Çevre katliamı, Türk milliyetçilerini hiç ilgilendirmiyor mu?

İsrafil K.KUMBASAR
Türk medeniyeti bir ‘su’ medeniyetidir. Tarihte, ‘çevreye’ en fazla önem veren millet de Türk milletidir. ‘Tanrı dağları’, ‘Ötüken ormanı’ ve ‘Orkun ırmağı’ üçgenindeki bir coğrafyada tarih sahnesine çıkan ve hep tabiatın kucağında yaşayan Türkler, ‘oba’, ‘yurt’ diye adlandırdıkları yerleşim birimlerini ‘dağların’, ‘ormanların’ ve ‘su kaynaklarının’ kesiştiği noktalar üzerine kurdular. Tarım ve hayvancılık ile geçinen Türkler, tabiatın önemini vurgulamak için çocuklarına ‘Gökhan’, ‘Dağhan’, ‘Denizhan’ gibi isimler koydular. ‘Törelerini’ ve ‘inançlarını’ tabiattan aldıkları ilham üzerine şekillendirdiler. Bayraklarındaki figürleri bile ‘aydan’ ve ‘yıldızdan’ seçtiler. ‘Ergenekon’ ve ‘Göç’ destanları, ‘Dede Korkut’ hikayeleri, masallar, türküler, şiirler kaynağını tabiattan alan motifler ile doludur. Çevrelerine büyük önem veren Türk hakanları, ‘tabiatın dengeleri’ ile oynamaya kalkışanları ‘en ağır bir biçimde’ cezalandırdılar. Bilge Kağan, taş yazıtlarda, “Üstte gök çökmedikçe, altta yer yarılmadıkça senin ilini ve töreni kim bozabilir” ifadesini kullanıyordu. Fatih Sultan Mehmet Han, yayınladığı bir fermanda, “Ormanlarımdan bir dal kesenin kolunu keserim” diye buyuruyordu. Gazi Mustafa Kemal, Türkleri tarif ederken ‘yıldırım’, ‘kasırga’, ‘dünyayı aydınlatan güneş’ ibarelerine vurgu yapıyordu. * * * Tarihteki büyük kitlesel göçlerin en önemli sebebi, eğer ‘kanlı savaşlar’ değilse, mutlaka ‘çevre şartlarında’ meydana gelen bozulmadır. Türkler, başgösteren ‘kuraklık’ ve ardından gelen ‘çölleşme’ yüzünden, yaşadıkları coğrafyada daha fazla tutunamayarak, kafileler halinde, ‘suyun’ daha bol, ‘iklim şartlarının’ daha elverişli olduğu batıya doğru göç ettiler. Gittikleri her yerde büyük ‘sulama kanalları’ ve ‘sarnıçlar’ inşa ettiler. Bugün Türk milletinin sığındığı son liman olan Anadolu toprakları, Orta Asya steplerinde olduğu gibi ‘çöl haline gelme’ tehdidi ile karşı karşıya. Türk milleti de çevreye karşı olan o ‘tarihi duyarlılığını’ tamamen kaybetmiş durumda. Dünya, yıllardan beri ‘küresel ısınma’ ile uğraşıyor, Türk milleti ise başını gömdüğü kumların üzerinde oluşan ‘seraplar’ ile meşgul oluyor. Çocuklarına ‘daha fazla servet’ bırakmak için birbirleri ile yarışanlar, her nedense o nesillerin içerisinde ‘insan gibi’ yaşayabilecekleri ‘güzel bir çevre’ bırakmayı akıllarına dahi getirmiyorlar!.. Ne yazık ki TEMA’nın dışında ciddi bir çevre örgütü ortalıkta görünmüyor. ‘Çevre’ adı altında faaliyet gösteren bazı örgütler ise, her nedense sadece ‘nükleer santraller’ gündeme geldiği zaman ortaya çıkıyor. * * * ‘Çevrecilik’ milliyetçiliktir. Peki ya Türk milliyetçileri? ‘Türk milletinin direnç kaynağı’ olduğunu iddia edenlerin, ‘Türk vatanına yönelik’ bu ciddi tehdit karşısında neden sesleri solukları çıkmıyor? Milliyetçilik, ‘kuru bir vatan sevgisi’ değildir. Milletini, ‘bilim’ ve ‘medeniyet’, ‘kültür’ ve ‘sanat’ alanında ‘çağlar üzerinden sıçratacak’ bir mücadele azmini ortaya koymak, ama aynı zamanda adına ‘vatan’ denilen coğrafyayı, daha yaşanılır ve daha verimli bir hale getirmek için çalışmaktır. ‘Ormanların’ talan edilmesi, ‘verimli arazilerin’ betonlaşmaya açılması, ‘göllerin’, ‘nehirlerin’, ‘su kaynaklarının’ kurutulması, ‘doğal yaşam alanlarının’ yok edilmesi, ‘Yeni Ergenekon’ olarak adlandırılan Anadolu topraklarının, ‘çöl haline’ getirilmesi Türk milliyetçilerini hiç ilgilendirmiyor mu? ‘Kişisel iktidarlarını’ devam ettirebilmek için yurt çapında ‘beyin yıkama seferberliği’ ilan edenler, harcadıkları enerjinin yüzde birini neden ‘çevre katliamına’ ayırmıyorlar acaba? Neden başında ‘Türk’ olan bir çevre örgütü yok? Neden çevre örgütleri, hep ‘Türk düşmanlarının’, ‘etnik özürlülerin’, ‘travestilerin’ tekelinde. Elde kalan toprakları ‘kurtarmak’ için illa da ‘kan dökmeye’ gerek yok. Birazcık ‘alınteri’ akıtmak yeterlidir. * * * Bir zamanlar, dört nala koşan atlarımızla ‘Asya steplerini’ terk edip, ‘dört iklimin’ bir arada yaşandığı ‘Anadolu sığınağına’ niçin gelmiştik sahi? Yarın Anadolu da ‘çöl haline’ geldiğinde, yeryüzünde gidebileceğimiz bir başka yer var mı?
  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş