CHP ve MHP ne yapmalı?

A+A-
Arslan BULUT

Tayyip Erdoğan’ın “Ocak ayının 19’unda ben Bakanlar Kurulu’nu Beştepe’de toplayacağım” açıklamasından sonra, CHP ve MHP’den cılız tepkiler geldi;  “dostlar karşı çıktığımızı zannetsin”  türünden zayıf açıklamalar yaptılar. Genel başkanlar, tepkilerini grup toplantılarına saklamış olabilir ama söyleyecekleri sözlerin özde kendi parti sözcülerinin söylemlerinden bir farkı olmayacak. Tayyip Erdoğan, bu konuşmaları dikkate bile almayacak!
Çünkü, hatayı bugün değil, ortak cumhurbaşkanı adayı belirlerken yaptılar!
***
Tayyip Erdoğan, parti kurup seçime girdiğinde genç, hırslı ve iddialıydı. Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran ve daha sonraki dönemlerde uzun sürelerle yöneten liderler, göreve geldiklerinde hep gençtiler. Atatürk, İnönü, Menderes, Demirel, Özal ve Tayyip Erdoğan...
CHP ve MHP’nin cumhurbaşkanı adayı olarak ununu elemiş, eleğini duvara asmış, iddiasız bir kişiyi seçmesi, sanki Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı seçilmesini garanti altına almak içindi. Üstelik, söz konusu kişinin babası, Atatürk’e idam fetvası veren ve Kuvayı Milliye aleyhine yazdığı bildiri, İngiliz uçaklarıyla Anadolu’ya atılan Mustafa Sabri’nin peşinden giderek Mısır’a yerleşen bir kişi idi. Kendisi de orada doğmuş ve Türkiye’ye ilk defa 30 yaşında gelmişti!
Böyle bir adayda uzlaşmak, rejim değişikliğinin diğer hamlelerini uygulaması için Tayyip Erdoğan’a verilen açık çek idi...
***
Cüneyt Ülsever’in belirttiği gibi, Cumhurbaşkanı’nın halk tarafından seçilmesi TBMM’de kabul edildiği gün, rejim değişmişti aslında...
Şimdi rejim değişikliğinden öteye, ülkeyi yöneten kadronun, gerek yolsuzluk ve rüşvete bulaşması gerekse, parti kurucuları düzeyinde yabancılara, “yerel yönetimlere özerklik vereceğiz”  sözü vermesinden dolayı, Türkiye’nin siyasi haritası da değişikliğe tabi tutulacaktır. AKP, iktidarda kalırsa, Türkiye’nin etnik ve dinî temelde bölünmesi kaçınılmazdır. ABD, sadece bunun için AKP iktidarına katlanıyor ve şantaj kozlarını kullanmıyor. Zaten iş bitince, AKP’nin hiçbir siyasi değeri kalmayacak!
***
Böyle bir durumda, AKP, CHP ve MHP seçmeni, hatta onlardan önce, parti delegeleri, onlardan da önce, merkez yönetim kurullarının üyeleri milletin istikbalini kurtarmak istiyorlarsa, bir şeyler yapmak zorunda değil midir? Özellikle iki büyük muhalefet partisi, mevcut kadroları ve liderleri ile seçime giderse, AKP’nin yine kazanacağı kesin. Üstelik bu defa AKP, muhalefet partilerinin oylarının parçalanması için el altından çaba sarf ediyor. Yeni kurulan partilere el altından destek veriyorlar.
AKP, rejimi Anayasal olarak da değiştirebilmek için Anayasa’nın değiştirilemez maddelerini de değiştirmeye soyunacak gücü elde etmeye çalışıyor. CHP ve MHP kadroları ise hiçbir değişiklik yapmadan, sadece seçim zamanı gösterecekleri birkaç aday ve klasik propaganda yöntemleri ile kendi konumlarını korumaya çalışıyorlar.
AKP istediği güce ulaşırsa, bunu CHP ve MHP liderleri ve kadroları sayesinde yapmış olacak.
Çünkü, kendilerini yenilemediler, topluma heyecan verecek gençlik aşısını yapmadılar, kendi siyasi projelerini bile topluma sunamadılar. Başından beri mücadelenin medya ayağını ihmal ettiler. Rakipleri, belediye başkanı iken bir gazeteyi finanse etmekle başladı, şimdi neredeyse bütün medyaya hükmediyor!
Bu şartlar altında CHP ve MHP, seçimlerde başarı kazanabilir mi? Veya bugünkünden daha iyi bir sonuç elde etmek adına bu iki partide ciddi bir hazırlık görüyor musunuz?
Şimdi iki partinin liderlerine ve yönetim kadrolarına düşen, konumlarından biraz fedakârlıkta bulunmak, halka umut verecek, atak kadrolar oluşturarak, milletin geleceğini kurtarmaktır. Aksi halde, Türkiye’nin çöküşünden en az AKP kadar sorumlu tutulacaklardır.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları