Cemaatler siyaset yapıyor iddiaları yoksa bir iftira mı?

İsrafil K.KUMBASAR

Son zamanlarda, yine o bildik iftira ortalıkta dolaşmaya başladı;
- “Cemaatler siyasete bulaştı. Bununla da kalmadılar, siyaseti yönlendiriyorlar.”
Bu doğruluk payı olmayan, gülünç bir iddiadır.
Bir kere ‘cemaat’ ve ‘siyaset’ sözcükleri ’yan yana gelmeyecek’ kadar zıtlık ifade eder.
Eğer ‘siyasetten’ kasıt, ‘ilm-i siyaset’ ise işte ona bir diyeceğimiz olmaz.
İlm-i siyasetin ‘ne’ olduğu, ‘nasıl’ yorumlanması gerektiği hayli derin bir mevzudur.
‘Yakın siyasi tarihimize’ baktığımızda ve ‘günümüzdeki uzantılarına’ bir göz attığımızda, bir takım ipuçları elde etmemiz mümkün.
Basit bir örnekle konuyu şöyle açıklayabiliriz:
Demokrasiyi ‘araç’ olarak gören siyasetçiye, ‘siyaseti’ araç olarak gören cemaatçinin ‘kafakol’ operasyonuna ilm-i siyaset denilebilir.
Misal, yıllarca Çoban Sülü’nün peşinde koşup, ardından Özal’a kapaklanıp, bir dönem Çiller’in eteğine dolanıp, sonra iktidarda diye Ecevit’e temennada bulunmak.
Ve nihayet AKP gemisinde kürek çekmek.

* * *

Niye saydık bu isimleri?
Cemaatlerin, ‘siyasetle ilgilerinin bulunmadığını’ ispatlamak için.
Zira bugün bile Türkiye’de ‘60 civarında’ parti varken, cemaatler hiçbirine tenezzül etmeyip, ‘iktidar partisinde’ kümelenmişlerdir.
1980’li yıllara kadar bu tavırlarını izah ederken, ‘fitne çıkmasın’ söyleminin ardına sığınıyorlardı. Tabii o tarihlerde ‘kime kaç sandalye’ vaat edilmiş, ‘kim nerelerden’ nemalanmış, ‘hangi destekler’ alınmış kolay kolay kamuoyuna yansımıyordu. Yalakalığı ayyuka çıkarıp,  “ulul-emre itaat” fetvaları verenler bile oluyordu nitekim.
Yani dert ‘siyaset’ değil (!) ‘milletin’ huzuru, ‘toplumun’ refahı.
Cemaat ile siyasetin bir araya gelemeyeceğinin bir diğer önemli ölçütü de, işin içinde ‘sandık’ diye bir kavramın olmasıdır.
Siyasi sürecin semeresi sandıkta alınır.
Hani ‘çoban’ da, ‘profesör’ de bir oy hakkına sahiptir ya. Şimdi gelin bunu ‘cemaat’ yapısına uyarlayın bakalım? Nasıl yapacaksınız?
Adam batmış, icra takibinde, ipinin çekilmesi an meselesi. Hem o ‘darboğazdan’ kurtulması hem de ‘yeni işler-ihaleler’ alması için tek çıkar yolu vardır:
İktidara kim yürüyorsa, onu işaret etmek.
Sıkı mı, bir cemaat mensubu “Yahu biz ne yapıyoruz?” diye sorsun. Soramaz, çünkü cemaatin siyasetle işi yoktur (!)
O halde işi neyle?
‘Menfaat’. Pardon, ‘ilm-i siyaset’

* * *


Bakmayın bugün ‘dağdaki çobana’ demokrasi götürülmesi için yırtındıklarına.
‘Kendi evlad-u ayallerine’ dahi o hakkı vermez cemaatler. Kim ‘işaret’ edilirse, hazret ‘kimi tensip buyurursa’ demokrasi oradadır. Gerisi fasa fiso.
Dolayısıyla cemaatler siyaset ya-pa-maz.
Konuyu anlamlı kılacak, olmazlığını gösterecek çok acı misaller de mevcut.
Türkiye’de adına ’cemaat’ denilen yapıların tamamına yakını kendini ‘Ehl-i Sünnet’ itikadında ve ‘Sünni’ olarak tanımlar. Hatta ve hatta Hanefi Mezhebi’ne göre amel ederler. Yani ‘ameldeki mezheplerine’ varıncaya kadar aynıdır...
Peki siz hiç bunların temsilcilerini -bırakınız vakit namazlarını- ‘bir cenaze namazında’ toplu halde gördünüz mü?
Göremezsiniz. Onları toplu görebileceğiniz tek yer, ‘iktidar partisinin’ binasıdır.
Doğruyu söylemek gerekirse, tamamının derdi para değil. Kimi ‘kurumlarda kadrolaşma’, kimi ‘bürokratik engelleri’ rahat aşma vs. için o binadadırlar.

* * *


Netice-i kelam, “Cemaatler siyaset yapıyor” gibi cümleler kurarken, ‘biraz daha özenli’ olmak gerek.
Zira yapılan ‘siyaset’ değil, ‘ilm-i siyaset’.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş