Cenazede mutabakat

Altemur KILIÇ

Rahmetli Necmettin Erbakan, önceki gün İstanbul’da, milyonlarca kişinin katılımıyla toprağa verildi. İçtenlikle söylüyorum: Ruhu şad, mekânı cennet olsun. Bu kadar büyük katılım, Türk halkının ona sevgisini gösterdi: Önceki yazımda, Erbakan hakkındaki düşüncelerimi, kısaca ifade etmiş ve özetle “Hataları, günahları naaşı ile gömülecek; sevapları, hizmetleri yaşayacaktır” demiştim. Ancak “kırkı dolmadan”, hatalarından söz etmenin günah olmasına rağmen, yanlış değerlendirmeler karşısında “kırkının” dolmasını beklemeden, münasip, saygılı bır aradan sonra, kendi zamanında yazdıklarıma dayanarak daha ayrıntılı bir değerlendirme yapmak isterim! Böyle önemli bır kişi hakkında, hata ve sevapları hususunda, o dönemin. yakın tanığı olarak bildiklerimi yazmamak, vatandaşlık ve yazarlık görevimi ihmal etmek olurdu. Eğer sağlığım elverirse rahmetliyle eski sohbetlerimi, o zaman yazdıklarımı hatırlatmak isterim.
Ancak, cenaze merasiminde ve dolayısıyla söylenen sözler ve yapılan bazı yorumlardan açıkçası rahatsız oldum. Münasip mühlet maalesef doldu.
Hocanın vefatı ve görkemli cenaze hayırlara vesile olacağı ve kırgınlıkları unutturup Erbakan’ın şahsında, milli birliği, mutabakatı ifade edeceği yerde, maalesef bazı taşkınlıklara ve yanlış sözlere vesile oldu... Hocanın ruhunun, bunlardan dolayı muazzep olacağına inanıyorum...
Önce TSK’nın, Genel Kurmayın, Erbakanın hizmetlerini anması, baş sağlığı mesajı, cenazeye Birinci Ordu Koımutanı Orgeneral Hüseyin Kıvrıkoğlu’nun kurmayı ile herhalde Genel Kurmay adına katılması ve çelenk gönderilmesi, bazıları tarafından Ordunun “yolunu kestikleri için” Erbakan’dan özür dilemesi olarak tefsir edildi... Bazıları da “hem yolunu kestiniz hem de özür diliyorsunuz” dediler.
Ama gerçekte TSK 28 Şubat’tan dolayı özür dilemedi, bu jestleriyle çok büyük incelik gösterdi... Erbakan’ın hizmetlerinden dolayı onunla barışıklığını ifade etti. Tabii anlayabilenlere!..
Aslında bu hareketin, 28 Şubat üzerindeki tartışmalara nokta koyması gerekirken, tartışmaları canlandırdı ve cevap-açıklama hakkı doğdu.
Fransızlar, bir konuyu tartışmaya “Bütün orantıları muhafaza etmek kaydıyla” diye başlarlar. Erbakan konusunda da şimdi acının sevkiyle ama daha fazla “rövanş” almak için “orantılar” muhafaza edilmiyor... 
Bazıları “Cenazedeki kalabalık Atatürk’ün cenazesinden de fazlaydı” sözleriyle ne demek ıstiyorlarsa?!! Böylesine bir mukayese yapmak da “orantıları” bozar. Bir saygı-sevgi gösterisini siyasi bır rövanş haline sokar! Ben Atatürk’ün cenazesi ile Erbakan’ın cenazesini mukayese tartışmasına girecek değilim; çünkü her şeyden önce, Erbakanla Atatürk mukayese kabul etmez!
Fakat kayıtlara geçsin; İstanbul’un 1938’deki nüfusu ile 2011’deki nüfusu arasında çok büyük fark var. Erbakan Devlet töreni istemedi... Bazıları, bunu, “devlete kırgınlığı” şeklınde yorumluyorlar. Benim tanıdığım Erbakan devletine kırgın olamaz!
Ancak dikkatimi çektiği için rahatsız oldum. Erbakan’ın tabutu üzerinde eski Başbakana yasal olarak gereken Türk Bayrağı örtülmemişti.
Acaba bu, Hoca’nın vasiyeti miydi? Ben, ölünce, tabutumun üzerine Müslüman inancım gereği örtülecek yeşil örtünün üzerine muhakkak Türk Bayrağı örtülmesini, eşime, çocuklarıma vasiyet ettim.
Dönelim, şimdi canlandırılan 28 Şubat tartışmalarına...Hoca, kendisi, herhalde ölümünün ve cenazesinin sevdiği ordusuna karşı kullanılmasından rahatsız olmuştur.
Evet. TSK, 28 Şubat’da, Erbakan’ın önünü kesti. O “yol” neyin yolu idi? Ve neden kesildi? Bu hususta da “orantıları” muhafaza etmek, gerçekleri söylemek gerekiyor. Ordu o yolun önünü kesmeseydi “balans ayarı” yapılmasaydı , Sincan’daki çadırda şeriat gösterisi yapılmasaydı ve orada da tanklar yürümeseydi, “kadayıfın altı kızarsaydı”, “kanlı veya kansız” bir şeyler olsaydı, sonra neler olacaktı?.. Tarikat ve zaviyeleri men eden bu devletin Başbakanlık konutuna, Erbakan’ın sarıklı, poturlu cemaat, tarikat şeyhlerini davet etmesinin ne lüzumu, ne anlamı vardı? Hocayı rahmetle analım ama gerçekleri de unutmayalım!

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş