Cepleri doldurmaya para var, ama karakollara yok

İsrafil K.KUMBASAR

Bozuk plak gibi tekrarlana tekrarlana artık kulakları tırmalamaya başlayan bir ‘acziyet’ türküsüdür bu.
Her ne zaman sınır boylarından ‘kınalı kuzuların’ al bayrağa sarılı tabutları gelmeye başlasa, Ankara’nın ‘yüksek rakımlı’ tepelerinde konuşlanmış olan etkili ve yetkili korodan, hep o aynı nakarat duyulur:
- “Şehitlerin kanı yerde kalmayacak.”
- “Hainler döktüğü kanda boğulacak.”
Birilerinin ‘ucuz kahramanlık’ yaptığı gösteri arenalarına çevrilen cenaze törenlerinde, şehit ailelerinin acı dolu feryatları “Şehitler ölmez, vatan bölmez” sloganları arasında kaybolur gider.
‘Düştüğü yeri’ yakan ateşin üzeri, ‘teselli’ anlamına gelen ‘sihirli’ bir temenni ile örtülür:
- “Vatan sağ olsun.”
Sonra da her şey unutulur.

* * *

300’den fazla teröristin güpegündüz ağır silahlarla Aktütün Karakolu’na saldırıp 17 askeri şehit etmesi üzerine, ‘icra’ makamındakiler, anında ‘hak ettikleri dilden’ cevabı vermek yerine, yine o klasik türküyü seslendirmeye başladılar:
- “Şehitlerin kanı yerde kalmayacak.”
Dünyanın hangi ülkesinde, bir Başkomutan, uydu görüntülerini bile vermeye yanaşmayan bir ülkeye ‘dost’ ve ‘müttefik’ gözü ile bakabilir, sınırötesi harekât için ‘icazet’ isteyebilir?
Dünyanın hangi ülkesinde, bir Başbakan, son bir ay içerisinde her gün en az bir vatan evladı şehit olurken, ‘hiçbir şey olmamış gibi’ koltuğunda rahatça oturabilir?
Dünyanın hangi ülkesinde, teröristlere ‘kardeş’ gözü ile bakan bir parti, ‘Meclis çatısı’ altında yer bulabilir?
Dünyanın hangi ülkesinde, ‘milliyetçiler’ ile ‘bölücüler’ yan yana oturabilir?

* * *

İhalelerden, imarlardan bir gecede ‘milyon dolarları’ cebe indirenler, sınırdaki karakolların ‘güvenli noktalara’ taşınması için para bulamıyorlar.
Kendi oturdukları ‘köşklerin’, ‘konutların’, ‘binaların’ yenilenmesine, ‘ceylan derisi’ koltukların değiştirilmesine para var.
Ama karakollara yok.
‘Mercedes’, ‘BMW’, ‘Audi’ gibi birbirinden lüks makam araçlarına, ‘yata’, ‘kata’, ‘uçağa’, ‘açığa’, ‘kaçağa’ para var.
Ama karakollara yok.
‘Arpalık’ haline getirilen kuruluşlarda ‘ne yaptıkları belirsiz’ olan başkanlara, yönetim kurulu üyelerine, danışmanlara para var.
Ama karakollara yok.
Çocuklara ‘gemicikler’ satın almaya, yandaşlara ‘avanta’ sağlamaya para var.
Ama karakollara yok.
‘Festivallere’, ‘kutlamalara’ para var.
Ama karakollara yok.

* * *


Türkiye, ‘bölünmeye’ doğru gidiyor.
‘Alt kimlik/üst kimlik’ ayrımı yapmaktan, ‘Kürt sorununu’ tanımaktan, ‘Kürtçe’ eğitimi kabul etmekten, ‘Kürtçe’ yayın yapmaktan başka bir şeyi aklına getirmeyenler, ne yazık ki ‘oy kaybetme’ korkusuyla ‘köklü’ projeler geliştirmekten, entegrasyonu hızlandıracak ‘ekonomik’, ‘sosyal’, ‘kültürel’ adımlar atmaktan kaçınıyorlar.

* * *


Hani, Kandil’i ‘BBG evine’ çevirmiştik?
Hani, teröristlerin ‘her hareketini’ adım adım takip edebiyor, ‘aldıkları nefesi’ dahi duyabiliyorduk?
Amerika’dan alınan ‘uydu’ istihbaratlarıyla, İsrail’den alınan ‘insansız’ uçaklarla daha nereye kadar devam edebiliriz?
Bizim ‘milli’ bir stratejimiz hiç olmayacak mı?

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş