Cevap verebilecek varsa buyursun

Selcan TAŞÇI

Bir yeni haftayı daha “Sizden Gelenler” le selamlıyoruz. Bu pazartesinin ilk mektubu hayli ilginç. “Mektubumu ısrarla, illa ki yayınlamanızı istiyorum, adımı gizlemeyin” diyen Afşin Kundak, AKP’nin  “muhteşem 13 yılı”nı yazmış, neleri  “başardığını”; aktaralım:

“Demokrat Parti ve Rahmetli Menderes’ten bu yana ülkemizde vuku bulan gelişme ve hizmetler bazı kör çevreler tarafından hiç anlaşılamadı ve inkâr ediliyor. Bu süreç Rahmetli Demirel ve Rahmetli Özal ile sürdü ve AK Parti ile sürüyordu ki, son seçimde milletimiz tarafından biraz sekteye uğratıldı. Ama yine de umutluyuz, AK Parti mecbur CHP veya MHP ile koalisyon yapacak ve güzel işler devam edecek.

Artık sokaklarımız ABD, Suudi Arabistan gibi mübarek ülkelerdeki gibi son derece lüks arabalarla dolu, eskiden zenginlerimiz ABD-Miami’ye gidince en fazla 70 bin dolarlık ev alabilirken, şimdi milyon, hatta milyar dolarlık evler alabiliyor. Dünyada en zengin ilk 100 içinde kaç Türk var, biliyor musunuz?

ABD gibi artık bizim de kölelerimiz var, onlar Afrika’dan getiriyordu, bizim yerli Kunta Kinte’ler yetmedi, AK Parti ve Davutoğlu sağolsun, Suriye’den, yerinden yurdundan ettiğimiz milyonlarca yeni köle sokakları bekliyor.

Neymiş efendim, Ege’de birkaç lüzumsuz kaya Yunanlı’nın eline geçmiş. Yunan’lı bizim dostumuz, hem Osmanlı olma yolunda çok yol aldık, onlar da bizim tebamız, yani hiçbir sorun yok Kıbrıs da onların olabilir. Ha onların ha bizim, hepimiz Hrant Dink’iz, hepimiz Osmanlı’yız. Savaş ne kötü şey, kardeşçe, barış içinde yaşamak varken neymiş savaştı, fetihti, rahatını boz. Bu konuda en kötü örnekler, Sultan Alpaslan, Fatih Sultan Mehmet gibi çok kan dökmüş kişiler ki, bu gibiler yüzünden “Analar çok ağlamış”. Birinin bunlara “Barış Süreci”ni anlatması gerekirdi. AK Parti sayesinde artık analar ağlamıyor, yapıcı olalım ve “barışın dilini”konuşalım. Şimdilik Kürdistan’ı inşa ediyoruz, ardından Büyük İsrail kuruluyor. Sonra sırada Büyük Ermenistan var, savaşa hayır, barışın dilini konuşmamız lazım.

Anaları çok ağlatmış bir diğer örnek Mustafa Kemal. Ben şahsen Mustafa Kemal’e gıcık oldum, ne vardı Yunan’ı, İngiliz’i kovmasaydı, ne güzel kardeşçe yaşar, hatta dinimizi daha güzel yaşardık. Fethullah Hoca, Said Nursi demiyor muydu: Dinler arası diyalog, onlar da cennetlik, neymiş tek din İslam? Yunan, İngiliz duraydı iyiydi, işin yoksa namaz kıl, oruç tut, üstelik işin yoksa Avrupa Birliği’ne girmek için yırtın. Yunan, İngiliz gönderilmeseydi, çoktan AB’ye girdiydik. Az kaldı, ülkeyi en az 36 parçaya bölünce o iş de tamam.

AK Parti sağ olsun, İslam’ın şartlarını 2’ye indirdi de kurtulduk:

1) Camide gözükmek,

2) Eşinin başının örtülü olması, gerisi lüzumsuz.

Eskiden eli silahlı soyguncuları, sapık katilleri sadece Amerikan haberlerinde veya filmlerinde görür idik. Şükür şimdi ülkemizde her gün eli silahlı soyguncuları, sapık katilleri görmek mümkün hale geldi, müthiş bir gelişme.

Şehirler gökdelenlerle doldu, AVM’ler her yeri kapladı, farklı ülkelerden insanlar ülkemiz madenlerini çok düşük ücret karşılığında çıkarıyor ve insanlığın hizmetine sunuyor, biz de çok sevap alıyoruz.

Balkanlar, Somali, Afganistan, Libya ve Irak’a demokrasi gitti, Suriye’nin de tamamına gitmek üzere ve ne şeref ki, AK Parti, TSK ve MİT’in bunda çok büyük payı var.

Türk kelimesinden de yakında kurtuluyoruz, bu konuda özellikle CHP’nin AK Parti’ye büyük desteğini bekliyorum, hem türban konusunda CHP’nin desteği olmasa idi, türban kreşlere kadar serbest olabilir miydi, şükür kreş çocukları da sevap kazanıyor, CHP’li dostlara, özellikle Dersim’li Kemal Bey’e şimdiden çok teşekkür ediyorum.

Ah!! Rahmetli Özal bugünleri görebilseydi, çok gurur duyardı AK Parti’yle.

Kısaca, Türk ne demek, Mustafa Kemal de kimmiş, ümmetiz biz ümmet. En önemli dostlarımız IŞİD, Barzani, Önder Apo, Mursi, Şeyh Maktum, Müslüman Kardeşler, Suudiler gibi çağdaş ilericiler ve “Biji Obama” çok sempatik adam, aslında gizli Müslüman, bence halife olmalı.

Yakında milletçe köşeyi dönüyoruz da bazıları hâlâ bölünme, ekonomik yıkımdan bahsediyor, ne garip.

Selamlar, ben AK Gençlik’ten Afşin Kundak, cevap verebilecek varsa yazsın da görelim.”

 

*

 

Türkmenlere yardım

Çok sayıda okurumuz, Türkiye’ye sığınan ve zor durumda olan Türkmenlere yardım etmek istediğini ama muhatap bulamadığını söyleyip bizden yardım istiyor. Bildiğim kadarıyla Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı Genel Merkezi ile il temsilcilikleri aracılığıyla yardımlarımızı soydaşlarımıza ulaştırmanız mümkün.

Bu insanlığa ortak olan başka kurum ve organizsayonlar varsa, onlar da kampanyalarından haberdar ettikleri takdirde, onları da duyururuz önümüzdeki günlerde.

 

*

 

Üniversiteleri kurtarın

Prof. Dr. Ali Demirsoy, partilerin koalisyon pazarlıklarında  “yükseköğretim sorunu”  başlığını da açmasını istiyor:

 “Şu anda en zavallı ve güdümlemeye açık kurumlar üniversiteler olmuştur. Ne yazık ki elemanları da bu güdümlemenin en sadık üyeleri olmuştur. Eğer siz silkinmezseniz, bu ülke silkinemeyecektir. Tarih bu sorumluluğu omuzlarınıza yıkacaktır.”

 

*

 

Seçmenin şartları

A.A.Eren, koalisyon ve hükümet kurma çalışmaları “resmen” başlamadan önce AKP’ye muhalif partilerden  “dikkatli olmalarını”  istiyor ve  “seçmen”  olarak taleplerini sıralıyor:

 “Öncelikle seçimin asıl kaybedeni Tayyip Erdoğan’a asla prim vermemek, anayasal çerçevede makamın gereği ölçüsünde söz hakkı tanımak...

AKP’nin hükümet kurmakla görevlendirilmesiyle başlayacak görüşmelerde, seçmene AKP’yle ilgili verilen sözlerden asla taviz vermemek...

AKP’nin tükettiğinin ceremesini AKP’ye yükleyip,enkaz devralıp yıpranmamak...”

 

*

 

AKP, MHP’yi “paralel” ilan eder

“MHP direnmeye devam ederse AKP’yi millete anlatma şansı doğar. Gerisi millete kalmış. Düşerse de düştüğü yerden yiğitçe kalkar”  diyen Emekli Başmühendis Nejat Keloğlu’na göre bir AKP-MHP koalisyonu söz konusu olursa, AKP çok değil üç ay sonra MHP’yi  “paralel”  ilan edip,  “Sırtımızdan vurulduk... Hata etmişiz... Hançerlendik...”  demeye başlar, bununla da yetinmez, MHP’yi kapattırmak için Cumhuriyet Bassavcısı’na emir verir.

 

 

*

 

Kavga

Şiire sevdalı Avukat Çağrı Kavaklıoğlu’nun paylaştığı çalışmalardan minik bir örnek; Madımak’ın yıldönümü arifesine denk gelmesi ayrıca anlamlı:

 “...Kavgamız bugünün işi değil

Kurt başlıklarımız dönmüş kızıla

Baba İshak açmış bayrağı

Baba İlyas’la asılmışız Amasya kalasında

Yetmemiş güçleri asker devşirmişler batıdan

Kanımız akmış oluk oluk Yeşilırmakta Kızılırmakta

Hor görülmüşüz esir düşmüşüz öz vatanımızda

Yılmamışız direnmişiz

Türküler söylemişiz Hızır Paşa’ya inat

Bedrettin’in ardında duaya durmuşuz

Saraylarda toylar kurarken birileri

Bebelerimizi kıl çadırlarda doğurmuşuz

Kâh börklüce, kâh celali demişler

Kimse sormamış halımızı

Dağ köylerinde unutulmuşuz...

(...)

Kavgamız bugünün işi değil

Gelsek de uzay çağına

Ham çarık hâlâ ayaklarımızda

(...)

Yine sarayda birileri, yine adımız celali

Ali İsmail henüz on dokuzunda...

Boşuna uğraşmayın sönmez

Yanıyor ateş hâlâ Gezi Parkı’nda...”

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş