL zevkle satıldı, oğlanda keyif keka...” diye tahminimi yazabiliyorum. Not: Keka “keyfin en üst noktası...” demek.

* * *

Hatırlayacaksınız, Uğur Katar adlı temiz süt emmiş bir Hazine Kontrolörü, TEKEL’e “sert karton kutu yapacak makine satan” bir İspanyol şirketinin Türk ortağı Nevzat Şenol’dan Maliye Bakanı’nın oğlunun firmasında santral görevlisi 21 yaşında, yoksul bir aile çocuğu, bekâr, gariban Sedat Güngörmüş’e 30 bin dolar göndermişti. Gariban santral memuru, “Bu para benim adıma fakat şirkete gönderildi” demişti.
30 bin dolar niçin geldi?
Neyin karşılığı olarak geldi?
Niçin TEKEL’in özelleştirilmesinden sorumlu olan Maliye Bakanı’nın oğlu’nun şirketinde santral memurluğu yapan garibana geldi?
Niçin üzerine kimse gitmedi?
Ne Başbakan!
Ne Cumhurbaşkanı!
Ne Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) ne de ilk adı “Adalet” olan AKP!
Tekel zevkle satıldı!
Oğlanda keyif keka!
* Necati Doğru / Vatan


+++++



Ne Oluyor?..
Ne oluyor?.. Herkes birbirine bu soruyu yöneltiyor...
- Evet, ne oluyor?..
Türk askeri Kuzey Irak’ta...
Amerika.. Avrupa..
Asya... Ne söyleniyor?..
- Operasyon devletler hukukuna uygundur...
Devletler hukuku.. Ya da uluslararası hukuk.. Birleşmiş Milletler Hukuku..
Hukuk.. Ya da guguk..

* *

Peki, öyleyse bu kadar yıl Türkiye Cumhuriyeti neden bekledi?..
PKK, Kuzey Irak’taki üslerinden hareketle, Türkiye içindeki terörünü besledi de besledi...
Eylemlerini gerçekleştirdikçe gerçekleştirdi, sürdürdükçe sürdürdü...
Partisini de kurdu... Meclis’e de soktu... Peki, neden beklenildi?.. Neden seyredildi?..  Neden rıza gösterildi?.. Devletler hukuku arkamızdayken, uluslararası hukuk yanımızdayken niçin edilgin kaldık?..
Teröre karşı neden hoşgörü gösterdik?.. Neden ve niçin?.. Bir sorumlusu yok mu bunun?..

* *

Resmi ve özel, ciddi veya ciddiyetsiz kaynaklardan piyasaya sürülen bir sürü yorumda ileri sürülen neydi?..
- Amerika ve İsrail artık laik Türkiye’den vazgeçiyorlar. Kuzey Irak yeni üs olarak hazırlanıyor. Türkiye parçalanacak, Güneydoğu’da Kürt devleti kurulacak; BOP (Büyük Ortadoğu Projesi) için sınırlar yeniden çizilecek. Kurulacak Kürt devletiyle Türkiye ılımlı İslam modeli temelinde federasyona dönüştürülecek; Amerika Ortadoğu’daki petrol imparatorluğunu bu zemine dayanarak yürütecek...
- Peki, AKP?.. 
- AKP iktidarı zaten bu proje için oluşturuldu...
- Ya PKK?..
- Bu amaçla himaye edildi, kullanıldı...

* *

Hukuk ya da guguk bu lafların çeşitlemesinde yıllarca bir yana itilmiş, Türkiye AKP iktidarı sürecinde ve Amerika vesayetinde teröre karşı edilginleştirilmişti... Peki, ne oldu?..
Yoksa Amerika (ve de İsrail) iki aşiret reisinin feodal iktidarıyla bir terör örgütünün ittifakından oluşan Kuzey Irak’ın Türkiye Cumhuriyeti’nin kaybından doğacak boşluğu dolduramayacağını mı gördü?..
Soru boşluktadır...
Sivili, askeri, bürokratı, esnafı, köylüsü, şehirlisi, vesairesiyle Anadolu’nun beyni yıkanmamış halk kesimi uyanık olmak zorundadır.
* İlhan Selçuk / Cumhuriyet


+++++


Rant Rant Rant... Rap Rap Rap...
İstanbul Boğazı’na yapılan iki köprü çok faydalı oldu. Madalyonun ters tarafında da çok zararlı oldu. Köprüler yapılırken şehrin nüfusunun 10 misli büyümesini önleyecek tedbirler alınmalıydı. Alınmadı ve ülke nüfusunun üçte biri (abartmıyorum, üçte biri...) İstanbul’a ve civarına göçtü, ülkenin dengesi tepetaklak oldu.
Boğaz’a üçüncü köprü yapılırsa dengesizlik daha da artacaktır. Azgın rantçılar şimdiden hazırlıklarını yapmış bulunuyor. Yekûn olarak bu köprü işinden on milyarlarca, belki de yüz milyarlarca dolar rant elde edilecektir. Türkiye tepetaklak olurmuş, hiç önemi yok...
Orman vasfını kaybetmiş ormanlar, çalılıklar yapılaşmaya açılınca Türkiye büsbütün batacaktır. Türkiye nüfusunun yarısı İstanbul’a, Kocaeli yarımadasına yığılacaktır.
İzmit Körfezi’ne bir köprü yapılması planlanıyor. Rantçılar bunun güzergahını öğrenmişler ve o civardaki arazileri çok ucuz fiyatlara kapatmışlardır. Birtakım belediyelerin kaldırılması, yeni ilçeler ihdası (oluşturulması), bazı belediyelerin birleştirilmesi işinde de büyük rantlar, büyük hesaplar vardır.
Ülkemizde şu anda iki güvenlik teşkilâtı bulunuyor. Sivil Emniyet ve öteki güvenlik teşkilâtı. Yapılması istenilen yeniliklerde bu iki güvenlik ile ilgili hesaplar da bulunuyor. (Fazla yazamıyorum)
AKP önümüzdeki mahallî idareler seçimlerinde yüzde 50’nin üzerinde oy almak istiyor. CHP’nin kalesi durumunda bulunan bazı yerleri ele geçirmek için hesaplar yapılıyor.
İstanbul’da muhafazakârların, ötekilerinin tabiriyle dincilerin kazanamadığı ilçeler var: Şişli, Beşiktaş, Bakırköy, Kadıköy, Adalar... AKP bunları da almaya kararlıdır.
Bu saydığım yerler zengin muhitlerdir ve rantları çok yüksektir...
Vatan millet Sakarya... Rant rant rant...
Ayak sesleri duyuluyor: Rap rap rap...
İstanbul bütününde yeniden yapılaşma faaliyetine girişilecek... Rant rant rant...
Filan gazeteler ve televizyonlar yıkıcı muhalefet yapıyor. Rant rant rant...
Yağcı, besleme, uysal, taraftar medya alkışlıyor. Rant rant rant... Rant rant rant... Rap rap rap...
Rap rap rap sesleri rantçıları çok tedirgin ediyor. Ah bu sesler olmasa...
* Mehmet Şevket Eygi / MilliGazete

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş