Ceviz Kabuğu nerede olmalı?..

A+A-
Hulki CEVİZOĞLU

Geçen hafta, 12 Mayıs’ta, kurulduğundan bu yana (yaklaşık 3 yıldır) birlikte olduğum Kanaltürk televizyonunun satıldığı açıklanmıştı. Üstelik bugüne değin aleyhinde büyük yayınlar yapılan Fethullah Gülen’i seven bir işadamına.
Eğer kanalda kalırsa Ceviz Kabuğu gibi programlara “inceden serte doğru bir müdahalenin” olacağını adım gibi biliyorum.
O yüzden, şimdi sizlere soruyorum. Hani Ceviz Kabuğu programında sorduğumuz SMS (kısa mesaj sorusu) vardı ya, onun gibi.
 “Ceviz Kabuğu nerede olmalı?”

NELER OLABİLİR?..
Önümüzdeki olasılıkları sıralayayım ki, mevcut koşulları bilerek yanıt verebilesiniz.
1 - CK, Kanaltürk’te kalırsa Atatürkçü yapısına müdahaleler olacaktır,
2 - Kalmaz, istifa ederse, hemen hemen hiçbir yerden teklif gelmeyecektir,
3 - Tahminlerin aksine CK’ya teklif gelecek, bir başka kanalda yayın yapabilecektir.
4 - Tepkileri azaltmak için yeni yönetim, kısa bir süre programın çizgisine dokunmadan yayına izin verecek, yaz tatilinden sonra bir daha yayın yaptırmayacaktır.
5 - Sizlerin aklına gelebilecek başka bir olasılık.
Bu biraz Bekir Coşkun’un, Emin Çölaşan’ın 22 yıl sonra Hürriyet’ten atılması sonrası yazdığı yazı gibi oldu. Sizler o tarihte, “Bir daha Hürriyet almayacağız” demiştiniz. Bu söz kısa bir süre tutuldu, şimdi alıyorsunuz. Hürriyet eski tirajına kavuştu. Bunu Kanaltürk için de yapacak mısınız?
İşte tüm bunları düşünerek sizlere soruyorum: “Ceviz Kabuğu programı ne yapmalı?..” (Lütfen yanıtlarınızı, yukarıdaki e-posta adresine ya da “cevizkabugu.com.tr” ye yazınız. Ama son derece hızlı, olur mu?..)
Bir hatırlatma daha yapayım. 22 Temmuz Genel Seçimlerinden önce, bağımsız milletvekili adayı olmadan önce canlı yayında sormuştum. Politikaya gireyim mi, girmeyeyim mi, diye. Yüzde 90, “evet, gir” demişti. Ancak, Ankara 1. bölgenin bırakın yüzde 90’ı yüzde 10’u oy verseydi, bugün yaşanan tüm bu sıkıntıların TBMM’ndeki sözcüsü olacaktık!!!..

ULUSALCI DAYANIŞMA VE BİLİNCİ VAR MI?..
Bu arabaşlığı 1 Ocak 2008 tarihli yazımda da kullanmıştım. Şöyle demiştim:
Bu duruma rağmen, milliyetçi, ulusalcı, kuvayi milliyeci; sonuçta Mustafa Kemal Atatürk’ün ilkelerini benimseyen aydınlar arasında sıkı bir dayanışmadan söz edilebilir mi?.. Atatürkçü vatandaşlar arasında meydanlarda gördüğümüz bu dayanışmanın, ne yazık ki, aydınlar ve kanaat önderleri arasında olduğunu söyleyemeyeceğim.
Evet, çok yazık ama bu bir gerçek.
Kitleler bu dayanışmayı gösterir ve aydınlardan da bunu beklerken, gizli bir snopluk (kibirlilik, kendini beğenmişlik) mevcut. Ulusalcı aydınlar, diğerlerinin gösterdiği dayanışmayı göstermiyor.
Yılın ilk gününde bu önemli bir itiraf. Ama gerçek.
Bu önemli konunun ayrıntılarına ilerde mutlaka değinmem gerek.
Şimdilik, yılınızın mutlu geçmesini diler; ama umutları soyutlukta değil, kendi somut çalışmanızda aramanızı hatırlatırım.

TEK KİŞİLİK MUSTAFA KEMAL’LER...
Evet, aynen böyle demiştim. Bu dayanışmanın olmadığını her geçen gün görüyor ve kahroluyoruz. İnternet medyasında ve gazete ile televizyonlardaki haberleri gördükçe, “Keşke haklı olmasaydım” diyorum.
Artık neredeyse herkes “tek başına”. Hepimiz “yalnızız.”
Hepimiz “tek kişilik orduyuz.” Tıpkı Mustafa Kemal gibi.
Dün 19 Mayıs’ı kutladık. Atatürk’ün Samsun’a çıkarak, vatanı kurtarma sürecini başlatmasını.
Ne diyordu Atatürk?
“Büyük olmak için hiç kimseye iltifat etmeyeceksin, hiç kimseyi aldatmayacaksın.
Memleket için gerçek ülkü ne ise onu görecek, o hedefe yürüyeceksin.
Herkes sana karşı çıkacaktır, önüne sonsuz engeller koyacaklardır, fakat sen bunlara dayanıklı olacaksın.
Kendini büyük değil, küçük, zayıf, kimsesiz ve araçsız kabul ederek, hiç kimseden yardım gelmeyeceğine inanarak, bu engelleri   aşacaksın.
Bundan sonra da sana ’büyüksün’derlerse, bunu söyleyenlere gülüp geçeceksin.”

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları