Çetin bir ceviz...

Altemur KILIÇ

Emekli Orgeneral, eski 1. Ordu Komutanı Çetin Doğan, Silivri’de 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nde “Balyoz-Ergenekon” davaları sanığı -teröristler- olarak yargılanıyor... Kuvvet komutanlarının, ordu komutanlarının, onurlu askerlerin tutuklanmaları, cezaevlerinde yatmaları, tarihimize muhakkak en büyük ayıp ve çelişki olarak geçecektir. Bu vatanı savunmak için yetiştirilmiş, hepsi harp okullarında birer “Mustafa Kemal” olarak ant içmiş onurlu askerler, sivil mahkemelerde yargılanıyorlar... Bazıları bu yüksek rütbeli komutanların, böyle suçlu gibi yargılanmalarından büyük keyif duyuyorlar...
Çünkü bu askerler, elbette asıl hükmü verecek olan yargıdır ama bence, aslında “Darbe” iddialarının değil, TSK’ya karşı sönmez bir intikam duygusunun kurbanları. Ve açık söylemeli, bazıları onların yargılanmasından Mustafa Kemal’i yargılar gibi zevk duyuyorlar. Mustafa Kemal’e vuramazlarsa, Çetin Doğanlara, İbrahim Fırtınalara, Özden Örneklere, Saldıray Berk’e, Dursun Çiçek’e vb.. “vurmak” , onlar için ne kadar büyük bir keyif olsa gerek! Farkında mısınız; şimdi bu yargılamalarda, tutuklamalarda TC ile hesaplaşılıyor... Kürtçülerin “başkaldırılarında” da aynen!


AKP mutlu 
AKP iktidarı da çok mutlu... Mesela, orduya karşı tavrı, YAŞ’da belli olmuştu. Üç değerli komutan, Tümgeneral Gürbüz Kaya’nın, Tuğamiral Abdullah Gavremoğlu’nun, Jandarma Tümgeneral Halil Helvacıoğlu’nun terfilerinin yolunun Yüksek Askeri İdare Mahkemesi kararıyla açılmasına gösterdikleri sert tepkilerinden de belli. Ne acıdır; bir seçilmiş kabine, TSK’ya karşı adeta savaş halinde.
Üç gün önce Ankara’da yaşananlar, nasıl izah edilebilir. Mustafa Kemal’in Ankara’ya gelişinin 91. yıldönümünde, Ankara Valiliğinin uygulaması “gereği” , “Onun askerleri” -Harp Okulu öğrencileri- Ankara sokaklarında -Atatürk Bulvarı’nda- geleneksel koşularını yapamadılar!
İşin acısı, toplum bu ayıpları kanıksamış durumda. “Ahvali adiyeden” oldu...


Dik duran Paşa
Önceki gün bu süreçte, Silivri’de bir dik -mertçe- duruşa tanık olundu. Balyoz davasında Çetin Doğan Paşa, “Davanın konusu ’Seminerin’ sevk ve idaresini ben yaptım. Kaynağının, temelinin nereden geldiğini açıklayabilecek durumdayım. Suç isnadı varsa bana yapılmalı. Arkadaşlarım suçlu değillerdir” dedi ve salondan alkışlar yükseldi. Bu, bir Türk generalinin dik duruşudur.
Çetin Doğan Paşa’nın mert, yiğit bir Türk askeri olduğunu, yakından bilirim. 27 Mayıs darbesinden sonra beni tartaklayan Harp Okulu örgencilerinden biri idi. Yıllar sonra karşılaştığımızda benden özür dilemek büyüklüğünü gösterdi! “Hakkını helal et” dedi. Tabii hakkımı helal ettim; ne ona ne de orduma karşı, asla kin beslemedim. O zamanın şartları öyleydi, bugünkü şartlar ise bambaşka! Sevgili Çetin Paşamı, candan kutluyorum. Ona, “dava” arkadaşlarına ve Türk Ordusu’nun hâlâ dışarıda kalan mensuplarına, sabırlar temenni ediyorum.


Tarihin müzeleri  
Geçmişin acı günlerinde, acılara mekân olan bazı cezaevleri müze yapılıyor... Tarihten ibret almak için! Ancak, o eski olayları sadece tek taraftan değil, o zamanların şartları içinde hatırlamak, hatırlatmak şartıyla!
Acaba benim de 9 ay yattığım ve çok acı olaylara -sorgulamalara -intihar ve ölümlere sahne olan Yassıada da müze yapılacak, içinde “sorgulamalar” yapılan “Bizans Zindanı” da ibret olsun diye teşhir edilecek mi? Ve yıllar sonra, Silivri’de müze olacak mı? Ve bu müze nasıl, bir “ibret” olacak?

Hatırlatmalıyım; Bugün Türk Ordusu’na vuranlar, aydınlar, medyadakiler o zamanlar Yassıada’da olanları ve sonunda idamları alkışlamışlardı... Bu adamların hem kendileri seçmedir hem hukuk ve adalet anlayışları “seçmecidir” ...

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş