Çek git-çek yat

Altemur KILIÇ

“Politika mümkün olanı yapmak sanatıdır”  demiş, eski Alman Şansölyelerinden Kont Otto Von Bismarck. Bana kalırsa,mümkün olanı yapmak  “sanat”  değil  “zanaattır.”  Asıl sanat Devlet adamlarının  “mümkün olmayanı”  yapmalarıdır!
Son günlerde, bazı doğruları söylediler; Erdoğan Hakkâri’de, DTP (PKK) azgınlığı karşısında vatandaşlara sabır tavsiye ettikten sonra;  “Fakat bu sabır nereye kadar olacak”  dedi ve ekledi;  “Eğer siz, vatandaşın mağazasının camlarını indirirseniz, vatandaşın hayatına kast ederseniz, hayatına kast ettiğiniz vatandaş kalkıp da eğer elinde böyle bir tedbiri böyle bir imkânı varsa, o da kendini savunma yoluna gidecektir.”  Gene haklı; başka çare olmaz ve kolluk, güvenlik güçleri etkisiz hale getirilmişse,  “öz savuma”  meşru olur! Ve olayların bu derekeye gelmesinin sorumlusunun bu iktidar olduğuna da, bir   “mim”  koymak gerekir!
Başbakan devam etmiş:  “Tek millet dedik. Ne dedik? ’Tek bayrak’dedik. Ne dedik? ’Tek vatan’dedik... ’Tek devlet’dedik. Buna karşı çıkabilenin bu ülkede yeri yok. Buyursun istediği yere gitsin” Erdoğan, bir zamanlar,  “’Türkiye Türklerindir’demek yanlıştır”  vb.. demişti; demek hidayete erdi! Erdoğan’ın bu, bence doğru sözleri, “ya sev ya terk et” anlamında algılandı ve tartışmalara yol açtı, hatta AKP içindeki Kürt asıllı milletvekillerini kızdırdı...
Buradan açıkça söylemeliyim; bu vatanı bölmeye, TC’yi içinden yıkmaya çalışanlara, burasını beğenmiyorsan, “ya sev ya terk et”  demek, milliyetçilerin  “meşru müdafaa”  hakkıdır. Ben de inanırım ki, bazıları hem bu ülkeye vatandaşlık bağı ile bağlıdırlar hem de vatanlarını bölmek istiyorlarsa, bu ortak vatana, gönülden  “aidiyet”  hissetmiyorlarsa, burada, işleri ne? Terör mü?
 Evet; bu vatan asılları ne olursa olsun Kürt olsun, Zaza, Boşnak, Çerkez vb. olsun, herkesin ortak vatanıdır; ortaklığa ihanet etmemek koşuluyla!  “Ne mutlu Türküm”  diyemeyeler ya  “severler”  ya da  “terk ederler” ; gönülden bağlı oldukları yerlere, zorla değil, kendi istedikleri için “giderler!” Ama içimizde  “yılanlar”  beslemek zorunda değiliz! 


Vecdi Gönül
Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül de doğru bir şey söyledi: Gönül, “Bugün eğer Ege’de Rumlar, Türkiye’nin pek çok yerinde de Ermeniler yaşamaya devam etseydi, acaba Türkiye aynı milli devlet olabilir miydi?”  diye sordu.
Bu da, aslında doğru. Osmanlı döneminde asla gerçek olmayan, hayali bir  “Osmanlılık” ,  “Osmanlı Milleti” adına, Türklük unutulmuş hatta aşağılanmıştı. Ancak, diğer  “anasır”  etnik unsurlar, kendi kimliklerini unutmadılar ve hepsi, kendi   “milliyetçilikleriyle” , Osmanlı devletini parçaladılar. Ve Türk Milliyetçiliği de bundan sonra öne çıktı!
Ne var ki, şimdi hem Erdoğan, hem de Gönül doğru söylediklerini, tevile çalışıyorlar. Aman; seçim sathı mailinde, çevir kazı yanmasın!
Ve gene seçim sathı mailinde, Sayın Baykal, Erdoğan’ın  “çekip git”  sözünü, Erdoğan’a karşı kullanıyor... MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de milliyetçilerin, bölücülere karşı haklı  “Ya sev ya terk et”  sözlerinden, soyutlanmak istiyor!  “Devlet Adamlığı”  ile  “Politikacı” arasındaki fark da burada!


Lozan masası
İsviçre Konfederasyonu Başkanı Couchepin, güzel bir jest yaptı, İsviçre’nin Lozan kentinde 24 Temmuz 1923’te Lozan  Anlaşması’nın imzalandığı masayı Türkiye’ye getirerek, hediye etti! Cumhurbaşkanı Gül, bilmem  “Lozan” ın anlam ve önemini, ne kadar müdriktir; ama  “Masa, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuna sahne olan bir masa. Bizim için manevi değeri tabii ki büyük olan bir anı. Tabii ki bu, Türkiye’de depoda durmayacak”  dedi.
Masa herhalde  “depoda durmaz” ve belki üzerinde, AB ile uyum anlaşmaları imzalanır! İleride  “Masa” , kolaylık olması için,   Brüksel’e taşınmasın!
 Fransa’nın Sevr şehrinde Osmanlı Delegesi Rıza Tevfik’in Türklüğün ölüm fermanını -Sevr Antlaşmasını- imzaladığı masa nerede? Depodaysa çıkarsınlar bunu da Brüksel’e götürsünler, tam yerini bulur, uygun düşer ve de kolaylık olur! Çünkü bakın  “Lozan Antlaşmasını”  söke söke alan İsmet Paşanın ve onun arkasında duran Mustafa Kemal’in yerlerinde, şimdi kimler var! Sevr Antlaşmasına, iftiharla imza atan Rıza Tevfik’in yerinde de, kimler var? Anıtkabir’de, Mozolenin önünde tazim duruşunda bulunanları  “sap gibi”  diye aşağılayan,  “Birinci Cumhuriyet sona ermiştir” diyenlerin kimler olduğunu, hatırlatalım mı?
Atatürk’ün büyüklüğüne bakın ki, onları da karşısında  “sap” gibi durdurdu!

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş