Çekilme ve sonrası

A+A-
Armağan KULOĞLU

PKK’nın Irak’ın kuzeyine olan çekilmesinin devam ettiğine ilişkin haberler alınmakta, ancak ne kadar PKK’lının ülkeyi terk ettiğine ilişkin kesin bir bilgi bulunmamaktadır. Siyaseten bölücülük yapanların beyanlarından, çekilmenin en geç yaz sonuna kadar tamamlanacağı anlaşılmaktadır. Bu eylem başlamadan önce PKK’lıların yerleri ve sayıları hakkında yeterli bilgi bulunmadığından, onların ülkeyi tamamen terk ettiklerinden de emin olunamayacaktır. Çünkü bu konularda bilgi bulunması halinde, zaten bunların mücadeleyle süreç başlamadan önce etkisiz hale getirilmiş olacağı düşünülmektedir.
PKK’nın, bölücü başının ve bölücü siyaset yapanların bundan sonraki beklentilerinin, çeşitli şekillerde kendilerince açıklanan, hatta safhalar halinde izah edilen, başta anayasa olmak üzere talep ettikleri düzenlemeler olacaktır. Yönetim tarafından bu konularda herhangi bir görüş alışverişi, taviz verilmesinin söz konusu olmadığı söylense de, beklenti bu yöndedir. Yönetimin, yapılacak düzenlemelerin pazarlık sonucu değil, demokrasinin gereği olan ve zaten üzerinde çalışılan konular olduğunu ifade etmesi, bölücülerin beklenti içinde olmalarına yol açmaktadır.  PKK, bölücübaşı ve bölücü siyaset yapanlar, silahlı mücadeleyle belirli bir aşamaya geldiklerini, bundan sonra siyasetin ön planda olacağını ve demokratik çözüm süreciyle sözde haklarını alacaklarını ifade etmektedirler. Ancak bunun siyaset ve demokrasi olduğunu söylemek mümkün değildir. Çünkü sürecin bundan sonrasını takip edeceklerini, silahlarını bırakmayacaklarını, çekilen PKK’lıların gerektiğinde yeniden silahlı mücadeleye hazır olmak için eğitim yapacaklarını da söylemektedirler.
Ayrıca çekilmenin bir geri adım ve zafiyet olarak görülmemesini, dağdan inmelerinin söz konusu olamadığını, devrimcilikten vazgeçmediklerini, sadece kuzey dağlardan çekildiklerini, gerektiğinde yeniden buralara geleceklerini, çekildikleri, geldikleri ve bulundukları yerin de Kürdistan olduğunu ifade etmektedirler.
Diğer taraftan terör örgütlerinin canlı kalması için eylem yapmaya ihtiyacı olduğu ve sadece eğitim yaparak meşgul edilmelerinin ve mücadeleye hazır durumda tutulmalarının oldukça zor olduğu da unutulmamalıdır. Bu nedenle beklentilerinin karşılanmasında umduklarını bulamamaları halinde, hem gözdağı vermek, hem de örgütü ayakta tutmak için sınırlı bir şekilde teröre yeniden başvurabilmeleri de mümkündür.
PKK’nın stratejisi, bölücübaşının yakalanmasından sonra toprak kopararak ayrı bir devlet kurmaktan, mevcut devlete/iktidara ortak olarak egemenliği paylaşmaya dönüşmüş, bunun yanında bir bölgede de tamamen kendilerinin yönetebileceği özerk bir yapıya sahip olmak şeklinde yeniden belirlenmiştir. Bölücübaşının misakı-milli ve sınırları olmayan konfederasyon ifadesi de sözde Büyük Kürdistan’ın temelini teşkil edecek bir yapının tarifi olarak anlaşılmaktadır.  Suriye’deki çatışma devam etmekte ve gittikçe Sünni-Şii çatışmasına dönüşmekte ve bölgeye yayılma temayülü göstermektedir. Bunun sonucunda kuzey bölgede bir Kürt oluşumunun çıkması kuvvetle muhtemeldir. Irak’ın kuzeyini tarif etmeye zaten gerek yoktur. Türkiye’de de bölücüler, kendi isteklerine paralel olarak, devletin dönüşmesi sonucunda ortaya çıkması beklenen yapı da buna ilave edildiğinde, hayal ettikleri durumun ortaya çıkması ümidini taşımaktadırlar.
Barış süreci olarak adlandırılan ve PKK’nın tasfiyesine kadar uzanacak durumun, ABD’nin bundan sonraki Suriye ve İran konularını düşünerek, kendi çıkarları doğrultusunda telkinlerle şekillendirdiği aşikârdır. Diğer taraftan da çekilme sonrasında, bölücülerin beklentilerinin karşılanmasının oldukça zor olduğu, bunların gerçekleştirilmesi halinde Türkiye Cumhuriyetinin varlığının, bütünlüğünün ve güvenliğinin tehlikeye gireceği de bir gerçektir ve bundan kaçınmak da mümkün görülmemektedir.  Bu nedenle önümüzdeki dönemin sıkıntılı olacağı düşünülmekte, dış güçlerin etkisinden çıkarak kendi değerlerimizin ön planda tutulmasının gerekliliğine inanılmaktadır. Çocuk ve alkol gibi konularla gündem değiştirmenin fayda getirmeyeceği, sadece günü kurtarmaya yönelik olduğu bilinmelidir.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları