Cesaret Ödülü sahibinin 'aczini' itirafının resmidir

İsrafil K.KUMBASAR

Elhamdülillah, bir krizi daha alnımızın ‘akı’ ile kazasız belasız atlattık.
Milletimiz balık hafızalıdır, nasıl olsa olanı biteni ‘üç beş gün sonra’ unutur.
Baki olan, Amerikan Yahudi Kongresi’nin dünya liderimize tevdi ettiği ‘cesaret’ ödülüdür. Ki, bu ödül tarihte ilk kez Yahudi olmayan birine ve bir TC vatandaşına verilmiştir. Gerisi laf-ı güzaftır.
İsrail vurdu kırdı, kan döktü. Sağ kalanları kodese tıktı. Kasımpaşalı civanımız beklendiği üzere esip gürlemekle yetindi.
Bırakın ‘diplomatik’, ‘ekonomik’, ‘askeri’ ilişkileri koparmayı; centilmence bir tavırla, ‘Genç Milli Futbol Takımımızın’ İsrail’de yapacağı maçları iptal ettirdi.
Evet bu bir centilmenliktir. Zira her şeye rağmen “Maçlara devam” deyip, ‘Fair Play’ ödülüne de göz koyabilirdi.
Karizmatik yanı ağır bastı, risk aldı:
- “Fair Play’de gözüm yok. Bana AJC’nin verdiği cesaret ödülü yeter.”
Doğrusu adamlar ‘kimlere’, ‘hangi ödülü’ vereceklerini çok iyi biliyorlar.
Bizimki de ‘yetinmeyi’ biliyor. Öyle iddia edildiği gibi, ‘hırs/ihtiras’ sahibi bir zat değil. Ayrıca ‘hamaset’ ile ‘hakikat’ arasındaki çizgiyi de kavramış gibi.
Bakınız iş ‘ciddiye’ binince hadiseyi nasıl da ‘laf kalabalığına’ getirdi.

* * *
 
Millet yürekler ağızda televizyonların karşısına geçmiş ‘One Minute’ kahramanının ne diyeceğine kulak kesilmişken, işin doğrusu biz de biraz endişeliydik.
Yok, endişemiz “Ayniyle misilleme yapacağız” türü ifadeler beklediğimizden değil. Hani ‘askerimize’, ‘madencimize’, ‘köylümüze’, ‘işçimize’ serdedilen türden bir cümle gelir de, yeni bir infiale neden olur mu endişesi yüzünden.
Öyle ya, askerlik ‘yan gelip yatma yeri değil’, madenciliğin doğasında da ‘grizu faciasında güme gitmek’ var.
Muhterem, pekala “Eee Gazze’ye insani yardım götürüyorsan, bu işin ucunda boğazlanmak da var” diyebilirdi.
Demedi, kendini çok güzel frenledi.
Onun yerine sokağın gazını aldı:
- “Bu İsrail var ya, bu İsrail haydut, terörist, alçak, pervasız, katil, yalancı.”
Sonuç?
Cami bahçesinde oturan hacı amcaların muhabbetini aratmayacak bir hitabetle aklı sıra ‘sert bir çıkış’ yapıyor.
Artık kimi kandırıyorsa?..

* * *

Arkadaşlarıyla ‘gereken adımları’ attığından dem vurup durdu, konuşması boyunca.
Şu ‘gereken’ ne, açıkça telaffuz etse de öğrensek diye nafile bekleşip durdu millet.
Hani dünyanın en bilmem kaçıncı ‘büyük ekonomisine’ sahip lider ülke? Hani bölgede ‘yıldızı’ parlayan, ‘inisiyatif’ alan devlet?
‘Medeniyetler ittifakı’ masalının rüya memleketi burası değil miydi?
Dün ‘çizilen tabloya’ bak, bugün ‘okunan mavala’ bak. Millet ‘pürdikkat’ bekliyor. Fakat o ‘büyülü’ cümle bir türlü gelmiyor.
- “Sahi bizim gücümüz ne, bu zillete karşı tavrımız nasıl olacak” sorusunun cevabı bir türlü verilmiyor.
Dön, dolaş hep aynı yere çıkıyor.
- “Bu İsrail var ya, bu İsrail haydut, terörist, alçak, pervasız, katil, yalancı.”
İyi, hoş da bunları zaten millet ‘meydanlarda’ bağırıyor. Zat-ı aliniz ‘buralarda yokken’ vatandaş o kelimelerle Taksim Meydanı’nı inletiyordu. 
Siz de ‘farklı’ ne var, onu alalım!..
H H H
Ve sonunda baklayı ağzından çıkarıyor:
- “İsrail yaralıları biz gönderelim demiştir, ancak biz kendi yaralılarımızı alabilecek kudretteyiz diyerek onların bu teklifini reddettik.”
Ey Türk Milleti, o kadar yaldızlı lafların ardından nihayet öğrendin mi gücünü?
Üstelik de bir dünya liderinin ağzından.
- “Yaralılarımızı alabilecek kudretteyiz.”
Ülkenin getirildiği nokta budur!..

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş